- Katılım
- 30 Mayıs 2007
- Mesajlar
- 6,902
- Reaksiyon puanı
- 181
- Puanları
- 1,243
Yıllar önce bir komşumuz vardı. 7 Yaşında bir çocuk, tam doğum gününde yatağından kalkamadı. Tabutu taşınırken annesi "yaş gününü kutlayamadın yavrum neredesin" diye ağlıyordu. Arkadaşları bana sordular "Oktay nereye gitti ki annesi böyle diyor?" ve sonra yine sordular, "Oktay ne zaman gelecek?". Ben de çocuktum, onlara cevap veremedim. Yaşı benden epey küçük olmasına rağmen ben Oktayla çok oynardım. Beni çok severdi Oktay. Ne zaman beni görse yanıma koşardı. Kendi arkadaşlarımdan bile daha çok severdim onu, aramızda ilginç bir bağ vardı.
Bir kaç yıl sonra o anne babanın yeni bir çocukları oldu. Erkan 7 yaşına geldiğinde tıpatıp abisi Oktay'a benziyordu. Ben daha da büyümüştüm ama Oktay 7 yaşında kalmıştı sanki.. Çünkü Erkanla da aynı ölen abisi Oktay gibi bir bağ oluşmuştu aramızda. O da aynı abisi gibi beni gördüğü yerde yanıma koşar bana sarılırdı. Oysa onunla, abisi ile olduğu kadar vakit geçirmemiştik, birlikte oyunlar oynamamıştık..
Şimdi Erkan da büyüdü. 5 yıl kadar oldu hiç görmedim. Halbuki evleri bize hala çok uzak sayılmaz. Sağlıklı bir çocuk, yürümesi gereken yollardan yürüyor.
Bazen dışı yaşlananların içi gençleşir. Benim için uzun zamandır zaman tersine akıyor. Şimdi bakıyorum, dünyaya fiziksel olarak geldiğim doğum günüm değil de, hayallerime anlam veren duygularımın doğduğu 13 Şubat'ta ölüyorum. Bugün benim hem doğum hem de ölüm yıl dönümüm. Ama zaman tersine akıyor dedim ya, o yüzden ölümüm bir kutlama, doğumum ise bir hüzün vesilesi.
Üstelik de bu doğumun ne annesi, ne de babası var artık; Erkan gibi yeni bir evlat getiremeyecekler dünyaya. Bugün ölenin arkasından "doğum gününde neredesin yavrum" diye ağlayan olmayacak. Daha da kötüsü, "Erkan ne zaman dönecek" diye sorulan bir büyük abi de olmayacak.
Elveda Oktay, gittiğin yerde olmayı çok isterdim. Seni sadece ruhumla değil, bedenimle de takip etmek isterdim. Şimdi yerinde Erkan var, oysa onu da görmüyorum..
Bir kaç yıl sonra o anne babanın yeni bir çocukları oldu. Erkan 7 yaşına geldiğinde tıpatıp abisi Oktay'a benziyordu. Ben daha da büyümüştüm ama Oktay 7 yaşında kalmıştı sanki.. Çünkü Erkanla da aynı ölen abisi Oktay gibi bir bağ oluşmuştu aramızda. O da aynı abisi gibi beni gördüğü yerde yanıma koşar bana sarılırdı. Oysa onunla, abisi ile olduğu kadar vakit geçirmemiştik, birlikte oyunlar oynamamıştık..
Şimdi Erkan da büyüdü. 5 yıl kadar oldu hiç görmedim. Halbuki evleri bize hala çok uzak sayılmaz. Sağlıklı bir çocuk, yürümesi gereken yollardan yürüyor.
Bazen dışı yaşlananların içi gençleşir. Benim için uzun zamandır zaman tersine akıyor. Şimdi bakıyorum, dünyaya fiziksel olarak geldiğim doğum günüm değil de, hayallerime anlam veren duygularımın doğduğu 13 Şubat'ta ölüyorum. Bugün benim hem doğum hem de ölüm yıl dönümüm. Ama zaman tersine akıyor dedim ya, o yüzden ölümüm bir kutlama, doğumum ise bir hüzün vesilesi.
Üstelik de bu doğumun ne annesi, ne de babası var artık; Erkan gibi yeni bir evlat getiremeyecekler dünyaya. Bugün ölenin arkasından "doğum gününde neredesin yavrum" diye ağlayan olmayacak. Daha da kötüsü, "Erkan ne zaman dönecek" diye sorulan bir büyük abi de olmayacak.
Elveda Oktay, gittiğin yerde olmayı çok isterdim. Seni sadece ruhumla değil, bedenimle de takip etmek isterdim. Şimdi yerinde Erkan var, oysa onu da görmüyorum..