Bilisim STK'lari Basın Duyurusu - 18 Mayıs 2007

Bu konuyu okuyanlar

Özlem

Asistan
"İnternete sansür değil, sürat gerek!"

Türkiye'de bilişim konusunda uzmanlaşmış Sivil Toplum Kuruluşları;
TBMM'de 04/05/2007de 5651 no ile kabul edilen "İnternet Ortamında
Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla
Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun Tasarısı" konusunda ortak bir bildiri
yayımladı. Ortak bildiride bu yasanın, bürokratik bir yapıya yargısız
sansür yetkisi verdiği belirtilerek, ifade özgürlüğünü korumak, Türkiye
internetini büyütmek ve toplumsal yarar açısından yasanın gözden
geçirilmesi, ve internetin marjinal problemlerine sivil toplumla
birlikte çözüm aranması çağrısı yapıldı..


Bir süredir kamuoyunda tartışılmakta olan ve kamuoyunca Ulaştırma
Bakanlığı tasarısı olarak dile getirilen ve TBMM'de 04/05/2007 ve 5651
no ile kabul edilen
"İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar
yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun tasarısı"na
ilişkin Bilişim STK'ları olarak görüş ve
değerlendirmelerimiz aşağıda açıklanmıştır.

Tasarının ele almış olduğu başta çocuk pornografisi olmak üzere
küçükleri İnternet ortamındaki zararlı etkilerden korumaya
yönelik amacı tarafımızca da desteklenmektedir.

Ancak, İnternet çok boyutlu, karmaşık, çok uluslu ve çok hızlı değişen
bir yapıdır. İnternet iletişim, eğlence, eğitim, çalışma, ticaret,
hizmet ve yayın ortamıdır. İnternetin çok yönlü özellikleri dikkate
alınmadan sadece basın yayın aracı olarak ele alınması ve buna göre
düzenleme yapılması çok büyük sakıncalara neden olur. Bu nedenle
düzenleme yapılmadan önce İnternetin anlaşılması ve bu çok yönlü
özelliğinin gözden kaçırılmaması son derece önemlidir.

İnternet son günlerde anlayamadığımız şekilde faydaları kenara itilmiş
ve sadece zararları ön plana çıkartılan bir alan olarak gösterilmeye
çalışılmakta, suçla özdeşleştirilmektedir. Oysa Devletin
şeffaflaşmasından, kamuoyunun haber alma hakkına, kişilerin düşünce ve
ifade özgürlüğünün gerçek anlamda yaşanmasına kadar toplumsal bir çok
faydası olduğu gibi, gerek kişilerin gerekse de kurum ve kuruluşların iş
ve işlemlerine getirdiği kolaylık ve hız ile yaşantımızı inanılmaz
kolaylaştırmıştır. Gülün nasıl dikenleri var ise İnternetin de can
sıkan, toplumu yaralayan yönleri elbette olabilmektedir. Ancak, bu can
sıkıcı, zararlı etkiler faydalarının yanında önemsiz sayılacak kadar
azdır. Buna karşın az olan bu zararlı etkilerin yaygınlaşmaması, en aza
indirilmesi için gerek ulusal gerekse de uluslararası önlemlerin
alınması bir zorunluluktur. Bu bağlamda başta çocuk pornografisi olmak
üzere, İnternet ortamında özellikle çocuklarımızı etkileyecek
içeriklerden çocuklarımızın korunm!
ası için her türlü tedbirin alınması bir zorunluluktur.

Sağlıklı bir toplumun güvencesi çocuklarımızdır. Ancak, çocukların
zararlı içeriklerden korunması adına, toplumun demokratik hak ve
taleplerinden büyük ölçüde vazgeçmesi düşünülemez. Demokratik hak ve
özgürlüklerin her ne gerekçe ile olursa olsun, özünü ortadan kaldırmaya
yönelik tüm çabalar, çocuklarımızın içerisinde yaşadığı toplumu ve
dolayısı ile geleceğimizi çok daha olumsuz etkileyecektir.

Bugün gelinen noktada, her ne kadar Sivil Toplum Kuruluşları olarak
bizlerin yaptığı uyarılar Yasa koyucu tarafından kısmen dikkate alınmış
ise de, tasarının mevcut halinde aşağıdaki hususların düzeltilmesi
olmazsa olmaz bir zorunluluktur:

1)Tasarının 9. maddesinde düzenlenen "Cevap ve Düzeltme Hakkı"na ilişkin
olarak:

Kamuoyunun hassas ve duyarlı olduğu çocuklarımızın korunmasına yönelik
bir konuda çalışmalar yapılırken amaç dışına çıkılmaması gerektiği
halde, tasarı metni içerisine 9. madde olarak konulan "Cevap ve Düzeltme
Hakkı"nın bu kanunun amacı ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.
İnternet ortamında yapılan ve konusu Kanunda sayılan suçları oluşturan
hiçbir suçta cevap ve düzeltme hakkına ihtiyaç duyulması mümkün değildir.
Bir dönemler Basın Kanunu'na eklenmeye çalışıldığı gibi İnternet ile
ilgili tüm İnternet'i etkileyen düzenlemelerin bu şekilde ilgisiz bir
tasarıya eklenmesi yanlış ve sakıncalıdır.
İnternet üzerindeki yayınların bir kısmı basın yayın faaliyeti
kapsamında değerlendirilebilirse de, İnternet'in sadece basın yayın
faaliyeti olarak algılanması yanlıştır. Bu nedenle basın yayın faaliyeti
ile ilgisi olmayan bir çok İnternet sitesinde cevap ve düzeltme metni
ile karşılanması gibi garip bir durum ile karşı karşıya kalınacaktır.
Basın yayın faaliyeti yapmayan kişilerin sahibi oldukları İnternet
siteleri nedeniyle basın yayın kuruluşlarını ilgilendiren bir
sorumluluğa tabi tutulmaları işin doğasına aykırıdır.
Tüm bu nedenlerle 9. maddenin kesinlikle metinden çıkartılmalıdır.

2)Erişimin engellenmesi, filtreleme ve benzeri düzenlemesine ilişkin
olarak :

Filtreleme ve benzeri yöntemlerin tüm İnternet çıkışı için düzenlenmesi
yanlıştır. Filtreleme yazılımının okullar, İnternet evleri ve benzeri
çocukların İnternet'e erişebileceği yerlerde uygulanması bir zorunluluk
olarak düzenlenmelidir. Aksine bir düzenleme erişkinlerin hangi içeriğe
erişeceklerinin bir sansür kurulunun onayı tabi kılınmasına neden
olacaktır. Bu da kişisel hak ve hürriyetler yönünden Anayasa'ya
aykırılık teşkil edebileceği gibi, ülkemizin İnternet'e sansür uygulayan
ülkelerle birlikte adının alınmasına neden olacaktır.
Erişimin engellenmesi İnternet ortamında en son ele alınması gereken
tedbirlerden birisidir. Erişimin engellenmesi kararının etkileri
beklendiğinden farklı olabilmektedir. Geçmişte alınan kararlar farklı
sonuçların doğduğunun örneklerini ortaya koymuştur. Erişimin
engellenmesi kararının uygulanması durumunda doğacak sonuçların elde
edilmek istenen amaç ile arasında bir denge olmalıdır. Rahatça içerikten
kaldırılması sağlanabilecek bir içerikten dolayı, binlerce yasal içeriğe
sahip, milyonlarca kullanıcısı olan sitelere erişimin engellenmemesi
gerekmektedir.
Yapılacak olan düzenlemelerin Anayasamızın ikinci bölümünde yer alan
kişinin hak ve ödevlerine ve özellikle de, 25. maddesindeki "düşünce ve
kanaat hürriyeti", 26. maddesindeki "düşünceyi açıklama ve yayma
hürriyeti", 27. maddesindeki "bilim ve sanat hürriyeti" ve 28.
maddesindeki "basın hürriyeti"ne aykırı şekilde olması durumunda iptal
ile karşılaşılacağı gözetilerek Anayasa'ya uygunluk açıdan bu tür
düzenlemelerin kesinlikle gözden geçirilmesi gerekmektedir.

3)Telekomünikasyon Kurumu altında oluşturulacak Başkanlığa verilecek
yetkiler yönünden:

Telekomünikasyon Kurumu altında kurulan bir Başkanlığa İnternet
yayınlarına erişimi engelleme hakkı tanınması, her ne kadar
çocuklarımızın zararlı içeriklerden hızla korunması açısından zorunlu
olsa da, bu hakkın Anayasaya uygun şekilde 24 saat içinde yetkili hakime
bildirilmesi ve 48 saat içerisinde de hakim onayının aranmaması açık bir
şekilde Anayasa'ya aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle Tasarı'nın 8.
maddesinin doğrudan Başkanlık tarafından verilen "Erişimin Engellenmesi
Kararı"na ilişkin düzenlemesinin gözden geçirilmesi ve Anayasa'ya uygun
hale getirilmesi gerekmektedir.

4)Çocuk pornografisi yönünden

Tasarının çocuk pornografisini düzenlemek veya bu suça atıf yapmak
yerine konu ile ilgili ancak çok daha geniş bir düzenleme getiren
"Müstehcenlik" ile ilgili TCK'nın 226. maddesine atıf yapması karşısında
idari bir organın "Müstehcenlik" yorumunun yer, kişi ve zamana bağlı
olarak değişebileceği unutulmamalıdır. TCK'nın 226. maddesinde çocuk
pornografisinin bu alanda kabul gören uluslararası düzenlemeleri tam
olarak kapsamadığı da gözönüne alınarak ya TCK 226. maddenin yeniden ele
alınarak bu eksikliği gidermesi sağlanmalı ve yeni maddenin sadece
"çocuk pornografisi"ne ilişkin bölümüne yollama yapılmalı ya da bir
başka şekilde "çocuk pornografisi" konusunda uluslararası kabul gören
şekilde bir düzenleme yapılarak yollama bu düzenlemeye yapılmalıdır.
Aksi takdirde çocuk pornografisi ile ilgisi olmayan bir çok yayın
nedeniyle İnternet sitelerine erişimin engellenmesi kararı verilmesi ile
karşı karşıya kalınacaktır.

Sonuç olarak, bilişim sektöründe faaliyet gösteren STK'lar olarak,
"çocuk pornografisi"nin eksik yönleri olsa da, halen yürürlükte olan
TCK'da düzenlenmiş olduğunu ve mevcut haliyle bile suçla ilgili
soruşturma ve kovuşturmaların adli makamlarınca sürdürülmesinde ciddi
sıkıntılar yaşanmadığı da göz önüne alınarak, ülkemiz açısından son
derece önemli olan Bilişim Suçları konusunun sağlıklı bir düzenleme ve
bilişim oyuncularının görüş birliği sağlanmış şekilde yeniden
çıkartılması için Çumhurbaşkanlığı, Bakanlar Kurulu, ilgili Bakanlıklar
ve TBMM'nin gerekli duyarlılığı ve önemi göstereceğine inancımız
olduğunu bildirir, aksi takdirde kaybedenin Türkiye olacağını hatırlatırız.


http://bt-stk.org.tr/
http://kampanya.org.tr/


Bilgisayar Yazılım Meslek Birliği - BİYESAM
Bilişim Muhabirleri Derneği - BMD
İnternet Teknolojileri Derneği - İNETD
Kablo Işletmecileri Derneği - KAIDER
Linux Kullanıcıları Derneği - LKD
Mobil İletişim Sistemleri ve Araçları İşadamları Derneği - MOBİSAD
Türkiye Bilişim Derneği - TBD
Türkiye Bilişim Vakfı - TBV
Tüm İnternet Derneği - TID
Telekomünikasyon ve Enerji Hizmetleri Tüketici Hakları ve Sektörel
Araştırmalar Derneği - TEDER
ODTÜ Mezunları Derneği - ODTÜMD
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği - TELKODER
Türk Elektronik Sanayicileri Derneği - TESİD
Tübider Bilişim Sektörü Derneği - TÜBİDER
Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği - TÜBİSAD
Tüm Telekomünikasyon İş Adamları Derneği - TÜTED
Tüm İnternetevleri Derneği - TİEV
Türk Kütüphaneciler Derneği - TKD
Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği - ÜNAK
Yazılım Sanayicileri Derneği - YASAD
 

chimera

Dekan
Emektar
Yazı için teşekkürler "İnternete sansür değil, sürat gerek!" sözüne de katılıyorum
 

SDN Son Haberler

Son mesajlar

Üst