Akşener: TCMB Başkanı'nı göreve geldikten 4,5 ay sonra bir gece yarısı görevden almak, akıldan ve mantıktan uzak, ekonomiyi de uçuruma sürükleyen bir

Bu konuyu okuyanlar

ozciceky

Profesör
Katılım
20 Haz 2020
Mesajlar
2,500
Reaksiyon puanı
2,298
Puanları
113
Yaş
48
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Merkez Bankası Başkanı'nı, göreve geldikten 4,5 ay sonra bir gece yarısı görevden almak, akıldan ve mantıktan uzak, ekonomiyi de uçuruma sürükleyen bir adımdır." dedi.

Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, Türkiye'nin, İstanbul Sözleşmesinden ayrılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İstanbul Sözleşmesinin, 2011'de tüm partilerin onayı, milli bir uzlaşıyla Meclis'te kabul edildiğini anımsatan Akşener, sözleşmenin AK Parti'nin iktidarları döneminde yaptığı en ender iyi işlerden biri olduğunu savundu.

"Bunca yıldır, bu sözleşmeyi iç siyasete malzeme yapıp kadınlardan, çocuklarımızdan, aile yapımızdan dem vurup siyasi rant kovalayan Sayın Erdoğan'ın, bugün çıkıp aynı sözleşmeyi feshetmeye kalkması sizce de garip değil mi?" diye soran Akşener, bunun garip ancak şaşırtıcı olmadığını söyledi. Akşener, şöyle devam etti:

"Neden mi? Çünkü arkadaşlar zorda, oylar eriyor. O nedenle Sayın Erdoğan, panik içerisinde 'Kimin gözüne nasıl girerim? Kimden nasıl siyaset devşiririm?' diye çırpınıyor. Sırf çarpık zihniyetli bir azınlığa şirinlik yapacağım diye Türkiye'de şiddet gören, istismar edilen, tacize, tecavüze uğrayan, kadınların, çocuklarımızın güvenliğini, kutsal aile yapımızı kurban ediyor. İşin özü işte budur."


-"Niye imzaladın, şimdi niye vazgeçiyorsun?"


İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, İstanbul Sözleşmesi'nin hedefinin kadınları, çocukları ve aileyi koruyup kollamak olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ya kadınları korumayı seçeceksiniz ya da kadın katillerine cesaret vereceksiniz. Ya çocuklarınızı kollamayı seçeceksiniz ya da çocuk tacizcilerine yol vereceksiniz. Ya ailelerinize sahip çıkacaksınız ya da yuvaların yıkılmasına göz yumacaksınız. Bu kadar basit. Ne var ki Sayın Erdoğan'ın siyaset anlayışı, korumak ve kollamaktan anlamaz. Onun zihniyeti, kavgadan ve kargaşadan anlar. Onun siyaseti, nefretten, düşmanlıktan beslenir. Kimseyi bulamazsa kendiyle ve kendi icraatlarıyla kavga eder. Nitekim İstanbul Sözleşmesi konusunda da durum aslında budur. Bu arkadaşlar, sözleşmenin gereğini yapmak için en küçük adımı bile atmamışlar. Şimdiyse çıkıp kendi elleriyle imzaladıkları sözleşmeye karşı, mücadele ediyorlar. Bizim de bu tiyatroyu, onaylamamızı bekliyorlar. Çok beklerler. Kardeşim madem, kafanızı karıştıran maddeler vardı o zaman sözleşmeyi neden imzaladınız? Madem şüpheleriniz vardı, o zaman neden bir de adını İstanbul Sözleşmesi koydunuz? Madem kadınların, çocuklarımızın iyiliği umurunuzda değildi o zaman kime şirinlik yapma peşindeydiniz? Bu işler, öyle gece yarısı kararnameleriyle, abuk sabuk konuşan vekillerle, tabela kovalayan trollerle olmaz. Çıkacaksın, devlet yönetmenin ciddiyetiyle bunların cevabını vereceksin. Niye imzaladın, şimdi niye vazgeçiyorsun? Bu millete, kadınlara anlatacaksın. Öyle haksız, hukuksuz, oldubittilerle bu işin içinden sıyrılmazsın Sayın Erdoğan."


- "Türkiye'de son bir yılda 304 kadın öldürüldü"

Akşener, Türkiye'de son bir yılda 304 kadının öldürüldüğünü, her gün ülkenin dört bir yanından kadına yönelik şiddet görüntülerinin geldiğini, çocukların bile şiddetin, tacizin, tecavüzün mağduru olduğunu, boşanmaların çığ gibi arttığını ve aile yapısının sarsıldığını dile getirdi. Devletin, kadınları, çocukları, aileyi koruması gerektiğini, İstanbul Sözleşmesi'nin de tam da bunun için var olduğuna inandıklarını anlatan Akşener, şunları söyledi:
"Onlar ise sözleşmenin gerektirdiği yasal düzenlemeleri yapıp uygulanmasını sağlamak yerine birkaç oy uğruna kadınlarımızı, çocuklarımızı ve ailelerimizi feda etmeyi seçtiler. Birkaç oy uğruna çocuklarımızı korumayı değil, 7 yaşındaki kızlarımızı evlendirmeyi seçtiler. Kadına el kaldıranın karşısına dikilmeyi değil, 'O saatte ne işi varmış?' vicdansızlığını seçtiler. Kadının iş hayatında önünü açmayı değil, 'Çalışan kadın fuhuşa hazırlanıyor.' ahlaksızlığını seçtiler."

Akşener, iktidarın ne kadınları ne çocukları ne de aile yapısını korumak gibi bir derdi bulunduğunu, tüm hesabının iktidarlarını sürdürmek ve koltuklarını korumak olduğunu iddia etti. Meselenin sadece İstanbul Sözleşmesi'ne karşı takınılan tavır olmadığını aktaran Akşener, şu değerlendirmeyi yaptı:


"Mesele, bunların 19 yıldır benimsediği fırıldak siyaset anlayışıdır. Bu siyaset, nabza göre şerbet, 'kullan-at', selpak siyasetidir. Bunların, siyasi ortaklıkları da siyasi hamleleri de böyledir. Nitekim 19 yılda icap ettiğinde herkesle ittifak kuran da Sayın Erdoğan'dır. Bu ittifakı hiç bozmadan devam ettirdiği bir kişi var o da İmralı canisi Abdullah Öcalan'dır. Ailevi birliktelik var aralarında. İşi bittikten sonra her ittifak ortağına sümüklü mendil muamelesi yapan da yine Sayın Erdoğan'dır."


- Merkez Bankası Başkanı'nın görevden alınması

Türkiye'yi yönetenlerin, ne içeride ne de dışarıda yatırımcıya güven vermediğini ileri süren Akşener, milletin işiyle, aşıyla, hakkıyla ilgilenmeyen bu iktidarın artık ömrünü tamamladığını, akıldan ve sağduyudan uzaklaşarak şirazelerinden tamamen çıktığını iddia etti.

Naci Ağbal'ın Merkez Bankası Başkanlığından alınmasına değinen Akşener, şunları kaydetti:

"Piyasalar için istikrar ve güvenin adresi olması gereken Merkez Bankasını, yapboz tahtasına çevirmeleri de işte bundandır. Biliyorsunuz daha 4,5 ay önce damat bakanı göndermek pahasına göreve getirdikleri Merkez Bankası Başkanı da cuma gecesi itibarıyla gitti. 'Damadı affettik.' diyorlardı, onun gidişine sebep olan başkan, 'Görevden alındım.' dedi. Görevden alındığı için bir de teşekkür etti. Zaten her giden nedense bir rahatlıyor. Her gidende bir huzur, bir ferahlık, son derece zen bir tavır. Hayretle izliyoruz. İnsan, ister istemez soruyor: Sizi nasıl bir ateşe atıyorlar ki ekonomideki tablo, aslında ne kadar kötü ki görevden alınınca bu kadar rahatlıyor, üstüne bir de şükranlarınızı sunuyorsunuz? Memleketi nasıl bir cendereye soktunuz ki giden her biriniz, 'Allah sonumuzu hayır etsin.' diyorsunuz?' Böyle ekonomi yönetimi olur mu? Böyle devlet insanlığı olur mu? Gerçekten ibretlik. Durumumuz bu kadar kötüyse çıkıp milleti bilgilendireceksiniz. Devlet insanı, öyle metin arası mesajlarla, sağa sola sinyal vermez. Ya susar sessizce kenara çekilir ya da çıkar milletine gerçekleri söyler. Merkez Bankası Başkanı'nı, göreve geldikten 4,5 ay sonra bir gece yarısı görevden almak, akıldan ve mantıktan uzak, ekonomiyi de uçuruma sürükleyen bir adımdır."


- "Sözüm ona faiz düşmanı"

Akşener, Türkiye'nin Erdoğan'ın, "düşünmeden aldığı şuursuz kararlar" sonucunda hem yüksek faizin acı reçetesini ödediğini hem de yükselen kur ve artan enflasyonla boğulmaya mahkum olduğunu savundu.

AK Parti'nin 2001 krizi sonrası, Merkez Bankası kasasını net rezervle devraldığını, bugün ise Merkez Bankası kasasının borçlu hale geldiğini öne süren Akşener, faizlerin son 4 ayda yüzde 90'a yakın artarak yüzde 19'a çıktığını söyledi. Akşener, "Bu ucube sistemde, Sayın Erdoğan'ın bilgisi ve izni olmadan, faiz artırılmaz, artırılamaz. Sözüm ona kendisi faiz düşmanı ama faizi artıran da kendisi, faiz artınca kelle alan da yine kendisi. Yapılan yanlışlar, 'Aman Sayın Erdoğan'a fatura edilmesin.' diye bu ucube sistem çöp öğütür gibi bürokrat öğütüyor. Bu sırada olan da cefakar milletimize oluyor." görüşünü aktardı.


-"Şimdiden o koltuğa yeni talipler var"

Ağbal'ın görevden alınması öncesinde bir gazetede çıkan habere işaret eden Akşener, "Cuma sabahı, iktidara yakın bir gazete başlık atıp, faiz artırımına 'tezgah' dedi. Aynı günün gecesinde yeni Başkan gitti, aynı gazetenin yazarı en yeni Başkan oldu. Sayın Erdoğan, bir zamanlar 'Gazete manşetleriyle bize istikamet çizemezler.' diyordun. Şimdi bakıyorum da onlar sabah manşet atıyor, sen akşamına gereğini yapıyorsun." ifadelerini kullandı.

"Çiçeği burnunda Merkez Bankası Başkanı'nı uyarmak istediğini" söyleyen Akşener, "Görünen o ki şimdiden o koltuğa yeni talipler var. Baktı ki bu atamalar verilen ayarlar üzerinden oluyor. Faizlerin gidişatını beğenmeyen Ayasofya imamı, Twitter üzerinden ayar verip hem faiz lobilerine göz dağı verdi hem de Merkez Bankası Başkanlığına göz kırptı." dedi.

- "Türkiye, Zihni Sinir projelerini uygulayacağın bir laboratuvar değil"


İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, Türkiye'nin, faizle kur arasına sıkıştığını ileri sürerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye ekonomisinin bu şekilde köşeye sıkışmasının temel sorumlusu da büyük ekonomist Sayın Erdoğan'ın ta kendisi. Eğer beceriksizliğinin sonuçlarına bir kılıf uydurmanın peşindeysen gözümüz üzerinde haberin olsun. Yarın çıkıp da 'Fezlekeler yüzünden, kapatma davası yüzünden, faizle mücadele ettiğimiz için, İstanbul Sözleşmesi'nin feshi yüzünden, malum lobiler, dış güçler, bize saldırıyorlar.' demeyi düşünüyorsan şimdiden söyleyeyim, yemezler. Başta Merkez Bankası ve TÜİK Başkanları olmak üzere bürokratlara, oyuncağını beğenmeyen şımarık bir çocuk gibi davranman, ekonominin itibarını zedeliyor. Attığın her yanlış adım, sürdürmekte inat ettiğin her yanlış tutum, bu ülkeyi daha da fakirleştiriyor. Bu keyfiyetten, bu şımarıklıktan bir an önce vazgeçmen gerekiyor. Türkiye, Zihni Sinir projelerini uygulayacağın bir laboratuvar değildir. Merkez Bankasının rezervlerinin eridiği bu dönemde iş bilmez danışmanlarının gazına gelip, Türkiye'yi iyice üçüncü dünya ülkelerine benzetecek 'sermaye kontrolü' gibi şaibeli yollara başvurma, hatta başvurmayı aklının ucundan bile geçirme."


-"Kendimizden sandıklarımızın bizi ayırmasından sıkılmadık mı?"

Akşener, ülkede çok ciddi tasarruf açığı olduğunu, sınırlı tasarrufların da doğru yerlerde kullanılması ve bu yüzden Kanal İstanbul gibi projelerle ülkenin tasarruflarının heba edilmemesi gerektiğini savundu. Bu kadar zenginliğe sahip bir ülkenin, makroekonomik sorununun olamayacağını dile getiren Akşener, "Türkiye'nin makroekonomik sorunu yoktur. Türkiye'nin, makro Erdoğanik sorunları vardır. Makro Erdoğanik sorunlarımız yüzünden onca zenginliğe karşın, 8 bin 500 dolarlık milli gelirle, Avrupa'nın sonuncusuyuz." dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, "Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının bizleri bölmesinden artık bıkmadık mı? Önümüze ardımıza bir sıfat koyup, bunu zorla kabul ettirmeye çalışmalarından usanmadık mı? Eloğlunun değil, kendimizden sandıklarımızın bizi ayırmasından sıkılmadık mı? Biz sıkıldık. Ocu, bucu, şucu diye tasnif edilmekten, sonra da adına siyaset diyerek üzerimize hesap kitap yapılmasından artık sıkıldık. Ayrıştırılmaktan, kutuplaştırılmaktan, birbirimize yabancılaştırılmaktan artık sıkıldık. AK Parti'ye oy verenin makbul, vermeyenin terörist ilan edilmesinden artık sıkıldık." diyerek, sözlerini tamamladı.

(Bitti)

Kaynak : Anadolu Ajansı
 

Erenist2020

Dekan
Cezalı
Katılım
17 Şub 2020
Mesajlar
9,074
Reaksiyon puanı
7,339
Puanları
113
Yaş
37
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Merkez Bankası Başkanı'nı, göreve geldikten 4,5 ay sonra bir gece yarısı görevden almak, akıldan ve mantıktan uzak, ekonomiyi de uçuruma sürükleyen bir adımdır." dedi.

Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, Türkiye'nin, İstanbul Sözleşmesinden ayrılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İstanbul Sözleşmesinin, 2011'de tüm partilerin onayı, milli bir uzlaşıyla Meclis'te kabul edildiğini anımsatan Akşener, sözleşmenin AK Parti'nin iktidarları döneminde yaptığı en ender iyi işlerden biri olduğunu savundu.

"Bunca yıldır, bu sözleşmeyi iç siyasete malzeme yapıp kadınlardan, çocuklarımızdan, aile yapımızdan dem vurup siyasi rant kovalayan Sayın Erdoğan'ın, bugün çıkıp aynı sözleşmeyi feshetmeye kalkması sizce de garip değil mi?" diye soran Akşener, bunun garip ancak şaşırtıcı olmadığını söyledi. Akşener, şöyle devam etti:

"Neden mi? Çünkü arkadaşlar zorda, oylar eriyor. O nedenle Sayın Erdoğan, panik içerisinde 'Kimin gözüne nasıl girerim? Kimden nasıl siyaset devşiririm?' diye çırpınıyor. Sırf çarpık zihniyetli bir azınlığa şirinlik yapacağım diye Türkiye'de şiddet gören, istismar edilen, tacize, tecavüze uğrayan, kadınların, çocuklarımızın güvenliğini, kutsal aile yapımızı kurban ediyor. İşin özü işte budur."


-"Niye imzaladın, şimdi niye vazgeçiyorsun?"


İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, İstanbul Sözleşmesi'nin hedefinin kadınları, çocukları ve aileyi koruyup kollamak olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ya kadınları korumayı seçeceksiniz ya da kadın katillerine cesaret vereceksiniz. Ya çocuklarınızı kollamayı seçeceksiniz ya da çocuk tacizcilerine yol vereceksiniz. Ya ailelerinize sahip çıkacaksınız ya da yuvaların yıkılmasına göz yumacaksınız. Bu kadar basit. Ne var ki Sayın Erdoğan'ın siyaset anlayışı, korumak ve kollamaktan anlamaz. Onun zihniyeti, kavgadan ve kargaşadan anlar. Onun siyaseti, nefretten, düşmanlıktan beslenir. Kimseyi bulamazsa kendiyle ve kendi icraatlarıyla kavga eder. Nitekim İstanbul Sözleşmesi konusunda da durum aslında budur. Bu arkadaşlar, sözleşmenin gereğini yapmak için en küçük adımı bile atmamışlar. Şimdiyse çıkıp kendi elleriyle imzaladıkları sözleşmeye karşı, mücadele ediyorlar. Bizim de bu tiyatroyu, onaylamamızı bekliyorlar. Çok beklerler. Kardeşim madem, kafanızı karıştıran maddeler vardı o zaman sözleşmeyi neden imzaladınız? Madem şüpheleriniz vardı, o zaman neden bir de adını İstanbul Sözleşmesi koydunuz? Madem kadınların, çocuklarımızın iyiliği umurunuzda değildi o zaman kime şirinlik yapma peşindeydiniz? Bu işler, öyle gece yarısı kararnameleriyle, abuk sabuk konuşan vekillerle, tabela kovalayan trollerle olmaz. Çıkacaksın, devlet yönetmenin ciddiyetiyle bunların cevabını vereceksin. Niye imzaladın, şimdi niye vazgeçiyorsun? Bu millete, kadınlara anlatacaksın. Öyle haksız, hukuksuz, oldubittilerle bu işin içinden sıyrılmazsın Sayın Erdoğan."


- "Türkiye'de son bir yılda 304 kadın öldürüldü"

Akşener, Türkiye'de son bir yılda 304 kadının öldürüldüğünü, her gün ülkenin dört bir yanından kadına yönelik şiddet görüntülerinin geldiğini, çocukların bile şiddetin, tacizin, tecavüzün mağduru olduğunu, boşanmaların çığ gibi arttığını ve aile yapısının sarsıldığını dile getirdi. Devletin, kadınları, çocukları, aileyi koruması gerektiğini, İstanbul Sözleşmesi'nin de tam da bunun için var olduğuna inandıklarını anlatan Akşener, şunları söyledi:
"Onlar ise sözleşmenin gerektirdiği yasal düzenlemeleri yapıp uygulanmasını sağlamak yerine birkaç oy uğruna kadınlarımızı, çocuklarımızı ve ailelerimizi feda etmeyi seçtiler. Birkaç oy uğruna çocuklarımızı korumayı değil, 7 yaşındaki kızlarımızı evlendirmeyi seçtiler. Kadına el kaldıranın karşısına dikilmeyi değil, 'O saatte ne işi varmış?' vicdansızlığını seçtiler. Kadının iş hayatında önünü açmayı değil, 'Çalışan kadın fuhuşa hazırlanıyor.' ahlaksızlığını seçtiler."

Akşener, iktidarın ne kadınları ne çocukları ne de aile yapısını korumak gibi bir derdi bulunduğunu, tüm hesabının iktidarlarını sürdürmek ve koltuklarını korumak olduğunu iddia etti. Meselenin sadece İstanbul Sözleşmesi'ne karşı takınılan tavır olmadığını aktaran Akşener, şu değerlendirmeyi yaptı:


"Mesele, bunların 19 yıldır benimsediği fırıldak siyaset anlayışıdır. Bu siyaset, nabza göre şerbet, 'kullan-at', selpak siyasetidir. Bunların, siyasi ortaklıkları da siyasi hamleleri de böyledir. Nitekim 19 yılda icap ettiğinde herkesle ittifak kuran da Sayın Erdoğan'dır. Bu ittifakı hiç bozmadan devam ettirdiği bir kişi var o da İmralı canisi Abdullah Öcalan'dır. Ailevi birliktelik var aralarında. İşi bittikten sonra her ittifak ortağına sümüklü mendil muamelesi yapan da yine Sayın Erdoğan'dır."


- Merkez Bankası Başkanı'nın görevden alınması

Türkiye'yi yönetenlerin, ne içeride ne de dışarıda yatırımcıya güven vermediğini ileri süren Akşener, milletin işiyle, aşıyla, hakkıyla ilgilenmeyen bu iktidarın artık ömrünü tamamladığını, akıldan ve sağduyudan uzaklaşarak şirazelerinden tamamen çıktığını iddia etti.

Naci Ağbal'ın Merkez Bankası Başkanlığından alınmasına değinen Akşener, şunları kaydetti:

"Piyasalar için istikrar ve güvenin adresi olması gereken Merkez Bankasını, yapboz tahtasına çevirmeleri de işte bundandır. Biliyorsunuz daha 4,5 ay önce damat bakanı göndermek pahasına göreve getirdikleri Merkez Bankası Başkanı da cuma gecesi itibarıyla gitti. 'Damadı affettik.' diyorlardı, onun gidişine sebep olan başkan, 'Görevden alındım.' dedi. Görevden alındığı için bir de teşekkür etti. Zaten her giden nedense bir rahatlıyor. Her gidende bir huzur, bir ferahlık, son derece zen bir tavır. Hayretle izliyoruz. İnsan, ister istemez soruyor: Sizi nasıl bir ateşe atıyorlar ki ekonomideki tablo, aslında ne kadar kötü ki görevden alınınca bu kadar rahatlıyor, üstüne bir de şükranlarınızı sunuyorsunuz? Memleketi nasıl bir cendereye soktunuz ki giden her biriniz, 'Allah sonumuzu hayır etsin.' diyorsunuz?' Böyle ekonomi yönetimi olur mu? Böyle devlet insanlığı olur mu? Gerçekten ibretlik. Durumumuz bu kadar kötüyse çıkıp milleti bilgilendireceksiniz. Devlet insanı, öyle metin arası mesajlarla, sağa sola sinyal vermez. Ya susar sessizce kenara çekilir ya da çıkar milletine gerçekleri söyler. Merkez Bankası Başkanı'nı, göreve geldikten 4,5 ay sonra bir gece yarısı görevden almak, akıldan ve mantıktan uzak, ekonomiyi de uçuruma sürükleyen bir adımdır."


- "Sözüm ona faiz düşmanı"

Akşener, Türkiye'nin Erdoğan'ın, "düşünmeden aldığı şuursuz kararlar" sonucunda hem yüksek faizin acı reçetesini ödediğini hem de yükselen kur ve artan enflasyonla boğulmaya mahkum olduğunu savundu.

AK Parti'nin 2001 krizi sonrası, Merkez Bankası kasasını net rezervle devraldığını, bugün ise Merkez Bankası kasasının borçlu hale geldiğini öne süren Akşener, faizlerin son 4 ayda yüzde 90'a yakın artarak yüzde 19'a çıktığını söyledi. Akşener, "Bu ucube sistemde, Sayın Erdoğan'ın bilgisi ve izni olmadan, faiz artırılmaz, artırılamaz. Sözüm ona kendisi faiz düşmanı ama faizi artıran da kendisi, faiz artınca kelle alan da yine kendisi. Yapılan yanlışlar, 'Aman Sayın Erdoğan'a fatura edilmesin.' diye bu ucube sistem çöp öğütür gibi bürokrat öğütüyor. Bu sırada olan da cefakar milletimize oluyor." görüşünü aktardı.


-"Şimdiden o koltuğa yeni talipler var"

Ağbal'ın görevden alınması öncesinde bir gazetede çıkan habere işaret eden Akşener, "Cuma sabahı, iktidara yakın bir gazete başlık atıp, faiz artırımına 'tezgah' dedi. Aynı günün gecesinde yeni Başkan gitti, aynı gazetenin yazarı en yeni Başkan oldu. Sayın Erdoğan, bir zamanlar 'Gazete manşetleriyle bize istikamet çizemezler.' diyordun. Şimdi bakıyorum da onlar sabah manşet atıyor, sen akşamına gereğini yapıyorsun." ifadelerini kullandı.

"Çiçeği burnunda Merkez Bankası Başkanı'nı uyarmak istediğini" söyleyen Akşener, "Görünen o ki şimdiden o koltuğa yeni talipler var. Baktı ki bu atamalar verilen ayarlar üzerinden oluyor. Faizlerin gidişatını beğenmeyen Ayasofya imamı, Twitter üzerinden ayar verip hem faiz lobilerine göz dağı verdi hem de Merkez Bankası Başkanlığına göz kırptı." dedi.

- "Türkiye, Zihni Sinir projelerini uygulayacağın bir laboratuvar değil"


İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, Türkiye'nin, faizle kur arasına sıkıştığını ileri sürerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye ekonomisinin bu şekilde köşeye sıkışmasının temel sorumlusu da büyük ekonomist Sayın Erdoğan'ın ta kendisi. Eğer beceriksizliğinin sonuçlarına bir kılıf uydurmanın peşindeysen gözümüz üzerinde haberin olsun. Yarın çıkıp da 'Fezlekeler yüzünden, kapatma davası yüzünden, faizle mücadele ettiğimiz için, İstanbul Sözleşmesi'nin feshi yüzünden, malum lobiler, dış güçler, bize saldırıyorlar.' demeyi düşünüyorsan şimdiden söyleyeyim, yemezler. Başta Merkez Bankası ve TÜİK Başkanları olmak üzere bürokratlara, oyuncağını beğenmeyen şımarık bir çocuk gibi davranman, ekonominin itibarını zedeliyor. Attığın her yanlış adım, sürdürmekte inat ettiğin her yanlış tutum, bu ülkeyi daha da fakirleştiriyor. Bu keyfiyetten, bu şımarıklıktan bir an önce vazgeçmen gerekiyor. Türkiye, Zihni Sinir projelerini uygulayacağın bir laboratuvar değildir. Merkez Bankasının rezervlerinin eridiği bu dönemde iş bilmez danışmanlarının gazına gelip, Türkiye'yi iyice üçüncü dünya ülkelerine benzetecek 'sermaye kontrolü' gibi şaibeli yollara başvurma, hatta başvurmayı aklının ucundan bile geçirme."


-"Kendimizden sandıklarımızın bizi ayırmasından sıkılmadık mı?"

Akşener, ülkede çok ciddi tasarruf açığı olduğunu, sınırlı tasarrufların da doğru yerlerde kullanılması ve bu yüzden Kanal İstanbul gibi projelerle ülkenin tasarruflarının heba edilmemesi gerektiğini savundu. Bu kadar zenginliğe sahip bir ülkenin, makroekonomik sorununun olamayacağını dile getiren Akşener, "Türkiye'nin makroekonomik sorunu yoktur. Türkiye'nin, makro Erdoğanik sorunları vardır. Makro Erdoğanik sorunlarımız yüzünden onca zenginliğe karşın, 8 bin 500 dolarlık milli gelirle, Avrupa'nın sonuncusuyuz." dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, "Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının bizleri bölmesinden artık bıkmadık mı? Önümüze ardımıza bir sıfat koyup, bunu zorla kabul ettirmeye çalışmalarından usanmadık mı? Eloğlunun değil, kendimizden sandıklarımızın bizi ayırmasından sıkılmadık mı? Biz sıkıldık. Ocu, bucu, şucu diye tasnif edilmekten, sonra da adına siyaset diyerek üzerimize hesap kitap yapılmasından artık sıkıldık. Ayrıştırılmaktan, kutuplaştırılmaktan, birbirimize yabancılaştırılmaktan artık sıkıldık. AK Parti'ye oy verenin makbul, vermeyenin terörist ilan edilmesinden artık sıkıldık." diyerek, sözlerini tamamladı.

(Bitti)

Kaynak : Anadolu Ajansı
Meral Akşener çok güzel söylemiş ama söyledikleri ülkemizdeki padişahlık sisteminden dolayı bir anlam ifade etmiyor.
 
Son düzenleme:

ozciceky

Profesör
Katılım
20 Haz 2020
Mesajlar
2,500
Reaksiyon puanı
2,298
Puanları
113
Yaş
48
Meral Akşener'i kast etmiş ise ayıp etmiş Erenist2020 arkadaşımız.
 

ozciceky

Profesör
Katılım
20 Haz 2020
Mesajlar
2,500
Reaksiyon puanı
2,298
Puanları
113
Yaş
48
Ben de öyle tahmin etmiştim ;)
 

OzkanK.

Dekan
Katılım
3 Eyl 2019
Mesajlar
7,373
Reaksiyon puanı
9,444
Puanları
113
Ülkenin cumhurbaşkanına hain hırsız ülkesine ihanet ediyor şerefsiz flan demek hakarete giriyor söyleyim. Şikayet edilsen dava gerekçesi bu söylemlerden ceza alan çok sayıda insanda var... Ceza almasanda mahkeme mahkeme gezersin.

Not: Sen 18 yaş altı olduğuna ceza almazsın büyük ihtimal ama sözlerine dikkat et bence.
 

mertbaba41

Doçent
Katılım
16 May 2020
Mesajlar
558
Reaksiyon puanı
569
Puanları
93
Yaş
13
Ülkenin cumhurbaşkanına hain hırsız ülkesine ihanet ediyor şerefsiz flan demek hakarete giriyor söyleyim. Şikayet edilsen dava gerekçesi bu söylemlerden ceza alan çok sayıda insanda var... Ceza almasanda mahkeme mahkeme gezersin.

Not: Sen 18 yaş altı olduğuna ceza almazsın büyük ihtimal ama sözlerine dikkat et bence.
sildim orayı
 

Son mesajlar

Üst