Cumhurbaşkanı Gül'den çarpıcı sözler

Bu konuyu okuyanlar

Alemci_Dayı

Profesör
Cumhurbaşkanı Gül'den çarpıcı sözler




Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, göreve geldiğinden beri iki yasayı Meclis'e iade etmesine yönelik eleştirilerin ''siyasi olduğunu'' belirterek, ''Benden önceki Cumhurbaşkanı ve 9. Cumhurbaşkanı bir yılda kaç veto etmiş? Benden önceki Sayın Cumhurbaşkanı bir veto etmiş, ondan önceki iki veya üç'' dedi.


- Vicdanım rahat

- Öncekileri bakın, Veto ile övünmem

- Ergenekon davası büyük aşama

- Yeni Anayasa için geniş katılım şart

- Rektörü Cumhurbaşkanı atamamalı

- Gürcistan'daki gelişmenin dışında kalamayız

Gül, Cumhurbaşkanlığına seçilmesinin üzerinden geçen bir yılı NTV'ye değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından yapılan yorumlar hatırlatılarak, ''Siz herkesin Cumhurbaşkanı olma hedefine ulaşabildiniz mi?'' sorusu üzerine, Gül, ''Her şeyden önce ben konumumun farkındayım'' dedi. Anayasal sorumluluklarını, TBMM'de yaptığı yemini bildiğini anlatan Gül, TBMM'deki konuşmalarında neler yapacağını, nasıl bir Cumhurbaşkanı olacağını paylaştığını anımsattı.

Görevde olduğu bir yıldır bunlara bağlı olduğuna dair inancını dile getiren Gül, ''Çünkü Cumhurbaşkanlığı makamı siyasal bir makam değildir. Cumhurbaşkanı Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türk milletinin birliğini, bütünlüğünü temsil eder. Ben, Cumhurbaşkanı olarak devletin başıyım ve bu sıfatla bütün bunları yapıyorum'' dedi.

Gül, bu konuları her zaman zihninde tuttuğunu ifade ederek, ''Yeminde de belirttiğim gibi bağlı olmam gereken ilkelere, önem vermem gereken konulara ve tarafsızlığıma bağlı kaldığıma inanıyorum. Bunlara özen gösterdim ve bundan sonra da özen göstermeye devam edeceğim'' diye konuştu. Gül, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesi kucaklamak, herkesin hakkını hukukunu gözetmek durumunda olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Siyasi amaçlı çeşitli görüşler açık toplum çerçevesinde ortaya konuldu, yazılıyor, çiziliyor ama ben vicdanen rahatım. Bu makam siyasi bir makam değil. Siyaseti bıraktım. Gözetmem gereken hususlar ayrıdır. Onurlu, şerefli Türk milletini temsil etmek gibi bir durumda olan bir kişi için diğer konuların hepsi çok küçük kalır'' diye konuştu.

-''KENDİMİ BAŞKALARININ YERİNE KOYARIM''-

Gül, Türkiye'de son bir yılda toplumda gerginlik ve kutuplaşma yaşandığına ilişkin yorumların hatırlatılması üzerine, şunları kaydetti:

''Türkiye'de bölünme ya da farklı düşünceler, olduğunun ötesinde yansıtılıyor. Çok ayrı düşüncede olan insanlar, birbiriyle mücadele eden siyasi gruplar var. Bu işin doğasının gereği. Bazı ülkelerdeki amansız bölünmüşlük... Bunlar söz konusu değil. Buna inanmıyorum. Hepimizin çok büyük ortak paydaları var. Bunlar söz konusu olduğunda herkesin nasıl birleştiğini, nasıl bir nefes, bir soluk olduğunu gösteren çok çok anlar olmuştur. Bölünmüşlük denen şeyi olduğunun ötesine geçirmemek gerekir. Ben bütün vatandaşlarımı temsil ediyorum. Onların düşüncelerini, hissiyatlarını anlamam gerekir. Ben zaman zaman kendimi başkalarının yerine koyarım. O açıdan vatandaşlarımın farklı düşüncelerini gayet iyi anlıyorum ve görüyorum. Cumhurbaşkanı olduğum süre içinde de temas kurarken, davet yaparken hiçbir ayrım yapmadım. Kimi geldi, kimi gelmedi ama gelenler çok oldu. Ben, acaba onlarla ilgili farklı düşüneceğimi hissederler mi diye özellikle davet ettiğim çok sivil toplum örgütü temsilcisi olmuştur. Benim hiç bir zaman ön yargım söz konusu olamaz. O zaman ben bu makamı hak etmemiş olurum.''

-İKTİDAR VE MUHALEFETLE İLİŞKİLER-

Cumhurbaşkanı Gül, iktidar ve muhalefetle ilişkileri konusundaki soruları da yanıtladı.

Görevinin herkese eşit mesafede durmak ve herkesi kucaklamak, anayasal kurumlar arasında uyum sağlamak olduğunu anlatan Gül, devlet kademeleriyle düzenli görüşmelerinin yanında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal dahil TBMM'deki bütün partilerin genel başkanlarıyla görüşmeler yaptığını dile getirdi.

Türkiye'nin önemli konuları söz konusu olduğunda TBMM'deki ve TBMM dışında kalan, ancak Türk siyasi hayatında önemli rol oynamış parti genel başkanlarıyla baş başa görüştüğünü ya da yuvarlak masa toplantıları yaptığını anlatan Gül, ''Ben doğrusu üzerime düşenleri gayet dikkatli şekilde yapmaya çalışıyorum davetlerimde ayrım yapmadım. Kimseye bir dışlanmışlık hissi vermedim'' dedi.

Gül, anamuhalefet partisi CHP Genel Başkanı Baykal'ın yanı sıra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmelerinde açık, net ve içerikli bir şekilde görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti.

-''VETO ETTİM DİYE ÖVÜNMEM''-

Yasaları Meclis'e iade etme yetkisi ve atamalara ilişkin eleştirilerle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Gül, sözlerine şöyle devam etti:

''Daha önceki cumhurbaşkanları, benden önceki cumhurbaşkanı ve 9. Cumhurbaşkanı... Onlar bir yılda kaç veto etmiş? Benden önceki sayın cumhurbaşkanı bir veto etmiş, ondan önceki iki veya üç... Bu siyasi amaçlı yapılmış bir şey. Tabii ki, ben, 'gelen yasaların şu kadar çoğunu veto ettim' diye övünmem. Arzu ederim ki hiç olmasın. Her şey düzgün gelsin. Niçin TBMM bir kez daha çalışsın? Yazık değil mi? Bazen, eksikler, yanlışlar oluyor. Burada da ben anayasal görevimi yapmam gerekir. Benden önceki sayın cumhurbaşkanları neler yapmışlar, atamalarda nasıl davranmışlar cumhurbaşkanlığı web sayfasında var.''

-''YÖK İÇİNDE BİR BÖLÜNMÜŞLÜK VARDI''-

Gül, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ı atamasıyla ilgili eleştiriler konusunda da şunları söyledi:

''Türkiye'de çok değerli insanlar var. Ben isim bazına girmek istemem. Önemli olan uygulamalar. Bu YÖK Başkanı'nı atadıktan sonra ona şunu söyledim: YÖK'te bölünmüşlük olmamasını... Çünkü daha önce YÖK içinde bir bölünmüşlük vardı. Bunun giderilmesini istedim.

Üniversitelerin kalitesinin, rekabetin artırılmasını, ilim, bilime yönelmelerini, asla bir ayrımcılık, herhangi bir ideolojik beklemediğimin altını çizdim. Daha önceki yönetim tarafından bırakılan strateji belgesinin çok iyi olduğunu biliyorum. Onu rehber edinmelerini söyledim. Uygulamaya baktığımızda bölünmüşlüğün giderildiğini, eski yeni yöneticilerin beraber kararlar aldıklarını görmek beni memnun etti.

Performanslarına baktığımda yanlışlarını görmedim. Başörtüsü ile ilgili kendi aralarında hukuki bir şey yapmışlarsa; doğru, yanlış... Onu savunacak halim yok. Üniversitelerin ülkenin gelişmesine, kalkınmasına katkısına bakarım.''

Cumhurbaşkanı Gül, ''üniversitelerin yeniden yapılandırılması gerektiğini'' de belirterek, ''Üniversitelerin, maalesef çok politize olduğunu görüyorum. Düşüncelerinin hiç önemli olmadığını, son rektör atamalarıma bakarsanız vicdan sahibi herkes bunu görür'' dedi.

Atadığı 28 üniversite rektörünün 22'sinin YÖK tarafından birinci sırada aday gösterildiğini belirten Gül, ''AK Parti'den aday olan bir kişiyi rektör atadığı'' gibi, ''başka siyasi partilerden aday olanları'' da rektör atadığını kaydetti.

Üniversitelerin yeniden yapılandırılmasında rektörlerin seçiminde de yeni usuller belirlenmesi gerektiğini dile getiren Gül, şöyle konuştu:

''Üniversite rektörlerinin, milletvekili gibi seçilmelerinin doğru olmadığı kanaatindeyim. Önemli olan bir üniversiteyi kim daha güçlü yapar, bilimde, araştırmada nasıl daha büyük katkı olur, rekabet doğar, öğretim üyelerinin imkanları daha geniş olur. Dolayısıyla ben yeni sistem getirilmesini, Cumhurbaşkanı'nın bu işe hiç karışmamasını arzu ediyorum. Milletvekili seçimi gibi rektör seçiminin mahsurlarını gördüm. Üniversiteler enerji ve prestij kaybediyor. Cumhurbaşkanı'nın bu işle ilgisinin olmaması gerekir.''

-GÜRCİSTAN'DAKİ GELİŞMELER-

Gürcistan'da yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gül, bugün gelinen sorunun uzun süredir potansiyel olarak var olduğunu söyledi. Gül, Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili ile son iki görüşmesinde konunun hassasiyetine dikkat çektiğini ifade ederek, ''dikkatli hareket edilmesi gerektiğini paylaştığını'' bildirdi.

Kafkaslarda huzur, istikrar ve barışın Türkiye'nin de çıkarına olduğuna, böylece ekonomik işbirliğinin gelişebileceğine işaret eden Gül, şöyle devam etti:

''Kan, göz yaşı bizim hiç görmek istemediğimiz konudur. Bu işlerin suhuletle ve konuşarak, diyalogla çözülmesini daima önerdik. Bugün de bunun için bir çalışma içindeyiz. Olay çıktıktan sonra, gerek Gürcistan Devlet Başkanı gerek Rusya Devlet Başkanı ile görüştüm. Bu işlerin dışında kalamayız. Güçlü bir şekilde bölgenin istikrarı için uğraşacağız. Türkiye'nin dikkatli, dengeli, kararlı şekilde doğruları savunması ve bunlar için uğraşması gerekli. Bölgemizde daima dikkatli olmak gerektiğini söylerim. Bunun için de Türkiye'nin güçlü olması gerektiğini ve güçlü olmanın nelerden geçtiğini paylaşmışımdır. Dünden itibaren yeni bir safha aldı bu sorun.

Rusya'nın kararı (Abhazya ve Güney Osetya'yı tanıması) aceleci bulundu. Gürcistan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliği herkes için önemli. Birleşmiş Milletler'in sınırlarını tanıdığı bir ülke... Bunun altında yatan saikler, birçok gerekçeler var. Bunlar tartışılıyor. Sadece Gürcistan bağlamında değil, bunun dışında saikler ve meseleler var.''

Türkiye ile Ermenistan futbol milli takımları arasında oynanacak 2010 Dünya Kupası Eleme Maçı için Ermenistan Devlet Başkanı Serz Sarkisyan'ın davetine katılıp katılmayacağına henüz karar vermediklerini de dile getiren Gül, konunun değerlendirildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Hükümetle kavgalı olmak veya hükümetin yaptığı doğru işleri (bu yanlıştır) diye ortaya çıkmanın da bir marifet olduğu inancında değilim. Ama yanlış söz konusu olursa bu yanlışı da gayet açık yüreklilikle konuşurum, söylerim, düzeltmelerini isterim ve böyle de yapıyorum'' dedi.

Gül, Cumhurbaşkanlığına seçilmesinin üzerinden geçen bir yılı NTV'ye değerlendirdi.

Gül, ''Bir gazetede (Cumhurbaşkanlığı prestij kaybetti, 4. sıraya indi) diye haber var. Sizin bununla ilgili bir izlenimiz oldu mu?'' sorusu üzerine, ''Ben böyle bir araştırma bilmiyorum. Türkiye'de ön yargılı, kasıtlı yapılan bir çok şey var. Onun için bilmiyorum ve görmedim. Ancak polis, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) halkın gönlünde ne kadar yer edinirse ben o kadar mutlu olurum'' dedi.

''Siyasette uzlaşmaya'' dönük gelecek dönemde çalışmasının olup olmayacağının sorulması üzerine Gül, kendisinin icraatın başında olmadığını, görevlerinin Anayasa ile belli olduğunu ifade etti.

Türkiye'de Anayasa tartışmalarının tekrar açılacağını, çünkü çeşitli kesimlerden bu konuda talep olduğunu belirten Gül, ''Burada benim önem verdiğim nokta bunun metodolojisinin çok önemli olduğudur. Bazen insanlar yapılan işte tuzunun olmasını isterler. Güzel olsa da kendi katkısı yoksa bunu tenkit ederler'' diye konuştu.

-HÜKÜMETLE İLİŞKİLER-

''Hükümetle aranıza yeterince mesafe koyabildiğinizi düşünüyor musunuz?'' sorusu üzerine Gül, şunları kaydetti:

''Şimdi hükümetle kavgalı olmak ayrı bir şey, hükümetle belli mesafeler içerisinde Türkiye'nin çıkarına çalışmak farklı bir şey. Benden önce siyasetten gelmiş olan sayın Cumhurbaşkanları vardır. O dönemlerle benim dönemimi mukayese ederseniz en iyi değerlendirmeyi sizler yaparsınız. Ama hükümetle kavgalı olmak veya hükümetin yaptığı doğru işleri (bu yanlıştır) diye ortaya çıkmanın da bir marifet olduğu inancında değilim. Ama yanlış söz konusu olursa bu yanlışı da gayet açık yüreklilikle konuşurum, söylerim, düzeltmelerini isterim ve böyle de yapıyorum. Şöyle bir yanlış anlayış var; enerjilerimizi biz kavgaya mı harcayacağız? Devlet kurumları arasında uyumu sağlamak benim görevim. Hükümetle diğer Anayasal kurumlarla... Ben bütün yüksek yargının başkanlarını buraya davet ettim o kritik dönemlerde. Onlar içini bana açtı, ben onları dinledim. Vermek istedikleri mesajları aldım, paylaşmam gerekenlerle paylaştım. Bütün bunları yaptım ve bunları yapmaya devam edeceğim. Kavgayla çekişmeyle bu ülke çok şey kaybetti. Bunların maliyeti çok büyük.''

-''MECLİS ANAYASAYI DEĞİŞTİRİR''-

''Bu meclis Anayasayı değiştirebilir mi?'' sorusu üzerine Gül, bu Meclisin vasıfları itibariyle dikkati çeken bir meclis olduğunu ifade etti.

Meclisin, büyük katılımla seçilen ve Türkiye'deki ekstrem denilebilecek siyasi akımları bile yansıtan bir Meclis olduğunu söyleyen Gül, bu Meclisin kararlarını alacağını, alacağı kararlar yanlış olursa bunu Anayasa Mahkemesi'nin düzelteceğini kaydetti.

''Bu Meclis kanunlar da yapar Anayasa'yı da değiştirebilir. Çünkü Anayasa nasıl değiştirilir bütün kurallar ortadadır'' diyen Gül, burada psikolojik tarafın daha önemli olduğunu belirtti. Gül, ''Anayasa herkesi bağlayan en üst belge. İstediğiniz anda değiştiremezsiniz. Büyük ve önemli bir belge. O açından Anayasa yapılırken herkesin mümkün olan en geniş katılımın sağlanması ve onların görüşleri ve fikirlerini almanın önemli olduğunu düşünüyorum onun için metot bazen esas kadar önemlidir, diyorum'' dedi.

-''GÜNLÜK POLİTİK ŞEYLERE GİRMEK İSTEMİYORUM''-

Cumhurbaşkanı Gül, ''Türban meselesini konuşamadık'' sözlerine, ''Bunu politikacılarla konuşun. Neyi söyleyeceğim ben türban meselesiyle ilgili?'' karşılığını verdi.

''Başörtüsü konusunun Türkiye'nin gündemine bir süre gelmeyeceğini düşünüyorum'' sözleri üzerine ise Gül, ''Gelir gelmez ayrı mesele. Sokakta gidiyorsunuz görüyorsunuz insanların halini. İnsanların birbirleriyle bir problemi var mı? Biz kendimiz mesele çıkartmayalım. Bizim yapacağımız çok şey var. Sorunlarımızı niye bu kadar ihmal ediyoruz'' diye konuştu.

''Günlük politik şeylere girmek istemiyorum'' diyen Gül, ''Bilim ve teknolojiyle ilgili ben bu köşkte toplantılar yaptım. İlk defa bilim ödüllerini bu köşkte verdim. Kültür çalışmaları yaptık, eğitim konuları, bunlar Türkiye'nin büyük meseleleri. Türban falan filan...İnsanlar nasıl isterlerse öyle hareket etsin, bana ne... Niye ben o konulara gireyim?'' dedi.

Gül, bir sene içerisinde ''en büyük zamanı ve gayreti Türk dış politikasına'' verdiğini ifade etti.

Türkiye'nin sadece kendi içinde uğraşan bir ülke değil, bölgesel, uluslararası konularla uğraşan, bunlara katkı sağlamak için çaba gösteren bir ülke olduğunu ifade eden Gül, ''Enerjimizi içeriye değil, dışarıya verelim. Türkiye'nin ileriye gitmesini ve güçlenmesini anlamsız meselelerle engellemeyelim. Kendi kendimizi yormayalım. Bizim kaybettiğimiz çok yıllar var. Bizim gece gündüz koşturmamız lazım'' dedi.

Türkiye'nin bir kaç yıl içerisinde çok daha görünür biçimde bölgenin en güvenilir ülkesi olacağına inandığının altını çizen Cumhurbaşkanı Gül, ''Türkiye'nin bir kaç sene sonra hayal edilemeyecek bir noktaya geleceğine samimi olarak kesin olarak inanıyorum'' dedi.

-ÖZ ELEŞTİRİ-

Gül, ''Bir senenin öz eleştirisini yaptığınızda ne diyorsunuz?'' sorusu üzerine, ''Şüphesiz ki herkes yaptığı işi 'dört dörtlük yaptım, hiç bir noksan kusuru yoktur' diyorsa ona inanmamanız lazım. Daha iyi yapabileceğim işler olmuştur. 'Onu öyle değil de böyle yapsaydım' dediğim işler vardır. Bunlar gayet normal şeyler. Genel olarak baktığımız zaman içim rahat. Çünkü yeminime sadığım herkese eşit mesafedeyim. Fikri zikri ne olursa olsun Çankaya'yı herkese açtım'' diye konuştu.

''Yanlış yaptığınız şeyler var mı?'' sorusuna Gül, ''Olabilir, yanlış yaptığım da olabilir'' karşılığını verdi.

Cumhurbaşkanı Gül, Kıbrıs ile ilgili olarak ise ''Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözümü destekleyen, ama bir taraftan da kararlı bir şekilde duruşumuzu devam ettiriyoruz'' dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Ergenekon'' Davası ile ilgili, ''Bu konular Türkiye'de her zaman vardı. Bunların varlığını herkes bilirdi ama bu konulara değinilmezdi. Böyle bir davanın Türk mahkemelerine teslim edilmesinin, mahkemelerimizin açık, şeffaf, kuralları belli usuller çerçevesinde bunlara bakacak olmasının Türkiye açısından bir aşama olduğu kanaatindeyim'' dedi.

Gül, Cumhurbaşkanlığına seçilmesinin üzerinden geçen bir yılı NTV'ye değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Gül, kapatılan Refah Partisi'nin eski Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın kalan cezasının kaldırılması ile ilgili sorular üzerine, bu konuda açıklamalar yaptığını ancak bazılarının ön yargılı davrandığını kaydetti. Gül, Erbakan'ın cezasının kalan kısmı kaldırılırken sadece hükümlülüğünün sona erdirildiğini, diğer davaların devam ettiğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanlarının istediği insanı affedebilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını vurgulayan Gül, yalnızca hükümlüler içerisinde sağlık durumu elverişsiz olanlar hakkında böyle bir karar verilebildiğini ifade etti.

İstediği kişi için, ''getirin, ben bunu affediyorum'' deme gibi bir yetkisi olmadığını ifade eden Gül, gazetelerde başka isimlerin de yer aldığını ve kendisine, ''bunları da affet, adil ol Cumhurbaşkanı'' çağrılarının yapıldığını söyledi. Adil olmaya önem verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Gül, adaletli olmayan bir devlet adamının kötülük yapmış olacağını, bu konuda büyük titizlik gösterdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, gazetelerde yer alan isimlerle ilgili bilgi istediğini aktararak, mahkemesi devam eden kişileri affetmesinin mümkün olmadığını tekrarladı. Gül, ''Ben o isimlere baktım. Onların yarıdan çoğu, büyük bir kısmı tutuklu, mahkemeleri devam ediyor. Anayasa bana böyle bir hak vermemiş, benim onlarla ilgili yapabileceğim bir konu yok'' dedi.

Kuddusi Okkır ile ilgili kendilerine yapılan başvuruyu hemen Adalet Bakanlığına bildirdiklerini açıklayan Gül, ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından, İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı ve Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever'in durumunun hatırlatılması üzerine de ''Ona da baktırdım. Benim önüme gelmiş böyle bir durum yok. Gelsin benim önüme böyle bir durum, ben o zaman o dosyaya bakayım. Benim önüme gelmeyen, benimle ilgisi olmayan bir durumla ilgili bana 'yanlış yapıyorsun, adil olmuyorsun' demek de bana karşı adaletsiz, adil olmayan bir davranış'' diye konuştu.

-''(DOKUNULMAZLIĞIMI KALDIRIN) DEDİM''-

Refah Partisi ile ilgili biri ceza, biri hukuk davası olmak üzere iki dava açıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Gül, ceza davası açıldığı dönemde, o zaman milletvekili olmayan partinin genel başkan yardımcıları, genel sekreteri ve muhasibinin yargılanarak beraat ettiklerini söyledi. Milletvekili olduğu için o davada yargılanamadığını belirten Gül, ''Ben Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak TBMM'ye gittim. Komisyona, -belki ilktir bu- 'Benim dokunulmazlığımı kaldırın' dedim ama başkaları da olduğu için kaldırmadılar. Ama ben gittim ve bunu söyledim'' dedi.

Gül, hukuk davalarında dokunulmazlığın engel olmadığını, kendisi hakkında açılan tazminat davasında yargılandığını ve ''Dışişlerinden sorumlu bir başkan yardımcısının para işleriyle alakası yok'' diye karar verildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Gül, bunların bilinmesine ve açıklamalar yapılmasına rağmen, bazı çevrelerin cumhurbaşkanlığı makamını hala siyasi gördüğünü ve yıpratmak için bunları söylüyor olabileceğini ifade etti.

-''ÇUKURAMBAR BULUŞMASI''-

Cumhurbaşkanı Gül, ''Bir Çukurambar konusu vardı. Anayasa Mahkemesinin Adalet ve Kalkınma Partisi ile ilgili kararından hemen önceye rast geldi. Bu görüşme niçin basından saklandı, niçin bir evde yapıldı, orada bir dördüncü kişi oldu mu olmadı mı? Orada ne konuştunuz?'' sorusunu ise şöyle yanıtladı:

''Tabii ki hepimizin konumlarımız var. Ayrıca insani konumlarımız ve arkadaşlıklarımız, ilişkilerimiz var. Benim o toplantıda olduğumu hiç kimse bilmiyordu. Siz biliyor muydunuz? Takip eden basın biliyor muydu? Yani gizli... Benim bilinmemem gerekmiş olsaydı hiçbiriniz bunu bilmiyordunuz ama biz söyledik ev sahibine, o açıkladı. 'Evet, burada Sayın Cumhurbaşkanımız da vardı' dedi. Biz söylemeseydik bu haberde olmayacaktı belki ama biz söyledik. Dolayısıyla gizli kapaklı bir şey değil. Muhakkak ki bizim de bir araya gelip, rahat konuşabileceğimiz demek ki bazı şeylere ihtiyacımız oluyor.''

Cumhurbaşkanı Gül, ne konuşulduğunun tekrar sorulması üzerine ise ''Kendi aramızda konuştuk. Herkesin tabii ki zaman zaman konuşmaya ihtiyacı olur'' dedi. Görüşmede, dördüncü bir kişinin olup olmadığının tekrar sorulması üzerine de Gül, ''Hayır, söz konusu değil'' yanıtını verdi.

-''ERGENEKON'' DAVASI-

Cumhurbaşkanı Gül'e, ''Ergenekon'' davası ile ilgili sorular da yöneltildi. ''Çankaya Köşkü'nden Ergenekon nasıl takip ediliyor, nasıl bakıyorsunuz?'' sorusu üzerine Gül, soruşturmanın çok önce, kendisi cumhurbaşkanı olmadan önce başladığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu davayla ilgili ismi geçenler veya tutuklu olanlar... Hiç kimseyi suçlu ilan edemeyiz. Bu konuda herkesin dikkatli olması gerekir. Önemli bir dava tabii ki. Bu konular Türkiye'de her zaman vardı, bunların varlığını herkes bilirdi ama bu konulara değinilmezdi.

Şimdi memnuniyet verici olan bir şey şu ki savcılar bununla ilgili çalışmalarını yapmışlar ve böyle bir konuyu mahkeme safhasına getirmişlerdir. Önemli olan bu kadar iddialar, bu kadar silahlar, deliller olduğuna göre, bunların savcılar tarafından toparlanıp, hakimlere teslim etmeleridir. Tekrar söylüyorum, hiç kimseyi burada suçlu ilan edemeyiz. Hiç kimseye çeşitli şeyler yükleyemeyiz. Bunlar ahlaki, hukuki ve doğru olmaz. Böyle bir davanın Türk mahkemelerine teslim edilmesi, mahkemelerimizin açık, şeffaf, kuralları belli usuller çerçevesinde bunlara bakacak olmasının Türkiye açısından bir aşama olduğu kanaatindeyim.''

Çeşitli insanlar ve yanlış yapan kişilerle ilgili iddiaların mahkemelere intikal ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, bu meselelerin kurumları yıpratmak için kullanılmamasını istedi.

Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi: ''Kurumlar bizim kurumlarımızdır. Bütün kurumların, siyaset kurumunun, askerin, polisin içinde, bürokrasinin içerisinde, sivil hayatta yanlış yapanlar çıkabilir. Yetkilerini kendilerine göre, aşırı, sınırlarının dışına çıkıp değerlendirenler, kendilerine görev çıkartanlar olabilir. Kanunlar karşısında herkes nasıl eşitse, bu eşitlik bugün çalışıyor, görüyorsunuz. Bu açıdan, kurumlarımızı, özellikle bu davayla ile ilgili söylüyorum, yıpratmamaya, kurumlarımızı ayrı tutmaya... Yanlış yapanlar ayrıdır, kurumlar ayrıdır. Buna herkesin dikkat etmesi gerektiğini ben burada söylemek istiyorum. Çünkü bazen hissiyatlar çok öne çıkıyor. Bazen eleştiriler yapılırken perdenin arkasını bilmeden çok aşırı eleştiriler yapılıyor, dozajı aşıyor sonra da kendi kendimizi yıpratır duruma da geliyoruz. Böyle olmamalı. Açık, şeffaf, dürüst bir şekilde... Kimse engellenmemeli. Savcılar ve hakimlerin, özgürce, kanunların verdiği bütün yetkileri rahatlıkla kullanarak hareket etmeleri gerekir.''

-''VATANDAŞLARIN AİDİYET DUYGUSU GÜÇLENDİRİLMELİ''-

Jandarma Genel Komutanlığı görevini dün devreden Orgeneral Işık Koşaner'in konuşması hatırlatılarak, ''AB ile ilişkilerin Türkiye'nin terörle mücadelesinde zafiyet yaratacak bir tehlike oluşturup oluşturmadığının'' sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Gül, bu dinamik sürecin sürekli gözden geçirildiğini, Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında da konuşulduğunu söyledi.

Koşaner'in güzel bir konuşma yaptığını, tamamına bakıldığında da AB sürecine verilen önemin, insan haklarının standardının yükselmesinden duyulan gururun da konuşmada yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Gül, bir taraftan da bunlar sonucunda bir boşluğun ortaya çıktığına dikkat çekildiğini kaydetti. Gül, bunlardan yola çıkılarak kurumlara, TSK'ya, Emniyet Teşkilatına karşı yıpratıcı bir tavır içerisine girilmemesi gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Gül, ''Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Teşkilatımız, bunlar ne kadar güçlü olursa o kadar gurur duyarız. Buna hepimizin ihtiyacı var ve hepimiz bu dikkati göstermeliyiz'' dedi.

-''TERÖR, TÜRKİYE'NİN VE DÜNYANIN EN ÖNEMLİ KONUSUDUR''-

''Kırsal alandaki hareket kabiliyetinin sıkışması üzerine terör örgütünün şehirlere yöneldiğinin'' ifade edilmesi ve bu süreçte Türkiye'nin parametrelerinin ne olduğunu sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Gül, ''Terör gündemimizdeki en önemli konudur. Terör, Türkiye'nin ve dünyanın en önemli konusudur. Uzun yıllardır bu mücadele devam etmektedir. Terörle mücadelenin bir çok yolu vardır. Bir taraftan silaha silahla karşı koymak, diğer taraftan da başka imkanları da devreye sokarak bu işi götürmek'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı olduğunda ilk ziyaretini Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne yaptığını hatırlatan Gül, buralarda halkla iç içe olduğunu, büyük sevgiyle karşılandığını söyledi. Bunun, kendi şahsında devlete karşı gösterilen sevgi olduğunu belirten Gül, ''Onların gösterdiği sevgi, bu ülkenin birliğinin ve bütünlüğünün bozulamayacağına olan inancımı bir kez daha pekiştirdi'' dedi. Türk askerinin zor şartlar altında, büyük fedakarlıklarla mücadele verdiğini gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti:

''Bütün vatandaşlarımızın devletimize olan aidiyet duygusu çok güçlü olmalıdır. Türkiye'nin bütün coğrafyası, doğusu batısı, kuzeyi güneyi, ya da kendini etnik olarak, dini gruplar ve mezhep olarak kendini nasıl tanımlıyorsa, herkesin bu ülkenin eşit vatandaşı olduğunu ve Türkiye'nin hepsinin öz yurdu olduğunu, öz yurdunda hiç kimsenin kendini garip hissetmemesi gerektiğine inanıyorum. Bu vatandaşlarımızın aidiyet duygusunu güçlendirmenin birinci mesele olduğuna inanıyorum. Muhakkak ki birçok mesele, problem var. Bunları asla görmezlikten gelemeyiz. Problemleri hasır altı etmek, kapının altına saklamak en kolay iştir ama bu, gelecek nesillere ve gelecek dönemlere, bu problemlerin daha kronik olarak karşısına çıkmasına neden olur ki bu aslında büyük bir kötülüktür.

Sıkıntıları büyük bir cesaret ve soğukkanlılıkla ele alıp, inceleyip, üstüne gidip ve bunları vaktinde çözmemiz lazım. Bir taraftan terör, bir taraftan da kiminin terör, kiminin Güneydoğu Anadolu, kiminin Kürt meselesi dediği bu meselenin muhakkak ki kendi inisiyatifimiz ve kendi kendimize çözümüdür.

Şüphesiz ki bunun çözümünde çok önemli gelişmeler de olmuştur Türkiye'de. Türkiye'nin demokratik standartları yükseldikçe aslında şikayetlerin çoğunun gittiğini de eğer insaflıysa, herkesin görmesi gerekir. Bu konuyla ilgili de daha yapılacak işler vardır. Devletimiz bunu soğukkanlılıkla değerlendiriyor ve çalışmalar yapıyor.''

-''BAĞDAT'I BEN DE ZİYARET ETMEK İSTİYORUM''-

Bölücü terörün hiçbir şekilde gerekçe gösterilemeyeceğine de vurgu yapan Cumhurbaşkanı Gül, ''Bununla devletimiz sonuna kadar mücadele edecektir. Asla bir zafiyet verilmeyecektir'' dedi.

Bu konuda Irak ile ilişkilerin önemine de dikkati çeken Cumhurbaşkanı Gül, bu konuyla ilgili mesafeler alındığını, ABD'nin bu konunun içerisine sokulabilmesinin de çok önemli olduğuna işaret etti.

ABD ordularının Irak'tan çekilmesinin Irak genelinde ve özellikle Kuzey Irak'ta sorun yaratıp yaratmayacağının sorulması üzerine de Gül, ABD'nin Irak'tan çekilmesinin terörle mücadeleden ayrı olduğunu söyledi. Amerikan askerinin Irak'ın kuzeyinde dağlarda Türk askerine yardımcı olmadığını söyleyen Gül, Irak hükümetiyle yürütülen samimi iş birliğinin önemini vurguladı.

Irak Cumhurbaşkanı Talabani'nin Türkiye'yi ziyaret ettiğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Bağdat'a gittiğini hatırlatan Gül, Bağdat'a kendisinin girip gitmeyeceğinin sorulması üzerine, ''Ben de ziyaret etmek istiyorum Bağdat'ı. Bunun zamanlaması için arkadaşlar çalışıyorlar'' yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Gül, şehirlerde yaşanan terör olaylarını ''utanılacak olaylar'' olarak niteleyerek, terör örgütünün Güngören'deki saldırı gibi saldırıları sahiplenemediğini de söyledi. Gül, ''Çıkıp sahiplenemiyorlar. Bu, insanlık dışı, masum insanlara, çocuklara, kadınlara karşı yapılan canice bir saldırıdır. Çıkıp 'bunları ben yaptım' diyememektedir'' dedi.

İzmir ve Güngören'deki saldırıların terör örgütü PKK tarafından düzenlendiğinden emin olup olmadığı sorusuna Gül, ''Bana verilen bilgiler böyledir. Bunların hepsi terör örgütüyle ilgili konulardır'' yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Gül, Emniyet Teşkilatını, fedakarca çalışmalarından dolayı kutlayarak, en karmaşık olayların çözülebildiğini, ortaya çıkarılabildiğini ve bazı olayların önceden önlendiğini belirtti.

-''ÖZEL HARCAMALARIMI KENDİM KARŞILADIM''-

Cumhurbaşkanı Gül, özel hayatıyla ilgili soruları da cevaplandırdı.

''Eşi Hayrünnisa Gül'ün türbanı nasıl bağladığına, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan ile ilişkilerine'' yönelik basında haberler yer aldığının hatırlatılması ve bunlar hakkında neler hissettiğinin sorulması üzerine Gül, kamuyu, kamunun gücünü, milleti temsil eden insanlarla ilgili herkesin bilgi edinme hakkı olduğunu söyledi.

Herkesin farklı görüşlere sahip olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Gül, ''Bizim, 'Şunlar da tamamen bizim özel hayatımız' diye alanımızı genişletme hakkımız yoktur. Bunlar gayet normaldir ama bir de gerçekten çok özel, istismar edilmemesi gereken konular vardır. Nihayetinde bir tatil yapılacaksa bu herkesin hakkıdır. Çünkü işini, görevini daha sonra iyi yapabilmesi için böyle bir hakkı vardır. Onları zorlaştırmanın, onları, dozunu kaçıracak şekilde istismar etmenin de doğru olmadığı kanaatindeyim ama eleştiriler varsa tabii ki yapılabilir'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül, bir iş adamının yatıyla tatil yaptığına ilişkin eleştirilerin hatırlatılması üzerine de, ''Ben özel hayatımla ilgili ne yaptıysam bunların karşılığını kendim karşıladım. Benim özel hayatımla ilgili yaptığım ne varsa, bu tatilim olabilir, başka harcamalarım olabilir bunlar benim kendi özel harcamalarımdır, yani bu konularda şeffafımdır'' dedi.

5 yıllık Dışişleri Bakanlığı döneminde neredeyse hiç tatil yapmadığını, bunun da övünülecek bir şey olmadığını kaydeden Gül, bu dönemde sadece iki yıl 2'şer gün tatil yaptığını, birinde kaldığı otelin resimlerinin çekildiğini, afişe edildiğini, tatilin ücretini kendisinin ödediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, ''Bu son tatilde de bana düşen kısmı ben kendim ödedim'' dedi.

''Hayrünnisa Hanım ile Çankaya Köşkü'ne tesettürün, baş örtüsünün girmiş olması, Türkiye'de ve dünyada ilgi uyandırdı ve tartışmalara yol açtı. Bir yıl içinde bu mesele kapandı mı? Türkiye'nin artık böyle bir meselesi yok mu? sorusuna da Cumhurbaşkanı Gül, şu yanıtı verdi:

''Benim öyle bir misyonum, amacım yok. Benim eşim neyse o. Hayatı nasılsa, hayatımız nasılsa onu öyle devam ettiriyoruz. Halkın içerisine girerseniz zaten böyle problemler söz konusu değil. İnsanların karakteri önemli. Doğru bir iş mi yapıyor, yanlış mı iş yapıyor, bu önemli. İnsanlar ülkesine, insanlığa faydalı mı oluyor, yoksa faydası olmuyor mu, bu önemli açıkçası. Ben şekille ilgilenmem açıkçası.''

27 Ağustos 2008, Çarşamba


KaynaK
 

WaterBoy

Profesör
Röportajın tamamını izledim.Normalde yaptıklarını beğenmesem de çok akılcı konuştu Cumhurbaşkanımız.
 

berckai

Profesör
bak bu adam türkiyenin 11. cumhurbaşkanı adam gibi adamda işimiz kehanetlere kalmadı ama bir yerde okumuştum türkiyenin 11.ci paşası iyi işler yapacak türkiyeyi ihya edecek diye herhalde bu paşa ergenekon paşası değil ya :D
 

SDN Son Haberler

Son mesajlar

Üst