Murataltug
Dekan
- Katılım
- 15 Ekim 2017
- Mesajlar
- 5,873
- Reaksiyon puanı
- 3,096
- Puanları
- 293
- Yaş
- 39
Abdulkadir Geylani (kuddise sirruhu)’dan hikmetli sözler
– Allah’ın muhabbetinde samimi olan, ne ayıp işitir ne de kulağına ayıp gider.
– Müminin âdeti önce düşünüp sonra konuşmaktır. Münafık ise önce konuşur, sonra düşünür.
– Kendine bir ağırlık veren kimsenin hiçbir ağırlığı yoktur.
– Hüzünsüz bir neşe ve darlıksız bir bolluk olmaz.
– İnsan Allah’a kalıbıyla değil, kalbiyle ibadet eder.
– Tasavvuf yolu zahirî ve batınî hükümlere riayet etmeyi ve her şeyden fâni olmayı gerektirir.
– Yerini bilmeyene kader yerini öğretir.
– Sahte rabler boyundan çıkarılıp atılmadıkça, sebeplerle ilişik kesilmedikçe, fayda ve zararı insanlardan bilmeyi terk etmedikçe kurtuluş mümkün değildir.
– Kuran’dan, hakkında tartışarak değil, içindekilerle amel ederek faydalanın!
– Kalp salih olunca daimi zikir elde edilir ve kalbin her tarafına Hakk’ın zikri yazılır. Böyle bir kalbin sahibinin gözleri uyuyabilir ama kalbi Rabbini zikreder.
– Sabır, hayrın temelidir.
– Sağlam bir kalp tevhid, tevekkül, yakin, tevfik, ilim, iman ve kurbiyet ile dolar.
– Mürit tövbesinin gölgesinde, murat ise Rabbinin inayetinin gölgesinde kaimdir.
– İnanan kimse Allah’tan başka kimseden korkmaz ve başkasından hiçbir şey beklemez.
– Zahir fıkhını öğren, sonra batın fıkhına yönel!
– Zahir ilimleri, görünen kısmın ışığıdır. Batın ilimleri ise görünmeyen kısmın.
– Kaderin gelmesinden rahatsız olma, onu kimse döndüremez ve kimse engel olamaz. Takdir olunan şey mutlaka gerçekleşir.
– Salihlerin kalpleri faydayı da zararı da Rablerinden bilir.
– Züht ve tevhidi sağlam olan kişi, halkın elini ve varlığını görmez. Allah’tan başka veren ve üstün kılan görmez.
– Sıddîk gözünün, güneş ve ayın değil, Allah’ın nuruyla bakar.
– Hayânın hakikati, yalnızlıkta ve toplulukta Rab’dan utanmaktır.
– Kalp sırra, sır da Hakk’a itimat ederek sükûn bulur.
– Her çeşit hayır Allah katında, her çeşit şer de başkalarının yanındadır.
– İnsanlar arasında zenginle fakir ayırımı yapan kurtuluşa eremez.
– Bütün insanlar seni kendi menfaati için ister. Allah ise seni senin menfaatin için ister.
– Tasavvuf yolu salihleri görüp onların sohbetlerini ezberlemekle kat edilmez.
– Resulullah hariç her mahluk perdedir; Resulullah ise kapıdır.
– Hak’tan korkanın korkusu arttıkça kalbi ona korkuyu unutmayı öğretir. Onu Hakk’a yakınlaştırır. Ona müjdeler verir.
– Sufîlerden biri demiş ki: “Fâsığın yüzüne ancak arif kullar güler.”
– Bir şeyi hatırlamak Allah’ı unutturuyorsa, o şey o kişi için uğursuzdur.
– Kulun kalbi Rabbine erince Rabbi onu kimseye muhtaç etmez.
– Sufîlerin geceleri gece, gündüzleri de gündüz değildir.
– Sufîler ‘niçin’i, ‘nasıl’ı, ‘yap’-‘yapma’yı unutarak, kendilerini Rablerinin önüne atmışlardır.
– Sufîler ahirete göre akıllı, dünyaya göre delidirler.
– Hakk’ı bulursan eşyayı ondan görürsün. Ne düşmanın kalır, ne üzerinde hakkın olan biri.
– Allah’ı bilen kimsenin O’na karşı iradesi kalmaz.
– Allah’a ancak O’ndan başka her şeyi terk eden kimseler yaklaşabilir.
– Teslim ol, rahat bul!
– Allah’ı arayan O’nu bulur.
– Faydayı ve zararı Allah’ın dışındakilerden bilenler Allah’ın kulu değildir.
– Sufîlerden biri demiş ki: “İnsanlar hakkında Allah’a uy, Allah hakkında insanlara uyma!”
– O’nun uğrunda mücahede edene O hidayet yollarını gösterir.
– Veliliğin şartı gizlenmek, nebiliğin şartı açıklamaktır.
– Nasibin olanı kaybetmezsin, onu senden başkası yiyemez. O başkasının nasibi olmaz.
Nasibini ona hırs göstermekle elde edemezsin.
-Günahların kötü bir kokusu vardır. Allah’ın nuru ile bakanlar bunu anlar, fakat halktan gizler, onları rezil etmezler.
– Akıllı kimse ölümü düşünen ve kaderin getirdiğine razı olandır.
– Allah Teâlâ rızıkların taksimini bitirmiştir. Rızıkta zerre miktarı artma ve eksilme olmayacaktır.
– Dünya herkesi boğacak kadar engin bir denizdir.
– Şöyle denilmiştir: “Şeriatın şahitlik etmediği her hakikat zındıklıktır.”
– Allah’ı tanıyan O’nu sever. O’nu seven O’na uyar.
– Zahid olan kalptir, ceset değil
– İlim kılıç, amel el gibidir. El olmadan kılıç kesmez. Kılıç olmadan da el kesmez.
– Belalar kula Cenab-ı Hakk’ın kapısını çalmayı öğretir.
– Derdi de yaratan O’dur, devayı da. O kendisini öğretmek için belaya müptela kılar. Böylece hem bela verebileceğini, hem de bunu kaldırabileceğini gösterir.
– Rabbinizin kereminden dileyin, icabet etse de etmese de O’ndan isteyin. Çünkü O’ndan istemek ibadettir.
– O’nu tanısaydınız, O’nun önünde dilleriniz lal kesilirdi; kalpleriniz ve diğer uzuvlarınız her hâlinde edepli olurdu.
– Salihlerden birisine “Neyi arzu ediyorsun?” diye sorulduğunda, “Arzu etmemeyi arzu ediyorum.” diye cevap verdi.
– Sufîlerin yolculukları Hakk’a kurbiyet ülkesinde son bulur.
– Allah’ın takdirini O’nun aleyhine delil yapmayın; çalışın, çabalayın.
– Kader üzerinde durup onu delil göstermemiz uygun değildir. Bilakis biz çalışır, çabalar ve ne itiraz ne de tembellik etmeyiz.
– Sufîler Allah Teâlâ’nın kendisinden başka bir şey istemezler. Onlar nimeti değil, nimet bahşedeni, halkı değil Hâlık’ı isterler.
– Sevenle sevmeyen rıza hâlinde değil, hoşnutsuzluk hâlinde belli olur.
– Marifet ve ilim, öz ile kabuğu birbirinden ayırır.
– Akıllı kişi, işlerin başlangıcına değil, sonucuna bakar.
– İnsanların çoğunun helaki, küçük günahları sebebiyledir.
– İlim öyle bir şeydir ki sen bütün varlığını ona adadığın zaman o sana ancak bir parçasını verir.
– Bilgi hayat, bilgisizlik ölümdür.
– Bu ilim [tasavvuf ilmi], kitap sayfalarından değil, Allah erlerinin ağzından alınır.
– Dünya hikmettir, ahiret ise kudret. Hikmet alet ve sebeplere ihtiyaç duyar, kudret ise duymaz.
– Mümin dünyada, zahid ahirette gariptir. Arif ise Allah’ın dışındaki her yerde gariptir.
– Dünya nefslerin, ahiret kalplerin, Allah ise sırların sevgilisidir.
– Arif, Allah’a her an bir öncekine göre daha yakındır.
– Arif hem dünyada, hem de ahirette yabancıdır.
– Nefsine hiçbir hâli ve makamı nispet etme!
– Âdemoğlunun başına gelen her türlü bela, Rabbinden şikâyet etmesi yüzündendir.
– Amelinin karşılığında ödüllendirilmeyi bekleyen, muhlis değildir.
– Her şeyde O’nun isimlerinden bir isim mevcuttur, her şeyin ismi O’nun ismindendir.
– Allah’ın muhabbetinde samimi olan, ne ayıp işitir ne de kulağına ayıp gider.
– Müminin âdeti önce düşünüp sonra konuşmaktır. Münafık ise önce konuşur, sonra düşünür.
– Kendine bir ağırlık veren kimsenin hiçbir ağırlığı yoktur.
– Hüzünsüz bir neşe ve darlıksız bir bolluk olmaz.
– İnsan Allah’a kalıbıyla değil, kalbiyle ibadet eder.
– Tasavvuf yolu zahirî ve batınî hükümlere riayet etmeyi ve her şeyden fâni olmayı gerektirir.
– Yerini bilmeyene kader yerini öğretir.
– Sahte rabler boyundan çıkarılıp atılmadıkça, sebeplerle ilişik kesilmedikçe, fayda ve zararı insanlardan bilmeyi terk etmedikçe kurtuluş mümkün değildir.
– Kuran’dan, hakkında tartışarak değil, içindekilerle amel ederek faydalanın!
– Kalp salih olunca daimi zikir elde edilir ve kalbin her tarafına Hakk’ın zikri yazılır. Böyle bir kalbin sahibinin gözleri uyuyabilir ama kalbi Rabbini zikreder.
– Sabır, hayrın temelidir.
– Sağlam bir kalp tevhid, tevekkül, yakin, tevfik, ilim, iman ve kurbiyet ile dolar.
– Mürit tövbesinin gölgesinde, murat ise Rabbinin inayetinin gölgesinde kaimdir.
– İnanan kimse Allah’tan başka kimseden korkmaz ve başkasından hiçbir şey beklemez.
– Zahir fıkhını öğren, sonra batın fıkhına yönel!
– Zahir ilimleri, görünen kısmın ışığıdır. Batın ilimleri ise görünmeyen kısmın.
– Kaderin gelmesinden rahatsız olma, onu kimse döndüremez ve kimse engel olamaz. Takdir olunan şey mutlaka gerçekleşir.
– Salihlerin kalpleri faydayı da zararı da Rablerinden bilir.
– Züht ve tevhidi sağlam olan kişi, halkın elini ve varlığını görmez. Allah’tan başka veren ve üstün kılan görmez.
– Sıddîk gözünün, güneş ve ayın değil, Allah’ın nuruyla bakar.
– Hayânın hakikati, yalnızlıkta ve toplulukta Rab’dan utanmaktır.
– Kalp sırra, sır da Hakk’a itimat ederek sükûn bulur.
– Her çeşit hayır Allah katında, her çeşit şer de başkalarının yanındadır.
– İnsanlar arasında zenginle fakir ayırımı yapan kurtuluşa eremez.
– Bütün insanlar seni kendi menfaati için ister. Allah ise seni senin menfaatin için ister.
– Tasavvuf yolu salihleri görüp onların sohbetlerini ezberlemekle kat edilmez.
– Resulullah hariç her mahluk perdedir; Resulullah ise kapıdır.
– Hak’tan korkanın korkusu arttıkça kalbi ona korkuyu unutmayı öğretir. Onu Hakk’a yakınlaştırır. Ona müjdeler verir.
– Sufîlerden biri demiş ki: “Fâsığın yüzüne ancak arif kullar güler.”
– Bir şeyi hatırlamak Allah’ı unutturuyorsa, o şey o kişi için uğursuzdur.
– Kulun kalbi Rabbine erince Rabbi onu kimseye muhtaç etmez.
– Sufîlerin geceleri gece, gündüzleri de gündüz değildir.
– Sufîler ‘niçin’i, ‘nasıl’ı, ‘yap’-‘yapma’yı unutarak, kendilerini Rablerinin önüne atmışlardır.
– Sufîler ahirete göre akıllı, dünyaya göre delidirler.
– Hakk’ı bulursan eşyayı ondan görürsün. Ne düşmanın kalır, ne üzerinde hakkın olan biri.
– Allah’ı bilen kimsenin O’na karşı iradesi kalmaz.
– Allah’a ancak O’ndan başka her şeyi terk eden kimseler yaklaşabilir.
– Teslim ol, rahat bul!
– Allah’ı arayan O’nu bulur.
– Faydayı ve zararı Allah’ın dışındakilerden bilenler Allah’ın kulu değildir.
– Sufîlerden biri demiş ki: “İnsanlar hakkında Allah’a uy, Allah hakkında insanlara uyma!”
– O’nun uğrunda mücahede edene O hidayet yollarını gösterir.
– Veliliğin şartı gizlenmek, nebiliğin şartı açıklamaktır.
– Nasibin olanı kaybetmezsin, onu senden başkası yiyemez. O başkasının nasibi olmaz.
Nasibini ona hırs göstermekle elde edemezsin.
-Günahların kötü bir kokusu vardır. Allah’ın nuru ile bakanlar bunu anlar, fakat halktan gizler, onları rezil etmezler.
– Akıllı kimse ölümü düşünen ve kaderin getirdiğine razı olandır.
– Allah Teâlâ rızıkların taksimini bitirmiştir. Rızıkta zerre miktarı artma ve eksilme olmayacaktır.
– Dünya herkesi boğacak kadar engin bir denizdir.
– Şöyle denilmiştir: “Şeriatın şahitlik etmediği her hakikat zındıklıktır.”
– Allah’ı tanıyan O’nu sever. O’nu seven O’na uyar.
– Zahid olan kalptir, ceset değil
– İlim kılıç, amel el gibidir. El olmadan kılıç kesmez. Kılıç olmadan da el kesmez.
– Belalar kula Cenab-ı Hakk’ın kapısını çalmayı öğretir.
– Derdi de yaratan O’dur, devayı da. O kendisini öğretmek için belaya müptela kılar. Böylece hem bela verebileceğini, hem de bunu kaldırabileceğini gösterir.
– Rabbinizin kereminden dileyin, icabet etse de etmese de O’ndan isteyin. Çünkü O’ndan istemek ibadettir.
– O’nu tanısaydınız, O’nun önünde dilleriniz lal kesilirdi; kalpleriniz ve diğer uzuvlarınız her hâlinde edepli olurdu.
– Salihlerden birisine “Neyi arzu ediyorsun?” diye sorulduğunda, “Arzu etmemeyi arzu ediyorum.” diye cevap verdi.
– Sufîlerin yolculukları Hakk’a kurbiyet ülkesinde son bulur.
– Allah’ın takdirini O’nun aleyhine delil yapmayın; çalışın, çabalayın.
– Kader üzerinde durup onu delil göstermemiz uygun değildir. Bilakis biz çalışır, çabalar ve ne itiraz ne de tembellik etmeyiz.
– Sufîler Allah Teâlâ’nın kendisinden başka bir şey istemezler. Onlar nimeti değil, nimet bahşedeni, halkı değil Hâlık’ı isterler.
– Sevenle sevmeyen rıza hâlinde değil, hoşnutsuzluk hâlinde belli olur.
– Marifet ve ilim, öz ile kabuğu birbirinden ayırır.
– Akıllı kişi, işlerin başlangıcına değil, sonucuna bakar.
– İnsanların çoğunun helaki, küçük günahları sebebiyledir.
– İlim öyle bir şeydir ki sen bütün varlığını ona adadığın zaman o sana ancak bir parçasını verir.
– Bilgi hayat, bilgisizlik ölümdür.
– Bu ilim [tasavvuf ilmi], kitap sayfalarından değil, Allah erlerinin ağzından alınır.
– Dünya hikmettir, ahiret ise kudret. Hikmet alet ve sebeplere ihtiyaç duyar, kudret ise duymaz.
– Mümin dünyada, zahid ahirette gariptir. Arif ise Allah’ın dışındaki her yerde gariptir.
– Dünya nefslerin, ahiret kalplerin, Allah ise sırların sevgilisidir.
– Arif, Allah’a her an bir öncekine göre daha yakındır.
– Arif hem dünyada, hem de ahirette yabancıdır.
– Nefsine hiçbir hâli ve makamı nispet etme!
– Âdemoğlunun başına gelen her türlü bela, Rabbinden şikâyet etmesi yüzündendir.
– Amelinin karşılığında ödüllendirilmeyi bekleyen, muhlis değildir.
– Her şeyde O’nun isimlerinden bir isim mevcuttur, her şeyin ismi O’nun ismindendir.