Yorumcular...

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


*SiRiNe*

Dekan
Katılım
22 Kas 2007
Mesajlar
5,345
Puanları
0
Desteklemekle akıl vermek arasında çok ince ama çok da önemli bir çizgi vardır.

Sorulmadan akıl vermeye bayılanlardan hiç hoşlanmam. “Ben sana demiştim”cilerden de.

Herkesin bir fikri vardır. Ve her konuda vardır üstelik. Kimin ne yapması, ne işle uğraşması, nerede yaşaması, kimi tercih etmesi, kimle evlenmesi, kimden ayrılması gerektiğini bilir ve bu konuda zırt zırt konuşurlar. Aslında sana ne? Sana-ne!!!


***


Üzerime gelinmesin, baskı yapılmasın bana. Ölürüm. Aklımda yokken aklıma girer o... Yaşamımın neredeyse yarısı bu baskılara ve olmazlara inat davranışlarla geçti.

Aklımda fikrimde sigara yoktu mesela. Annem sürekli sigara içip içmediğimi sorardı. Çantalarımı kontrol eder, odama baskınlar yapardı. O kadar tepkili ve korkuluydu, o kadar öfkeli söylevler çekiyordu ki “e dur bari, boşa gitmesin, içeyim ben şu meredi” dedim. Mide bulantısından ölüyordum ilk içtiğimde. Salondaki bordo üçlü koltuğa serilmiş dünyanın durmasını bekliyordum. Annemle aramdaki tuhaf bir oyuna dönüşmüştü. Gizli yöntemlerimi açığa çıkaracak her hamlesinde yeni bir şey daha keşfediyordum. Kısa süre sonra kendi evim oldu. Artık salonu, banyosu, sabahı, akşamı bana ait bir evim vardı ve evim annemden binlerce kilometre uzaktaydı. Aniden kapı zili çalmayacak ya da annem sessizce tepemde bitmeyecekti. Sabah kalktım. Kahvaltı ettim. Bir sigara yaktım. Ama o ne? Hiç canım istemiyor! Annem yok diye mi acaba? Bir süre sonra sabahları, yemek sonraları, arabada, yatak odalarında, banyolarda içilen sigaraların aslında beni fena halde rahatsız ettiğini keşfettim. Sosyal ortamlar, eğlenceler ve dışarıda yenen yemekler hariç sigaradan ve özellikle purodan nefret ettiğimi kendim de kabul ettim.

Çünkü artık baskı yoktu. İnadına “hayır hayır, istiyorum” diyeceğim bir durum da söz konusu değildi.


***


“Onu yapma, böyle deme, şunu söyleme, öyle davranma” kalıplarından bunaldığımı fark edebilmem çok zaman aldı. İçimden hiç de “öyle” gelmezken “öyle” olması gerektiğine inandığım için kendimi “uygun” olana uygun hale getirmeye çalışıyor ama için için baş kaldıran ruhumun diğer tarafını da bastırmaya uğraşıyordum. Sanırım sonunda yoruldum...

“Bir inat uğruna kendime ettiklerim yeter artık yani” demiş olmalıyım...

Tiyatro okumaktan, evliliklerime, dergicilik yapmaktan, siyasi düşünceme dek her şey o kadar “inat” tepkileriymiş ki... Ama sadece birini utanç abidesi, bir anıt eser, bir sembol olarak ayrı tutuyor ve yaptığım hiçbir şeyden asla pişman olmadığımı düşünüyorum.

İyi ki aileme inat Tiyatro okumak için kendimi paraladım ve saklı saklı sınavlara girdim. İyi ki “yapamazsın” diyenlere inat bir derginin yönetiminde çalıştım. İyi ki “kariyer ve çocuk bir arada olmaz” diyenlere inat kızımı doğurdum filan...


***


Şimdi gelelim yazının “ben”den çıkıp size ulaşacak olan “mesaj” kısmına.

1- Youtube yine kapatıldı!!! Siteyi açmak istediğinizde şu yazıyla karşılaşıyorsunuz: Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi, 24/04/2008 tarih ve 2008/468 nolu kararı gereği bu siteye erişim TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’nca engellenmiştir.

2- Uzun yıllara yayılmış olan baskı, sindirme, yasaklama zihniyeti yüzünden farkındasınızdır nasıl herkes giderek saldırganlaşıyor; iktidarı, devlet organları ve toplumuyla... Yasakçılığın ve baskının ancak giderek devleşen bir tepkisellik yaratacağını, bu tepkiselliğin toplumsal yaşamı felç edeceğini fark edemiyor mu kimse...

3- Çocuğa ya da eşe baskı, isteklerinizin yerine gelmesini sağlamaz. Bakınız: Hiç öyle değilmiş gibi gördüğünüz ama aslında tam tersi olan ben!

4- Sorulmadan akıl verenler ile “ben demiştimciler”i bir çuvala tıksak, içine de iki sokak kedisi atsak acaba akıllanır ve susmayı öğrenirler mi?

5- Ya da aşna fişne konusunda durmaksızın yorum yapanlar ABD’nin açık seçik Türkiye’deki “ılımlı İslami siyasetten” memnun olduğunu beyan etmesiyle de ilgili bir irkilme olsun, bir titreme ve kendine gelme olsun bir diriliş, bir şey olsun, yaşarlar mı acep? Asıl bu evlilik hakkında ne düşünürler?

İclal AYDIN
 

Reallist

Profesör
Katılım
7 Nis 2008
Mesajlar
1,275
Puanları
0
İlginç bir yazı olmuş. Yalnız yasakcıların kim ölduğunu anlayamamış yada anlamak istememiş.

Mahkeme kararı ile kapatılan youtube suçunu TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI atmasına şaşırmak lazım. Zira TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI denetleyicidir sadece.

Diğer başlıklarda aynı mantık devam etmektedir. Ve sonuç başlığında " asıl taşlamak istediği yere geldi" helal olsun derim.:D
 

kullanıcı

Profesör
Katılım
10 Mar 2008
Mesajlar
3,801
Puanları
0
Değişik bir yazı olmuş. Paylaşım için teşekkürler. ^^
 
Üst
stat counter