🔥 Öne Çıkan Konular

Dungeon Siege III İnceleme

Bu konuyu okuyanlar

old_snake

Öğrenci
Katılım
26 Haziran 2011
Mesajlar
2
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
Bu sene pek çok iyi devam oyunu, uzun zamandır ismini duyup çıkmasını beklediğimiz yeni oyunlar ve farklı türlere meraklı oyuncuları memnun edecek bir çok kaliteli yapımın çıkacağı bir sene olacaktı esasında.
Ki halada öyle. Umudunuzu kaybetmeyin. Şu ana kadar çıkmış ve Kasım ayı civarında çıkacak oyunlar ile beraber, muhtemelen gelmiş geçmiş en çok kafa oyunun çıktığı ve beklenen oyunların ardarda dizildiği yegane yıl olacaktır. Düşünün ki Duke Nukem bile çıkmış ki gerisi laf :=) Ancak beklediğim bazı oyunlardaki başarızlık yada bana göre başarısızlık diyelim; piyasaya her yeni çıkan oyun üzerinde bir nebze kuşku duymama yol açmaya başladı. Hunted:Demon's Forge gibi bu kuşkumda haklı olduğum oyunlar var ise de, Witcher 2 gibi beklediğim ve harcadığım tüm zamana değecek oyunlarda çıkmadı değil hani. Beklenen kategorisinde başa güreşmese de, bu ayarda bir oyun daha nihayet çıktı. DUNGEON SIEGE III tüm platformlarda huzurlarınızda.

Dungeon Siege ilk olarak 2002 yılında, Diablo 2 nin hakimiyetindeki bir piyasada çıka geldi. Her ne kadarDiablo 2 hafif hafif eskimeye başlamış olmuşsa da, daha iyisi olmadığından 2002 yılından sonra bile hayli zaman oynanmaya devam etti. Hala oynayanlar var inanın. Gas Powered Games tarafından geliştirilenDungeon Siege, içinde orjinal oyunuda barındıran Dungeon Siege: Legends of Arana isimli bir de ek paket çıkarmış ve hayli sevilmişti. Güzel grafikleri ve hikayesi ile oyun, 2. oyun için bir yol açmıştı bile. Serinin 2. oyunu Gas Powered Games ve yine Microsoft ortaklığı ile beraber 2005 yılında çıktı. Tarzını bozmayan ve standart tıkla-vur mantığı ile giden oyun, ilk oyunun kendisine bıraktığı mirası harcayan bir miras yedi sayılmasa da, fazla beğenilen bir oyun olmaktanda hayli uzaktı. Dungeon siege 2: Broken World isimli bir ek paket çıkaran oyun, maalesef ilk oyunun çizgisine ulaşamamıştır.

Bu başarısızlığını, başka bir firma tarafından çıkan Psp versiyonu ile taçlandıran oyun, geçen zaman içerisinde pes etmemiş ve nihayet multiplatform olarak serinin kronolojik 3. asli itibarı ile de 6. oyununu piyasa sürmüş bulunuyor. Ve işte karşınızda Square Enix tarafından yayınlanan ve Obsidian Entertainmenttarafından geliştirilen yeni oyunumuz DUNGEON SIEGE III
[h=1]Dungeon Siege III

13329-Dungeon%20Siege%203%20PC%20boxart.jpg


Çıkış Tarihi: 6/21/2011
Platform:pC, PlayStation 3, Xbox 360
Yayınlayan: Square Enix
Geliştiren: Obsidian Entertainment
Tür: Aksiyion, RPG

Hikaye olarak 2. oyunun üzerinden 150 yıl geçmiş bir zaman dilimini yakalamış oyunumuzda, tam manası ile bir devamlılık söz konusu değil. Kingdom of Ehb isimli ülkemizin koruyucu birliklerinden biri olan 10. lejyon birliğinden bir askeri yönetiyoruz. Asker demek çok doğru değil aslında. Çünkü Rpg tabanlı oyunlarda sınıf tamamen oyuncu tercihi bir unsurdur ve belirli kalıbı yoktur. Oyundaki temel görevimiz; Kingdom of Ehb kralını öldürüp, şerefli geçmişe sahip lejyon birliğini kralın katili olmakla suçlayan Jeyne Kaasynder'i alaşağı etmek. Oyuna başladığımızda hikayemiz oldukça vasat gelecektir. Merak etmeyin, bu vasatlık ileride de devam edecektir hehe. Çok girift bir hikaye beklemek hayal kırıklığına yol açar. Oyuncuyu hikaye ye çekecek ve merak etkisi uyandıracak ilaveler olsa da, kaba hatları ile olayımız budur. Rpg oyunlarının vazgeçilmezidir yan görevler. Hatta Oblivion gibi bazı hayvani oyunlarda, yan görevlerden bir kısmı, ana görevlerlerin üzerine bile çıkabiliyordu, hatırlayacaksınız. DS3'teki yan görevler, genellikle bir elemanı kurtar yada cesedini bul, cesetten istenilen malzemeyi al mantığı üzerine kurulu.

Oyuna başlarken seçimimiz 4 karakter üzerinde şekilleniyor. Hangi karakteri seçersek seçelim, karakterler genel itibarı ile 2 farklı saldırı ve 3 özellik ile oyuna başlıyorlar. Farklı saldırılar kısa ve uzun mesafe olarak adlandırılabilir. Yahut savaşçıda görünen kılıç kalkan ile dengeli ilerleme veya long sword ile gruba dalma özelliği gibi. Karakterlere bir müdahale söz konusu değil. Hazır olan bu elemanlardan birini seçmelisiniz..

oyun_dergisi_DS3_7.jpg



Karakterlerimiz şöyle
- Lucas Montbarron : Bursa kılıç kalkan ekibinden savaşçımız
- Anjali : Ateşli bir savaşçı ( Gerçek manada ateşli :=))
- Reinhart : Olmaz sa olmazımız büyücü
- Katarina : Oyundaki en güzel şey ve silahlı. Aynı zamanda da favorim :=)

Yüzeysel olarak geçtiğimiz karakter sınıfları hakkındaki ufak bilgiler ile devam edelim. Her karakterin yapabildiği iki farklı saldırıdan bahsetmiştik. Bakınız az yukarıda. Bu vuruşlar sadece etki olarak değil, mesafe olarak yada hasar verdikleri alan oranına görede farklılık gösterdiklerinden dolayı, uzak ve yakın diye iki sınıfa ayırmak mümkündür. Yada güçlü ve seri. Neyse, geçelim. Örneğin Lucas isimli Bursalı arkadaş, kılıç - kalkan beraber kullandığında seri vuruş yapıp hasar oranı düşük iken, diğer mod aktif olduğunda Long Sword ile geniş bir alana, ağır fakat etkili darbeler savurabiliyor. Lakin bu değişken durum direkt savunma puanına etki ediyor. Bunu dikkate alıp stretejinizi ona göre belirleyin.


Göz bebeğim Katarina’da bu durum hasar ve kritik vurma şansınızın yanında, mesafe ile direkt olarak orantılı. Katarina resmen Sniper ustası haline gelebiliyor.

Anjali, hem bir büyücü hem de yakın dövüş uzmanı. Uzaktan vurma ya da yakına girmek gibi seçeneklerin tercihi size kalmış. Keyifli bir karakter. Anjali ile uzaktan alevler yağdırdığınız düşmanlar dibinize kadar ulaştıklarında, stil değiştirerek mızrak ile kendinizden uzaklaştırabilirsiniz.

Sistem şaşırtıcı şekilde mükemmel işliyor. Rahat ve tempoya uygun. Ayrıca her karakterin iki duruşu (Combat Stance) diyebileceğimiz özelliği var. Geçişler tek bir tuşla ve seri bir şekilde yapıldığından, hem etkili, hem de alıştığınızda nerde, hangi durumda olduğunuzu rahatlıkla anlayabiliyorsunuz.


Tüm karakterlerde çok az değişkenlik gösteren bu özellikleri; bulunduğunuz ortam, düşman sayısı ve size olan mesafeleri, savunma stratejiniz ve kullanacağınız büyülere göre tamamen sizin seçiminize göre şekilllendirip, düşmanlara karşı ona göre kullanın. Oyunun, zorluk derecesi arttırılsa bile oldukça kolay bir oyun olduğunu ve bu seçimlerinizin karşınıza gelen ''Boss'' vasfı olmayan adamlarda çok fazla bir önem arz etmediğini de ilave olarak söyleyebilirim.

Klasik izometrik kameraya sahip oyun, karmaşadan uzak oyun yapısı ile herkese hitap eden bir FRP-RPG oyunu olmuş. Eskiden bildiğiniz ne varsa, üzerine hiç bir yenilik getirmeden tıkla-vur yöntemi ile oyuna devam ediyoruz. Kontrollerde gayet basit ve kullanışlı olmuş. Ancak Pc kullanıcısı iseniz, oyunu kesinlikle pad ile oynamınızı tavsiye ederim. Kamera açısını zoom yaparsanız kontrollerin zorlaşabileceğini söylemeliyim. Çünkü ekranın tamamına asla hakim olamıyorsunuz. Bu özellik başlarda rahatsız etsede, alışınca eksikliğini hissetmiyorsunuz. İlerleyen leveller ve kazanılan yeni özellikler ile beraber, kontrollerde bazı aksaklıklar yaşasanız da, netice itibarı ile kötü denecek bir oynanırlık yok oyunumuzda. Oyunun konsoldan aktarma bir oyun olduğunu, oynanırlığın her yanında hissedebiliyorsunuz. Hatta sandık açmalarda bu bariz bir şekilde açığa çıkıyor. Yuvarlanma ve korunma özelliğimiz, Frp dünyasında konsolların daha bir cilaladığı özellik olarak DS3 te de karşımıza çıkıyor. Takla atarak kurtulamayacağımız saldırı yok desek yeridir. Belli bir mesafe uzaklaştığınız düşmanların arkalarını dönerek gitmeleri ise tam bir komedi olmuş. Uzun menzilli darbe yapacağınız bir karakter var ise, 'Ben sırttan vurmam aga' egosunu bir kenara bırakarak saldırın. Özellikle kalabalık düşman birlikleri için çok işe yarıyor.

oyun_dergisi_DS3_1.jpg



Menüler çok basit, ancak çok kullanışlı. Başka yorum ve incelemelerde beğenilmeyen bu sistem, neden se benim hoşuma gitti. Kullanış yada görünümde öyle rahatsızlık verecek çok şey söylemek mümkün değil. Ancak biraz ağırlık olduğu gözden kaçmıyor. Bilhassa itemler için kullanılan loot sistemi güzel geldi bana. Gidişat ta hali ile pek çok silah yada malzeme bulabiliyoruz. Bu malzemelerden karakter sınıfımıza uygun olmayan malzemeyi, özelliklerimiz ve malzemenin özellikleri ne olursa olsun kullanma şansımız yok maalesef. Bunun yanında silah geliştirme özelliğimiz de oyunda es geçilmiş. Hazırda ne varsa onunla yetineceğiz. Oyun içinde sırt çantamızın malzeme dolu olmasının yanında bir halta yaramayan bir çuval olmasını istemiyorsanız, sık sık kontrol ederek bu yaramaz malzemeleri paraya çevirin. Bunun için görev yerleri ve kasabalardaki satıcılar işinizi görecektir. Bunlardan malezeme satın alırken, karakter sınıfınıza uygun malzeme almaya dikkat edin. Aksi halde tonla para verdiğiniz bir malzemeyi geri satarken uğrayacağınız zarar, dilinizin ucuna hafif küfürleri getirebilir.

Level atlama özelliğiniz ise standart. Zaten bunu başka bir şekilde yapmanın pek mümkünatı yok değil mi? Öldürdüğünüz her elemandan kazandığınız puanları, üst seviyeye ulaşınca strateji ve keyfinize göre dağıtabilirsiniz. Genel itibarı ile bu puanları Abilities(yetenek) Proficiencies (Ustalık), Talents (Hüner) özellikleri için kullanabilirsiniz.

Her sınıfın üç asıl yeteneği, bu yeteneklerin de kendine has iki ayrı opsiyonu var. Seçimi yaptıktan sonra her karakterin dokuz yetenek seçeneği daha açılıyor. Bu özelliklere dikkat ederseniz, Co-Op yada Multiplayer oynarken müthiş rakamlara ulaşan kombinasyonları görebilirsiniz. Çünkü oynanış; seçilen sınıf ve yetenek puanı dağılımına göre çok farklı hallere ulaşabiliyor.

Ustalık puanı, kullandığınız yeteneğin gelişimine direkt etki edeceğinden dikkatli kullanın derim. Talent ile direkt sahip olduğumuz dereceye etki edebiliyoruz. Mesela daha şiddetli saldırılar yapabilir, yada defansımızı daha az hasar alacak kadar güçlendirebiliriz.

Onyx-Engine grafik motorunu kullanan oyun, aklınızı alacak grafikler vaad etmiyor. Ancak gözü hiç tırmalamayan ve şeker gibi grafikleri ile tarzın oyuna çok yakıştığını söylemek lazım. Efektler ve vuruş hissiyatı çok çok güzeller. Grafik ayarlarından (Pc kullanıcısı iseniz) detayları arttırabilir ve daha tatlı grafikler görebilirsiniz. Dış mekan ve gölge efektlerinde ki başarı karakter tasarımı ve kaplamalarda ise orta halli kalmış. Bilhassa topladığınız malzemelerin karakter üzerinde görünme özelliği çok çok zayıf. Bu konuda efsane oyunum 'Demon's Souls' bence tek başına iktidardır. Firmaların bu oyuna bakarak, malzemelerin oyuncu üzerindeki etkilerini görmeli ve berbat işler yaptıklarında kendilerinden utanmaları gerekir. Artık işler eskisi gibi kolay değil maalesef. Bu kadar çok sayıda oyun seçeneği ve kaliteli işler çıkaran firma mevcut iken; sadece bu özelliğin olmaması bile, oyunu bir anda kenara itmenize ve farklı arayışlara yönelmenize sebep olabilir. Üstelik malzemelerin karaktere yansıması, atmosfer ve oyunun havasına bizi dahil etmeye son derece etkili özelliklerdir.

Mekanlar hayli zengin. Ancak grafik olarak güzel olmalarının yanında, kaplama zayıflığı yinede göze batıyor. Açık alan ve orman grafiklerini çok beğendiğimi söylemeliyim. Kapalı alanlarda ise sadece idare etmiş grafikler. Geniş mağaralar, zindanlar, gotik katedraller, en bol bulacağınız mekan olan ormanlar ile en kasvetli mekanlarda bile cıvıl cıvıl grafikler göreceğiniz bir tarza sahip oyun.

oyun_dergisi_DS3_2.jpg


Düşman çeşitliliği muhteşem. Hayalet savaşçılar, uçan düşmanlar, yarasalar, gargoiller, dev örümcekler, korsan bozması haramiler, güçlü büyüler, olmaz sa olmazımız iskeletler, ogreler ve farklı tasarlanmış boss'lar v.s derken, bu tarz bir oyunda göreceğiniz hemen hemen her tür düşman, silahınızın ucunda can vermek için üzerinize akın edecektir. Oyunumuzda hiç bir yenilik yada 'yahu hep aynı şeyi kullanıyoruz' jargonuna yer bırakmadan, klasik ekran görünümü kullanılmış. Zaten güzel olan bu sistemi çok fazla kurcalamanında manası yok değil mi? Sağ üst köşede harita. Sol alt köşede ise karakterimizin resmi, enerji ve büyü barı, etrafına döşenmiş özelliklerimiz. Hepsi budur. Standart özellik olarak, büyü kullanınca mana azalıyor. Etraftaki kırılabilir obje yada bazı düşmanlardan düşen orblar ile beraber, mana ve enerjinizi doldurabilirsiniz. Bunlar çok sık çıkacağında, fazla bir enerji sıkıntısı yaşayacağınızı sanmıyorum. Bu işe yarayan büyülerimizde var ve bunu özellikle boss savaşlarında kullanın derim. Yanımıza ilave olan elemanların öldüğümüz vakit ikinci şansı bize veren bir büyü kullanıp, ölmüş olmamıza rağmen kaldığımız yerden devam etmemizi sağlayan bir büyü kullanabildiklerinide arada söylemeliyim.

Müzikler çok başarılı. Giriş müziği ve bulunduğunuz atmosfere göre ritmi düzenleyen yapısı ile gayet başarılı ve oyuna uygunlar. Bunu şöyle izah edeyim. Oyunumuzun konusu her ne olursa olsun, bu tarz renkli ve cıvıl cıvıl grafiklere sahip bir oyunumuz var ise, Rock yada Metal ağırlıklı müzikler oyunda çok iyi durmaz ve sırıtırlar. İnanın bu direkt olarak grafik ile alakalı bir hissiyattır. Diablo'nun sahip olduğu karanlık ve gotik atmosfere cıvıl cıvıl müzikler koyarsanız ne kadar sırıtacak ve kötü duracaksa, DS3'te de ağır müzik kullanırsanız o kadar sırıtır ve kötü durur. Müziklerin dışında oyunun efektleride genel itibarı ile gayet iyi. Büyüler ve silahların sesleri hiç rahatsızlık yada uyumsuzluk göstermeden oyuna güzel adapte olmuşlar. Ancak görev aldığımız da yada bir NPC ile konuştuğumuzdaki seslendirmeler başarılı olsa da, karşımızdaki karakterin ifadeleri özensiz olmuş. Hikaye anlatımındaki sunum, grafik tarzı ve buradaki seslendirme ise gayet güzel olmuş. Fable serisinin üzerimdeki derin katkılarından dolayı, bu anlatım şeklini çok severim. Hatta incelemesini BURADANokuyacağınız WİTCHER 2, bu konuda doruk noktasıdır. Herhangi bir konuşmaya başladığımızda, diyalog sistemi bazı konuşma seçeneklerini açıyor. Gidişata hiç bir etkisi (hemen hemen) olmayan bu seçenekler, hikaye derinliği ve bazı karakterler ile alakalı kararlarımızı etkilemek dışında pek alternatif sunmuyor. Hikaye derinliği ve oyuna daha bir konsantre olabilmek için konuşmaları es geçmeyin derim.

Co-op özelliği çok eğlenceli. Klasik arcade oyunlarında olduğu gibi, bir arkadaşınız ile beraber kendi makinanızda oynayabileceğiniz gibi, Multiplayer oynayacaksanız aynı anda 4 kişi beraber oynayabiliyorsunuz. Ancak burada öyle bir hata yada negatif durum var ki, bu durum tek başınıza oynamayı tercih etmenize yol açabilir. Binbir emek ile oluşturduğunuz biricik karakterinizi, Online yada Multiplayer oyunda kullanamıyorsunuz. Kendi karakteriniz yerine şablon olarak belirlenmiş karakterlerden birini almak zorunda kalıyorsunuz. Yeni karakter ile beraber techizat ve kişisel servetinize de elveda demek zorunda kalıyorsunuz. Bu durum Host'u etkilemiyor. Burada giriş ve çıkış konusunda serbestlik olması nispeten rahatlatıcı bir özellik olmuş.


oyun_dergisi_DS3_4.jpg


Mekanlar ve işleyiş gayet güzel giden oyun, çok muhteşem bir oyun olmasa da; diğer özellikleri ile de idare eder bir yapım olmuş. Fakat ilk oyunun gölgesinde kalmaya mahkum olmuş. Bunu üzülerek söylemeliyim ki, ne 2. nede 3. oyun, bırakın benzerini yapmayı, ilk oyunun yanına dahi yaklaşamamış. Rengarenk yapısı, basit kontrolleri, üst sınıf oyun olmaktan uzak yapısı (bu kural, FRP türü için belirleyicidir) ile DUNGEON SIEGE III , ciddi bir oyun olmaktan çok, konsol ve Pc oyuncuları için çerez niteliğinde bir yapım olmuş. Hikayenin yüzeyselliği, ana görevlere katkısı çok az olan yan görev örgüsü ve konsollara uygun yapısı ile, beklediğiniz oyun (Ki burada Diablo 3 ağır basıyor) çıkana kadar, belki bir sefer bitirilebilecek oyun olmaktan çok öteye gidemeyen bir yapım olmuş DS3. Lakin bu olumsuz referanslarım oyunun eğlenceli bir oyun olmasına mani değil. Oynadığınız zaman aralığında hayli keyifli vakit geçirebilirsiniz. FRP-RPG tabanından ziyade, aksiyon yükü almış bir oyun olmasına rağmen, kötü bir oyun etkitenin yakışmayacağı bir oyun bence. Bu konuda kestirip atmaktan ziyade puanlama ile alakalı şunu söylemeliyim: Oyunun alabileceği maksimum puan 7.0, en düşük puan ise 6.0 civarıdır. Ben oynadım ve beğendim. Türe merakınız var ve bu aralar çıtır-çerez tadında bir şeyler arzu ederseniz, Dungeon Siege 3 tam dişinize göre.

Hakan İnanç
- oyundergis.net

[/h]

 
Üst