Bizim Çocukluğumuz...

-Beneficence-

Müdavim
Müdavim
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
7,841
Reaksiyon puanı
31
Puanları
228
Ja1Mw.jpg

Zaman zaman çocukluğunu özleyen biri olarak bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim umarım size bir nebze olsun geçmişinizi hatırlatabilirm...

Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta Babamın bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.....

En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.

Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi.
Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacacı evine gidip gelen elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi...
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık.
Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.
Komşumu tanımıyorum ama evinin camında,
temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ;
bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
Evlerimiz var, içinde yaşayan yok.
Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar,
ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,
onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ' vale ' lerin, ' bady ' lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp,
taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi?..
"Her toplum hakettiği gibi yönetilir" derler ya, hakettiği gibi de yaşar diyelim mi ? —
 

pcwolf

Müdavim
Müdavim
Katılım
21 Ocak 2009
Mesajlar
7,542
Reaksiyon puanı
33
Puanları
1,228
Ahlak konusuna da değinseydiniz tam olurdu, çocukluğum benzer geçti benim de.
Misketler saklambaçlar falan filan, şimdiki çocuklar onları bilmez ama kendilerinin nasıl yapıldığını bile bilir.
Ha çocuk isimleri de bi garipleşti, Ahmet Mehmet dedeler, Berkecan vs vs vs dede olacaklar. Mübarek isim kalmadı nerdeyse.
Mesela kanal d nin filminde yabancı kişiye müslüman olduğunu sandıkları zaman Abdulrezzak ismi koyulmuş. Onu duyan da Abdulrezzak mı? Hahaha o nasıl isim, öyle isim mi olur diye dalga geçiyordu.

Neyse kafam dağınık konu konuya atladı.
 

7/24

Profesör
Katılım
5 Kasım 2007
Mesajlar
3,814
Reaksiyon puanı
51
Puanları
228
O kapıya bende öyle tırmandırdım :D

Ben çocukluğumu çok güzel yaşadım ama şimdiki cocukları görüyordum da hepsi internet cafede.

Keşke 20 yıl öncesine dönebilsem :(


Bu postu yazdıktan sonra okudum da 20 yıl demişim, vay be ne zaman geçti bu 30 yıl :(

Yaşlanıyorum ya, oysaki sokaklarda oynadığım ve böğürtlen toplayıp yediğim yıllar sanki daha yeni :(
 

-Beneficence-

Müdavim
Müdavim
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
7,841
Reaksiyon puanı
31
Puanları
228
Ahlak konusuna da değinseydiniz tam olurdu, çocukluğum benzer geçti benim de.
Misketler saklambaçlar falan filan, şimdiki çocuklar onları bilmez ama kendilerinin nasıl yapıldığını bile bilir.
Ha çocuk isimleri de bi garipleşti, Ahmet Mehmet dedeler, Berkecan vs vs vs dede olacaklar. Mübarek isim kalmadı nerdeyse.
Mesela kanal d nin filminde yabancı kişiye müslüman olduğunu sandıkları zaman Abdulrezzak ismi koyulmuş. Onu duyan da Abdulrezzak mı? Hahaha o nasıl isim, öyle isim mi olur diye dalga geçiyordu.

Neyse kafam dağınık konu konuya atladı.
Yazı bana ait değil hocam ama sen konunun en önemli kısmına değinmişin bir Hadis-İ Şerif ne güzel söyler 'Sizin en hayırlınız, ahlakı en güzel olandır.'
Malesef artık isim koyma konusunda tuaflaştık tamam küçükken güzel oluyor ama büyüdükçe anlamsızlaşıyor oysa çocuklarınıza güzel isimler koyunuz diye onlarca Hadis var.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Çocuğa güzel bir ad koymak, evladın baba üzerindeki haklarındandır.) [Beyheki]


(Allah indinde en güzel olan isimler, Abdullah, Abdurrahmandır.) [Müslim]
(Üç oğlu olup da, birine adımı vermeyen, cahillik etmiş olur.) [Taberani]


(Allahü teâlâ buyurur ki: İsmi, Ahmed, Muhammed, Mahmud gibi Habibimin isminden olan mümine azap etmekten haya ederim.) [R. Nasıhin]


(İbni Abbas hazretleri, (Kıyamette, “adı Muhammed olan müminler gelsin” denilir, hepsi Cennete götürülür) buyurmaktadır.


(Çocuğa güzel isim vermek, dinini öğretmek ve vakti gelince evlendirmek, evladın babası üzerindeki haklarındandır.) [Ebu Nuaym]


(Kıyamette, babanızın ismi ile beraber [Mesela Ali oğlu Emin, veya Ali kızı Emine diye] çağrılacaksınız. O halde isminiz güzel olsun!) [Ebu Davud]


Güzel isimler çoktur. Mesela Peygamber isimleri, Resulullah efendimizin 400 kadar olan mübarek isimleri, Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnasından olup da, isim olarak koyması caiz olan Ali, Aziz, Macid, Mucib, Rafi, Reşid isimleri, Eshab-ı kiramın, âlimlerin ve evliyanın isimleri konabilir.


Bir ismin güzel olması için mutlaka Kur’an-ı kerimde bulunması gerekmez. Yüz binden fazla Eshab-ı kiramdan Hazret-i Zeyd hariç, hiçbirinin ismi Kur’an-ı kerimde yoktur. Güzel isimler çoktur. Değişik isim olsun diye, yahut en güzel isim olsun diye Kur’an-ı kerimde geçen her kelimeyi, sırf Kur’an-ı kerimde geçtiği için çocuğa isim olarak koymak, çok yanlış olur. Çünkü Kur’an-ı kerimde güzel isimlerin yanında kâfirlerin isimleri de vardır. En başta şeytan var, İblis var, Hannas vardır. Kâfirlerden Karun, Haman vardır. Peygamber efendimizin düşmanı Ebu Leheb’in ismi vardır. Bunları koymak doğru değildir.


Hazret-i Talha, on çocuğunun her birine bir peygamber ismi koymuştu. Hazret-i Zübeyr’in de on çocuğu vardı. O da hepsine şehid ismi vermişti. Hazret-i Talha, Hazret-i Zübeyr’e, “Neden çocuklarına peygamber ismi değil de, şehid ismi verdin?” dedi. O da, “Çocuklarım peygamber olamayacağına göre, şehit olmalarını arzu ettiğim için” dedi.


İsmi kötü olan değiştirmelidir! Hadis-i şerifte, (Kötü ismi olan bunu güzel isme çevirsin) buyuruldu. (Berika)
kaynak http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1393
 

yildiz61

Doçent
Katılım
4 Kasım 2009
Mesajlar
648
Reaksiyon puanı
5
Puanları
0
Bu yazi tam 18 yil önceye getirdi beni..Yazan ve paylasandan allah razi olsun....
 
Katılım
12 Mart 2011
Mesajlar
35,200
Reaksiyon puanı
10,315
Puanları
293
yazının müellifini merak ettim.
keşki onu da yazsaydınız!
aslında bu yazıyı bi yerlerden hatırlar gibiyim,
o yüzden ki biraz aşina geldi.

ama sonuçta cidden güzel bir yazı.

teşekkür ederim.


*uzun bir nutuk olmadı umarım! :)
 

Mai Nai

Guru
Emektar
Katılım
23 Ağustos 2008
Mesajlar
21,614
Reaksiyon puanı
157
Puanları
243
80 küsür doğumluların zamanında lakap takma dalga geçme vardı. Ben dahil herkesin saçma sapan bir lakabı vardı. Çocukluk işte teknoloji yok tv yok aptalca şeylere sarıyorduk.

Bir de;

Meğer ne kadar küçükmüş zamanında saatlerce top oynadığımız, birbirimizi kovaladığımız toprak arazi.. Yetişkin gözüyle baktığımda büyüdüğüm sokağa çockluk güzel şey,
en azından fazla derdin yoktu, dünyanın böylesine b*ktan olduğundan haberimiz yoktu. Keşke hiç haberimiz olmasaydı.
Yoksul değildik çok şükür, fazla oyuncağım da yoktu ama mutluyduk işte. Bayramlar bayram gibiydi, insanlar insan gibiydi..

Hep özenirim bugünün çocuklarına, keşke bir kaç saatliğine de olsa yer değiştirebilseydik.. Yada keşke hep çocuk olarak kalabilseydik...
 

Korpe

Rektör
Katılım
2 Ağustos 2009
Mesajlar
10,159
Reaksiyon puanı
16
Puanları
0
bahçelere dalardık birbirimizi islatırdık ey gidi günler yazi güzeldi :)
 

tolga.ua

Doçent
Katılım
21 Mart 2012
Mesajlar
564
Reaksiyon puanı
4
Puanları
18
Mahallede top oynamayı ,dükkanının camına top gelince içerdeki esnafdan korkup ben atmadım o attı demeyi özledim be :D
 

-Beneficence-

Müdavim
Müdavim
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
7,841
Reaksiyon puanı
31
Puanları
228
yazının müellifini merak ettim.
keşki onu da yazsaydınız!
aslında bu yazıyı bi yerlerden hatırlar gibiyim,
o yüzden ki biraz aşina geldi.

ama sonuçta cidden güzel bir yazı.

teşekkür ederim.


*uzun bir nutuk olmadı umarım! :)
Yazarı hakkında tam bir bilgim yok abim :)
 

E32KERNEL

Doçent
Katılım
12 Eylül 2010
Mesajlar
626
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
[B dedi ki:
-Beneficence-[/B]]
Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.
Komşumu tanımıyorum ama evinin camında,
temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ;
bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
Evlerimiz var, içinde yaşayan yok.
Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar,
ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,
onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ' vale ' lerin, ' bady ' lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp,
taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi?..
"Her toplum hakettiği gibi yönetilir" derler ya, hakettiği gibi de yaşar diyelim mi ? —

BU yüzden insanlardan uzaklaştım ben. Ruh yok, sevgi yok, insanlık yok. Herşey para, kendimi daha ne kadar ünlü ederim derdi. Ar, namus kalmamış.Orasını burasını açan televizyonlarda.

Gençlerin beyni yıkanmış. Ülke ne durumda haberleri yok. Ama sorsan takımların son 10 yıldaki kadrolarını ezbere sayarlar. Hangi ünlü, kiminle ne yaptu/yapıyor çatır çatır sayarlar.

İnsanların, başkalarının kusurlarıyla alay ettiği bir dünyada yaşıyoruz. Erkeklerin-kızların akıllarının malum konudan başka bir şeye çalışmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Allah unutulmuş, Kuran unutulmuş, Peygamber unutulmuş, edep unutulmuş, vatan,millet umrumuzda değil... Dünya böyle bir yerse, ben karanlık odamda tek başıma mutluyum. Lazım değil...

Biraz konudan sapmış olabilirim. Yazdıklarını bende aynen yaşadım küçükken. Oradan oradan aklıma geldi...
 

webrettin

Müdavim
Müdavim
Katılım
16 Mart 2009
Mesajlar
1,676
Reaksiyon puanı
49
Puanları
228
Hayatımızı kolaylaştıran herşey aslında hayatları zorlaştırmış, kalabalıkta yalnızlık kaçınılmaz.Bazı küçük yerleşim yerlerinde halen zorlukları atlatabilmek için (çiftçilik) bireyler biraraya gelerek dayanışma yapmak durumundadırlar ve bu karşılıklı güveni sağlamlaştırır.Sanayi toplum yaşantısına yakın köyler dahi artık bahsedilen değerlerden oldukça uzak. Bölümlere ayrılmış belki köy nüfusu denebilecek apartmanlarda tanışmadan bir ömür geçebiliyor, en acısı da kokmadıktan sonra öldüğünden haberi olunmuyor. Bu hamur çok su götürür...
 

pcwolf

Müdavim
Müdavim
Katılım
21 Ocak 2009
Mesajlar
7,542
Reaksiyon puanı
33
Puanları
1,228
[MENTION=221572]-Beneficence-[/MENTION]
Alıntı göremeyince siz yazdınız sandım, o mübarek isimleri artık duyamayacaz heralde. Piyasada öyle saçma sapan isimler var ki hele şu ünlülerin koyduğu isimler, hatta öyle alışmışım ki o isimlere; bir ünlünün çocuğuna Emine adını koyduğunu duyunca acayip şaşırmıştım.
 
Katılım
11 Haziran 2011
Mesajlar
814
Reaksiyon puanı
4
Puanları
18
Yaş
39
universite yıllarımı,ytü elektrık muh. diplomamı .iyi maaşlı işimi, ıphone numu,notebook umu,facebook hesabımı,kol saatimi, nissan qasqai arabamı herseyimi çocuklugum çocukluk günlerime karsı vermeye hazırım. ama nalet olası zaman. geri gelmıyor. küçülemiyorum.sokak ta top oynayacak zamanı geçtim, kapak oynacak,bilye oynayacak,zamanı geçtim.sokakta çocuklara özenerek bakıyorum.bana misketlerimi ,coculugumu verin anam,babam,nişanlım,kardesim haric dünyamdan herseyimi alın.yas 23 yolun yarısı 35 e 12 senem var.
 
Üst