Sıradışı bir şampiyonluk

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


*SiRiNe*

Dekan
Katılım
22 Kas 2007
Mesajlar
5,345
Puanları
0
Hiç de kolay değildir böyle maçlar... Tribündeki Sarı Kırmızılı binler, sokaklardaki milyonlar şampiyonluğu kutlarken ona ulaşmak için atılması gereken bir adım daha olması kimi zaman insanı düpedüz kilitler.
Hele baştan iş biraz ters gittiğinde şampiyonluk günü zehir olabilir... İstediğinizi elde etseniz bile içinizde bir burukluk kalır... 'Böyle mi şampiyon olmalıydık!' durumları yaşanır...

Galatasaray şu son 6 haftalık dönemde doruğa çıkan performansıyla buna benzer gamlı-kederli yaklaşımların zerresine bile fırsat vermedi. Aslında G.Birliği Oftaş çekinilmeyecek bir rakip değildi. Ancak Sarı Kırmızılı takım sonuna kadar işi ciddi tutunca onların da pes etmekten başka çaresi kalmıyordu. Elbette ki Galatasaray şampiyonluğu iki hafta önce ezeli rakibini yendiğinde ele geçirmişti. Ancak sonrasında da final niteliğinde maçlar oynadı. Bunlarda da şampiyona yakışır bir çaba içindeydi. Özellikle Sivasspor maçı sezonun en büyük heyecan fırtınalarından biri oldu.

Yıllardır bu ülkede hemen her şampiyonluğa bir kulp takıldı. 'Hakemlerle kazandılar' denildi, 'Haram puanlar aldılar' diye tepki gösterildi, 'Bizi doğradılar' diye yakınıldı ve daha pek çok şey söylendi. Bu kez Cim Bom'un başardığı müthiş iş karşısında kimsenin söyleyecek bir şeyi yoktu. Fenerbahçeli pek çok dostumuz bunu içtenlikle dile getirip Galatasaray'ı kutladı. Hatta parasız-pulsuz, yabancısız-hocasız filan diye kendilerine daha çok acı verecek yorumlar yapıldı...

Son 90 dakika için Cevat Güler hocanın sahaya sürdüğü takım biraz "kutlama" havasındaydı. Hakan Şükür'ün belki de Sarı Kırmızılı forma altındaki son maçına kaptan çıkması, hiçbir durumda ondan esirgenmemesi gereken bir haktı. O da kontenjandan oynamadığını attığı golle gösterdi. Gol öyle bir zamanda geldi ki bu maçta yaşanabilecek her türlü sıkıntı bir anda ortadan kalktı.

Tabii daha önce Trabzon'dan gelen haber tribünleri keyiflendirmişti. Sarı Kırmızılı takım pek iyi oynamıyor ama rakibine de soluk aldırmıyordu. Zaten şampiyonluğu getiren de bu kaytarmasız, içten çaba olmamış mıydı? İlk yarının sonunda Hakan Balta'nın nefis golü artık sezonun sonunu ilan etti. Bu gol aynı zamanda Hakan'ın hamile eşine de verdiği en güzel armağandı.

Karşılaşmanın ikinci yarısı hiç oynanmasa da olurdu. Çünkü oynayan iki takım için maç da bitmişti lig de... Ancak ikinci 45 dakika hiç de bu havada geçmedi. Tam tersine Oftaş'ın müthiş iş ciddiyetine Galatasaray da aynı şekilde karşılık verince soluk soluğa bir maç oynandı. Oftaş, karşılaşmanın son saniyesine kadar sürdürdüğü müthiş mücadelesiyle, bulunduğu yere boşuna gelmemiş olduğunu bir kez daha gösterdi. Mücadele öylesine sıkıydı ki Arda birkaç kez sakatlık tehlikesi geçirdi. Barış ve Sabri bu sezonki maçlarda koşma rekorunu kırdılar. Belki fazla pozisyon olmadı, gol de gelmedi ama alkışlanacak bir çaba vardı. Oyuna geç giren Lincoln'ün birkaç zarif hareketi Sarı Kırmızılı tribünleri keyiflendiren son hareketlerdi.

Bu sezonun tartışmasız en iyisi değil düpedüz kahramanı Servet'in son dakikalarda sakatlanması ise yaşanan tek tatsızlık oldu. Sonuçta Cim Bom bu sezonun tepeden tırnağa hakedilmiş şampiyonluğunu son 90 dakikada bayram şenliği içinde noktaladı. Tıpkı 2006'daki gibi bu da sıradaşı bir şampiyonluk oldu. Cim Bom'a kutlu olsun.


Ahmet ÇAKIR
 
Üst
stat counter