Bir Mount & Blade Hikayesi... - 3. Bölüm

Bu konuyu okuyanlar

22Therefore22

Asistan
Katılım
14 Ocak 2020
Mesajlar
308
Reaksiyon puanı
309
Puanları
63
Yaş
23

Sabah olmuş, güneşin hüzmeleri yatak odamın penceresinden yüzüme süzülüyordu rüya gibi bir haftanın rüya gibi bir anıydı. Hayatımın bu yeni evresinde turnuvadaki şampiyonluğumdan sonra bir kaç hafta önce beni görmezden gelen insanlar artık sokakta karşılaştığımızda selam veriyor hanlarda bedava yiyecek ve içeçek yiyebliyor ve en önemliside hanın rahatsız odalarından kurtulup müstakil küçük ama konforlu bir eve sahip olmuştum. Hayattan daha fazlasını isteyerek kaderle ters düşmek istemiyordum, odadaki sükunet çalan kapıyla bozulmuştu.

21 Haziran 1257 - Veluca Şehri

"Dee: Günaydın Şampiyon.!"

"Racham: Sizmiydiniz çocuklar hoş geldiniz."

"Sanders: Rahatsız etmiyoruz değilmi ? istersen sonrada uğrayabiliriz."

"Racham: Yok buyrun içeri ne rahatsızlığı uyanıktım zaten."

"Dee: Yeni evin hayırlı olsun, şampiyon olunca Rac bizi unutmayacağını söylemiştim ben.!"

"Racham: Sağolda o nasıl laf, siz benim kaç yıllık arkadaşımsınız aramızdaki bağ öyle kolay kolay kopmaz biz istemedikçe."

"Dee: (Kahkaha Atar) Senin yerinde olacam var ya değil kapıyı açıp evime davet etmek sokakta görsem yüzünüze bakmazdım. Fazla iyisin be oğlum."

"Sanders: Sabah sabah saçmalama kotanı doldurma istersen Dee ? lazım olur gün uzun."

"Dee: Şakalaşıyoruz sadece söylediklerimde ciddi değilim, Rac eğer alınıyorsan söyle bileyim."

"Racham: Konuşurken ciddimisin yoksa şakamı yapıyorsun hiç anlaşılmıyor. Zaten yıllar önce seni ciddiye almayı bırakmıştım, söylediklerine alınıp gücenmem merak etme. Her neyse konuşmak için bu kadar acele etmenize sebep olan konu nedir.? "

"Sanders: Seni sabahın köründe rahatsız etmemizin önemli bir nedeni var handaki yerimizdede konuşabilirdik ancak yerin bile kulağı olduğu söylenir handa bu konuyu açsak daha harakete geçmeden planımız suya düşerdi (Cebinden Birşey Çıkarır) bu görmüş olduğun Tüccar Loncasının salonunun çalınmış bir haritası Loncayı soymayı planlıyoruz ve seninde yardımına ihtiyacımız var."

"Racham: Özür dilerim uyku sersemliğindenmidir nedir, Tüccar Loncasını soymayı planladığını duyar gibi oldumda.?"

"Sanders: Uzun zamandır plan yapıyorum eğer herkes işini doğru yapabilirse sorun yaşamadan bu bit çukurundan zengin adamlar olarak ayrılacağız bir düşünsene.!"

"Racham: Ne zamandan beri haberim olmadan benimde içine dahil olduğum planlar yapıyorsun Sanders! lanet olsun bu iş bizim boyumuzu aşar.!"

"Sanders: Dandik bir hırsız olmak ile usta bir suçlu olmak arasında ince bir çizgi vardır Racham, ve ben ömrümün kalan yıllarını basit bir hırsız olarak geçirmeyeceğim.!"

"Dee: Merak etme bende ilk duyduğumda aynı tepkiyi verdim ama uğraştığımıza değecek o locada tam 50.000 dinar var.!"

"Sanders: Sizde sıkılmadınızmı ? tüccarları ve şehirli halkı soymaktan ? büyük düşünmeliyiz artık! bu iş başarıya ulaştığında son işimiz olacak hayatımızın sonuna kadar çalışmak yada çalmak zorunda kalmayacağız ve hatırlatırım turnuvayada bizim zorumuzla girdin bak şuanda nerelerdesin senden beni son kez dinlemeni istiyorum.!"

"Racham: Bu soygunun risklerini ve çuvalladığımızda başımıza gelecek olanları düşünen bir tek benmiyim aranızda.!"

"Sanders: Sonunda kazanç olan her işin içinde risk vardır Racham! bunu en iyi senin bilmen gerekiyor ayriyetten önceden söylediğim gibi uzun zamandır plan yapıyorum şahsen plansız böyle bir soygunun hayalini bile kuramazdım."

"Racham: Kabul ettim diyelim ama bu iş son işimiz olacak söylediğin gibi başarılı olalım yada olmayalım.!"

"Sanders: Kesinlikle sen yeterki plandaki rolünü oyna ve üzerine düşeni yap.!"

Güzel bir sabah ancak Sanders,Tüccar Loncası soygunuyla ilgili planlarını duyduktan sonra devamında beni kötü bir günün beklediğini hissediyordum Sanders ve Dee karşı içimdeki güdünün güvenmi yoksa aptallıkmı olduğundan emin değildim. Öyle yada böyle bu soygun birşeylerin sonu olacaktı, arzum hayırlı şeyler olmasıydı.Soygun öncesi son bir kaç saat taktikleri detaylıca görüştük planlar tekrardan gözden geçirildi, gerekli malzemeleri tedarik edildi ve planı uygulamaya hazır hale geldik.Güneş battıktan sonra Lonca salonu'na şehirin doğusundan yaklaştık. Sanders hünerini onlarca kez gösterip yılların verdiği tecrübeyle bütün muhafızları sessizce katletti. Dee kasa odasını benzersiz kilit açma teknikleriyle saniyeler içinde açtı. İnanılır gibi değildi ama dinarlar elimizin altındaydı oysa saatler önce soygun planımızın başarıdan ne kadar uzak olduğuyla ilgili Sanders ikna etmeye çalışıyordum.Lonca salonundan 1 saat içinde kimseye fark ettirmeden zeminde kanlar içinde bir çok ceset bırakarak ayrıldık.

"Sanders: Aferin dostlarım handaki sohbetlerimizde söylediklerime azda olsa kulak verdiğinizi görüyorum."

"Dee: (Nefes Nefese) Şimdi...bu...50.000 Dinar...bizimmi!!."

"Sanders: Sakin ol! elbette son kuruşa kadar bizim.!"

"Racham: İnanılmazdı gerçekten! peki şehirden dışarıya nasıl çıkartmayı planlıyoruz bu dinarları."

"Sanders: Kıyafetimin kollarında özel dikilmiş bölmeler var bu tasarım sayesinde dinarlar şakırdamadan ve göze batmadan şehir dışına taşıyabiliriz."

"Dee: O zaman altınları bölüşmek için Şeytan Kayalıklarındaki mağarada buluşalım.!"

"Sanders: Yıllardır ağzından çıkan tek mantıklı cümle.! Bence sorun yok tabi Rac senin daha iyi bir planın varsa orası başka."

"Racham: Banada uyar."

"Sanders: Anlaştık o zaman öğlene doğru Şeytan Kayalıklarındaki mağarada görüşüyoruz."

Soygun sonrası üçümüz ayrı yollara gittik. Sanders şehrin lağım kanalları boyunca uzanan gizli rotayı bilen tek kişiydi, Dee yüzüne doladığı eşarbla kendisini Sarranidli bir mülteciye benzetti, ve şehrin küzeyine doğru yöneldi.Bende daha az muhafızın olduğu doğuya yöneldim, mutlu olmam gerekirken içimde tanımlayamadığım kötü bir his vardı. Ertesi günün öğlen saatlerine doğru Şeytan Kayalıklarının yolunu tuttum. bir kaç saat sonra kayalıklardaydım mağaranın girişinden baktım Sanders ve Dee seslendim fakat cevap veren olmadı meşaleyi elim alıp mağara girmeye karar verdim. On bilemedim on beş metre ilerledim boynuma aldığım darbeyle gözlerim karardı. Uyandığımda hala mağaradaydım fakat daha iç kesimlerinde ve bir kafesin içindeydim.

"Racham: (Kafesin Parmaklıklarına Tutunur) Hey! beni duyan yokmu! Dee! Sanders! oradamısınız.! Haydutlar tarafından tuzağa düştüm galiba.! Sizdemi burada hapissiniz ses verin.!"

"Galipten Ses: (Kahkaha Sesleri)"

"Racham: Kim var orada !? saklandığın gölgelerden çık yüzleş benimle korkak.!"

"Sanders: Zavallı......Rac başına bunca şey geliyor ve hala bize toz konduramıyorsun bile.!"

"Racham: Sanders! dostum ne saçmalıyorsun sen.!?"

"Sanders: Ben senin dostun falan değilim aptal seni bayıltıp kafese atan bizdik.! Seni kandırmak bir bebeğin oyuncağını almaktan bile kolaydı
bu kadar saf olduğun için teşekkür etmeliyiz sana.!"

"Racham: İkinizi dosttan daha yakın bildim kardeşim gibi gördüm tanıştığımızdan beri size sevgimi ve koşulsuz güvenimi vermekten başka ne yaptım lan.!"

"Dee: Affet beni Rac."

"Racham: Bir zamanlar dost dediğim adamlar kullanırdı o kısaltmayı ama görüyorumki onlar öleli çok olmuş.!"

"Sanders: Bir kalbim olsaydı belki ağlayabilirdim bu sahne karşısında (Güler) ama bu kadar duygusal saçmalık yeter konumuza dönelim.!"

"Racham: Ne için yaptınız bütün bunları para içinmi.?"

"Sanders: Yaklaştın ama bilmediğin bir kısmı daha var gelebilirsiniz lordum."

"Gebrael: Vay vay.... Bizim Randhall oğlunada bakın koca adam olmuş."

"Racham: Babamın adını nereden biliyorsun hayvan herif sen kimsin.!!?"

"Gebrael: Ah.... Ne kadarda kabayım değilmi ? kendimi tanıtmama müsade et, benim adım Gebrael babanın çocukluk arkadaşıydım."

"Racham: Demek sen ha!!! babamın ve bütün Tundra Klanının ölmesine sebep olan hain şerefsiz sensin seninle karşılaşacağım anın hayalleriyle büyüdüm ben it dölü.!!"

"Gebrael: Bana fazlasıyla babanı hatırlatıyorsun ne acıdırki burada olup oğlunun nasıl bir adam olduğunu göremedi."

"Racham: Ne istiyorsun benden hayvan oğlu hayvan yaşadığımı nasıl öğrendin cevap ver.!!"

"Gebrael: Veluca şehrindeki büyük turnuvadaki başarından sonra Kalradyada iyi bir isim yaptın bende kısa bir araştırma sonucu kim olduğunu öğrendim."

"Sanders: Daha sonra benimle iletişime geçti ve seni tuzağa düşürmek için bu planı yaptık."

"Racham: Ne yani sırf beni yakalamak için koskoca Loncayımı soymaya karar verdiniz.?"

"Gebrael: Arkadaşların aynı baban gibi saf ve temiz kalpli olduğundan bahsetmiş olsalarda zeki olduğunuda söylemeyi unutmadılar yani inandırıcı olmalıydı plan ve sonucunda
bak elimdesin işte yavru kurt."

"Racham: Şimdi ne olacak beni öldürecekmisin yaşlı adam."

"Gebrael: Lütfen kişisel algılama seninle bir sorunum yok ancak ileride babanın intikamını almak için peşime düşmen gibi göz ardı edemeyeceğim küçük bir ihtimal olduğundan önceden önlemimi alıyorum sadece dikkatli davrandığım için beni suçlayamazsın.

"Racham: Ulan siz ne iki yüzlü şerefsizlermişsiniz be para için yapsanız anlardım hatta affetmeye bile razıydım ancak bu şerefsize yardım ediyormuşsunuz birde işte bunu affedemem fırsatınız varken
beni öldürün çünkü buradan çıktığımda cehennemi kapınıza getirecem.!!"

"Sanders: Korkutucu... tabi bir kafesin içinde ve ölmek üzere olmasan daha etkileyici olabilirdi."

"Gebrael: Son anlarının tadını çıkar Racham, iyi tarafından bakmaya çalış Babanın ve Annenin yanına gideceksin. Hızlı ve acısız olsun ben marhametsiz bir adam değilim."

"Sanders: Emredersiniz lordum."

27 yıl sonraki Gebrael
38w9tyqk.jpg


Canımı kılıç darbelerinden bile daha çok yakan kader birliği yaptığım adamlar tarafından ihanete uğramaktı ama galiba bu bizim ailenin lanetiydi babamda canını emanet edecek kadar güvendiği adam tarafından ihanete uğramıştı tarih tekerrür ediyordu resmen belkide arkadaşlarıma olan güvenim onlar hakkında kendime söylediğim bir yalandan ibaretti belkide böyle aptalca davranmayıp gözlerimden at gözlüklerini çıkarsaydım ve onların para için herşeyi yapabilecek hırsızlar olduğunu görebilseydim bu tuzağa düşmeyecektim. Artık pes etmiştim kaderimi kabullendim ve ölmeden önceki son bir kaç saatimi Dee ve Sanders ile geçmişte yaşadığımız güzel anıları gözümün önünde tekrardan canlandırarak geçirdim. Tam bu sıralarda....

"Dee: Rac, iyimisin ? (Cebinden Yarım Parça Ekmek Çıkarır) bunu ye dostum gücünü tekrar kazanmalısın seni buradan çıkartıyorum.!"

"Racham: (Ekmeğe Yumulur) Dee!! lanet olsun ne arıyorsun burada eğer benimle görünürsen senide infaz ederler.!"

"Dee: Başına bütün bunların gelmesinde oynadığım rolden dolayı kendimi hiç affetmeyeceğim ama sen hala beni düşünüyorsun! başkalarını düşünmeyi kes artık! Rac bu dünyada kimseye koşulsuz güvenmemelisin kendi Ailene bile.! belkide senin tek zayıflığın bu ama bunun ne yeri nede zamanı (Cebinden Anahtarlığı Çıkarıp Kiliti Açar) kaç git buralardan hemen.!"

"Racham: Ne kaçmakmı ? beni biraz tanıdıysan bu işin peşini bırakmayacağımı biliyorsundur.!"

"Dee: Biliyorum dostum.... Biliyorum o zaman bana izin verirsen intikamını almanda sana yardımcı olmak istiyorum bırakta kendimi sana affetireyim ve bir kerede olsa işe yara..... (Sırtına ok saplanır)"

"Racham: HAYIIIRRRR.!!!!!!!"

"Sanders: Her zaman fazla duygusal olmuştun Dee bende seni öldürmek için bir neden arıyordum teşekkür ederim bulmamda yardımcı oldun siz iki salak birbirinize laiksiniz.!"

"Racham: Dee beni duyuyormusun dostum dayan.!!"

"Dee: (Elini Sıkar) Rac..... Beni affediyormusun.... (Zor Zar Nefes Alır)"

"Racham: Kendini yorma.....Dostum affettim tabiki.!!"

"Dee:Sen bizim için fazla iyiydin.... Rac sana laik bir dost olamadığım için beni affet..Gebrael ile Sanders Sargoth gittiler... Limandan bir gemi kiralayıp soygundan kaldırdığımız dinarları yükleyip Kalradyadan kaçmayı planlıyorlar hala geç değil onları yakalayabilirsin git intikamını al dostum ailen ve benim için.......... (Son Nefesini Verir)


"Racham: DEE!!!!!!!!!!!!!!!"

Rüya gibi başlayan bir gün en büyük kabusuma dönüştü. Son anlarında Dee, Gebrael ile Sanders kaçtıkları yeri söyleyebildi ertesi gün güneş tamamen doğduğunda Sargoth şehrinin limanının yolunu tuttum yolculuk beklediğimden uzun geçmişti iki gün sonra Sargoth limanına ulaştım fazla geç kaldığımı düşünüyordum ama arayıp sormaktan zarar gelmezdi şansımı denemeliydim. Soruşturmaya hanlardan başladım handaki hizmetçiler iyi eğitimliydiler ağızlarından laf almak için 300 dinar bayılmak zorunda kaldım ve öğrendimki iyi giyimli iki kişi daha bu sabah handa en pahalı masada yemek yemişler ve sohbetlerinden duydukları kadarıyla şehirdeki genel evde olma ihtimalleri yüksekmiş bir hışımla handan ayrılıp genel evin yolunu tuttum.Ufak bir soruşturma sonrası genelevdeki en pahalı odalarda kaldıklarını öğrendim şehirden ayrılmadan önce ufak bir kaçamak yapmak istemişler.

"Sanders: (Horluyor burnunu kaşıyor)...... (Gözleri Aralanıyor Kafasını kaldırıp Etrafa Bakıyor)..... Hey odada birimi var! kaç kere söyleyeceğim kadın istemiyorum diye kafa dinlemeye geldim buraya.! (Gözleri uykuya itaat edercesine tekrar kapanıyor)"

"Racham: (Eliyle Sertçe Sandersın Ağzını Kapadı ve başparmağını çenesinin altına sapladı) Övünmekten nefret ederim ama her zaman iyi bir dinleyici olmamla gurur duymuşumdur."

"Sanders: (Gözleri faltaşı gibi açılıyor).......(Ağzındaki Elden Kurtulmaya Çalışıyor)........"

"Racham: (Başı yana doğru çeviriyor)....... Verdiğin ders için teşekkürler Sanders.......(Hançerle Boynu Bir Kulaktan Diğerine Kesiyor).........."

"Gebrael: (+18 Sesler)...... (Kadınla İlişkiye giriyor) ......Aptal sürtük! verdiğim paranın hakkını vereceksin bana tamammı.....!! (İşkence ediyor)"

"Racham: (Kapıyı hafifçe aralıyor içeriyi Gözetliyor)"

"Hayat Kadını: Lütfen lordum vurmanıza gerek yok yapmamı istediğiniz özel birşeymi var."

"Gebrael: Kapa çeneni!! sana konuş diye para vermiyorum!! (Kırbaçla sırtına vurmaya devam eder)"

"Hayat Kadını: (Çığlık Atar)......."

"Racham: Rahat bırak kızı ayı.!!"

"Gebrael: Ah.... Demekki ölmedin o beceriksiz Sanders güven olmayacağını biliyordum tahminimce ilk onun odasına uğradın iyi hakettiğini aldı zaten gemiye binmeden önce ben öldürtecektim onu paramı bölüşmeyi hiç sevmemde kendi yardımcımı bile öldürmüştüm aşağı yukarı 30 yıl önce salak malaktı ama severdim o adamı saf temiz emirlerimi sorgusuz sualsiz yerine getirirdi...... (İç çeker) o gün yaptığım gibi kendi işimi kendim görmem gerekirdi."

"Racham: Buradan git bacım biraz dana yaşanacaklara şahit olmak istemezsin."

"Hayat Kadını: (Elini Öper) Sağolun asil lordum.!"

"Gebrael: Beni Öldürünce ne olacak peki baban gerimi gelecek ? annenin çektiği acılarmı silinecek Tundra Klanı gerimi gelecek söyle bana dinle beni çocuk bir anlaşma yapabiliriz soygun parasını kırışırız yarısı 25.000 dinar
oyun falan yok şimdi eline sayıcam sen yoluna ben yoluma ikimizde karlı çıkacağız bu işten.!"

"Racham: Parayıda alıyorum Canınıda kolla kendini.!"

"Gebrael: Babanı ne kadar çok sevdiğimden bahsetmişmiydim...........?(Masanın üzerindeki Meyve Tabağını Racham Üzerine Fırlatıyor)...............(Kılıcını Çekiyor Racham Üzerine Koşuyor).........."

"Racham: (Eliyle Tabağı savuşturuyor).............( Gebrael Kılıcını Tutup Hançeri Karnına Saplıyor).........."

"Gebrael: (Öküz Gibi Böğürüyor)......Daha iyi hissediyormusun peki intikamını aldın....!!! Benim ölmem hiç birşeyi değiştirmeyecek..... Sen lanet olası bir haydudun dölünden başka birşey değilsin.!!"

"Racham: Kapa o lanet çeneni.......!!!! (Hançeri Gebrael Ağzına Sokar)"

Soygun altınları Genelevin çalışma odasındaki kasadaydı tam 50.000 dinar.! İntikamımı almış olsamda hissizleşmiş gibiydim ne mutluluk ne öfke nede aklıma gelmeyen başka bir cümle bu yaşadığım anı tanımlayabilirdi en azından artık zengin bir adamdım bu parayı iyi değerlendirmeliydim artık çalıp çırpma işleri buraya kadar. Belkide bu para Kalradyadaki yerimi kazanmak için gerekli kaynağı bana sağlayacaktı zaman.... Zamanda bu yaşananların yaralarını kapatacaktı tek birşey öğrendimki artık kendimden başka kimseye gerektiğinden fazla güvenmeyecektim...
 

Son mesajlar

Üst