Arabeskin babası Müslüm Baba vefatının 7. yılında anıldı.

Bu konuyu okuyanlar

BJKolik

Dekan
Katılım
31 Ara 2016
Mesajlar
6,449
Reaksiyon puanı
6,778
Puanları
113
Ek Açıklama 2020-03-03 231033.png Ek Açıklama 2020-03-03 231135.png

Hayranlarının 'Müslüm Baba' adını taktığı, 44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza atıp 38 filmde rol alan arabesk müziğin efsane isimlerinden Müslüm Gürses, vefatının 7'nci yılında yad ediliyor.

Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953'te Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet-Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses'in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana'ya göç etti. Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi olarak çalıştı. Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967'de henüz 14 yaşındayken Adana'da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti. Sanatçı, yarışmadan sonra 'Gürses' soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı. Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı. Gürses, müziğe başladığı ilk yıllarla ilgili yaptığı açıklamada, "İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana'da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu, ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu'nda sanatçı oldum" ifadelerini kullanmıştı.

Adana'daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe'nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük bir ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı. Müslüm Gürses, bir yandan Adana'da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967'den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu'nda, canlı olarak türküler söyledi. İlk plağı 'Emmioğlu/Ovada Taşa Basma' adlı 45'liği 1968'de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.

Sanatçı, 29 Mayıs 1969'da babası tarafından annesi öldürülünce büyük bir sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses'in kız kardeşi Zeyno Akbaş'ı da öldüren babası, cezaevine girdi. Hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul'da, 'Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin' ve 'Gitme Gel Gel/Haram Aşk' adlı iki 45'lik plak doldurdu. Gürses, 'Sevda Yüklü Kervanlar' adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, 'Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma' isimli 45'liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı. Müslüm Gürses, 1978'de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus'tan Adana'ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses'in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı. Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı.

Usta sanatçı, 1990'lı yılların başında 'Özür Diliyorum Senden', 'İsyankar' ve 'Ben İnsan Değil miyim?' adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı. Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında, kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, "Orhan ağabey bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, 'Böyle gelmiş, böyle gitmez' diyor. Bizse 'Böyle gelmiş, böyle gider' diyoruz" sözleriyle ifade etmişti.

Müslüm Gürses, 'Gönül Teknem' adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan'la ortak projesi 'Aşk Tesadüfleri Sever' adlı albümü 2006'da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu. David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen'in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan'ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile birlikte seslendirdi. Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil'in 'Sensiz Olmaz', Nilüfer'in 'Olmadı Yar', Teoman'ın 'Paramparça', Tarkan'ın 'İkimizin Yerine', Şebnem Ferah'ın 'Sigara' ve Kenan Doğulu'nun 'Tutamıyorum Zamanı' adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009'da 'Sandık', 2010'da ise 'Yalan Dünya" albümlerine imza attı.

ONLARCA ALBÜM VE PLAK YAPTI.

Müslüm Gürses'in 1975-1978 yıllarında dört farklı "Müslüm Gürses" adlı albümü yayımlanırken, 1976'da "Öldürdüğün Yetmedi mi", 1979'da "Gazla Şoför", "Bağrıyanık", 1980'de "Umutsuz Hayat", "Esrarlı Gözler", 1981'de "Mutlu Ol Yeter", 1982'de "Müzik Ziyafeti", "Tanrı İstemezse", 1983'te "Anlatamadım", "Dertliler Meyhanesi", 1984'te "Yaranamadım", 1985'te "Güldür Yüzümü", "Gitme", 1986'da "Sevda Yolu", "Yıkıla Yıkıla", "Küskünüm", "İlk Aşkım Son Sevgilim", "Hayatımı Sen Mahvettin", 1987'de "Farketmez", "Talihsizler", 1988'de "Aldatılanlar", "Dertler İnsanı", "Vefasız Alem", "Maziden Bir Demet", 1989'da "Arabeskin Devleri", "Bir Fırtına Kopacak", "Bir Kadeh Daha Ver", "Mahsun Kul", "Müslüm Gürses Konser albümü", 1990'da "Meyhaneci / Kırık Sazım", "Hüzünlü Günler", "Arkadaş Kurbanıyım", "Güle Güle Git", 1991'de "Bir Bilebilsen / Zalim", "Sen Nerdesin Ben Nerdeyim", "Yüreğimden Vurdun Beni", "Bir de Benden Dinleyin", "Her Şey Yalan", "Yaşamalısın", 1992'de "Müslümce 92", 1993'de "Ah Gülüm", "Dağlarda Kar Olsaydım", "Kralların Müzik Şöleni", 1994'te "Senden Vazgeçmem", "İnsaf - Kahire Resitali", 1995'te "Benim Meselem", "Bir Avuç Gözyaşı", 1996'da "Topraktan Bedene", "Şiirlerim Şarkılarım", 1997'de "Sultanım", "Usta - Ne Yazar", "Nerelerdesin", 1998'de "Müslüm Gürses Klasikleri" albümleri yayımlandı. "Arkadaşım", "Garipler" ve "Vay Canım" albümleri 1999'da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000'de "Biz Babadan Böyle Gördük", "Zavallım", 2001'de "Müslümce Türküler", "Sadece", "Yanlış Yaptım", "Dünya Yalan", 2002'de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, "Müslüm Baba ile Yolculuk", "Paramparça", 2003'te "Yanarım", "İkimizin Yerine", 2004'te "Uyanma Zamanı", 2005'te "Ayrılık Acı Bir Şey", 2005'te "Bakma", 2006'ta "Gönül Teknem", "Aşk Tesadüfleri Sever", 2009 "Sandık", 2010'da "Yalan Dünya", 2013'te "Veda - Ervah-ı Ezelde", 2013 ve 2014'te "Baba Şarkılar 1-2" basıldı. Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam'a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979'da çekilen 'İsyankar' filmiyle kamera karşısına geçti. Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.

EŞİ MUHTEREM NUR EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ OLDU

Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982'de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve 'sahneye ilk kim çıkacak' kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur'dan ayrılmadı. Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986'da hayatını birleştiren Gürses'in, 'Esrarlı gözler' isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses'in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu. Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, "Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım'ın payı vardır" ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise "Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm'ü yalnız bırakırım" açıklamasında bulunmuştu.

Usta sanatçı, 15 Kasım 2012'de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçıya solunum cihazı bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013'te tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesi'nde hayatını kaybederek Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses'in yaşamını beyaz perdeye aktaran 'Müslüm' filmi, sanatçının Şanlıurfa'daki çocukluğundan başlayıp Adana'da keşfedilmesine ve İstanbul'da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018'de sinemaseverlere sunmuştu.


Kaynak: Milliyet
 
Son düzenleme:

Son mesajlar

Üst