Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)

bilicimustafa12

Türkü'ler Sevdamız...
Yönetici
Moderatör
Katılım
24 May 2017
Mesajlar
4,970
Beğeniler
441
Puanları
83
Konum
Elazığ
Öne Çıkar #21
Ev sahiplerinin de öğrenciye gelince zorluk çıkardığı gerçeği var tabi. Arkadaşlarım var iki kişi ev kiraladılar, 200 lira arttırmak istedi,kişi başı yüz liradan.
 
Katılım
4 Kas 2013
Mesajlar
154
Beğeniler
5
Puanları
18
#23
1 adet odaya 600 tl + elektrik ve su veriyorum. Isparta halkı öğrenci gondiklemek için birleşip el birliğiyle bizi coşturuyor.
 

ÆSir

Profesör
Katılım
26 Ocak 2018
Mesajlar
1,461
Beğeniler
655
Puanları
113
Konum
Karaman
#24
Öğrencisini gerçekten seven bir tek Bekilli vardır. Anılarımız orada çok. Hiç unutmam bir gün yeni geldik oraya birine burada manav var mı yada pazar diye sorduk. Amaç meyve sebze almak. Dedi dün vardı 1 hafta olmaz. Ne yaparız falan anlattık meyve alacaktık diye. Bekle dedi gitti. 5 dk sonra 2 poşet bahçesinden meyve sebze ne varsa doldurmuş getirmişti.
 

bilicimustafa12

Türkü'ler Sevdamız...
Yönetici
Moderatör
Katılım
24 May 2017
Mesajlar
4,970
Beğeniler
441
Puanları
83
Konum
Elazığ
#25
Öğrencisini gerçekten seven bir tek Bekilli vardır. Anılarımız orada çok. Hiç unutmam bir gün yeni geldik oraya birine burada manav var mı yada pazar diye sorduk. Amaç meyve sebze almak. Dedi dün vardı 1 hafta olmaz. Ne yaparız falan anlattık meyve alacaktık diye. Bekle dedi gitti. 5 dk sonra 2 poşet bahçesinden meyve sebze ne varsa doldurmuş getirmişti.
Vay be helal olsun böyle insanlar iyiki var.
 
Katılım
10 May 2018
Mesajlar
133
Beğeniler
46
Puanları
28
Konum
Kocaeli
#26
Sinop'ta okuyacak olan varsa kiralar çok pahalı 800 - 2000 tl arasında ev kiraları var. Özel pansiyonlar ise 700-1000 tl arasında değişiyor.
 
Katılım
1 May 2017
Mesajlar
94
Beğeniler
19
Puanları
8
#27
Öğrenci olmak zor. Hocaların egolarıyla ev sahiplerinin fazla kira istemeleriyle hayatın pahaliligiyla nasil gelecegin bilim adamları olucaz merak konusu :) mezun olunca tek derdimizde kyk kredisi ödemek oluyor :)
 
Katılım
22 Şub 2008
Mesajlar
11,674
Beğeniler
1,076
Puanları
113
#28
Öğrenci olmak zor. Hocaların egolarıyla ev sahiplerinin fazla kira istemeleriyle hayatın pahaliligiyla nasil gelecegin bilim adamları olucaz merak konusu :) mezun olunca tek derdimizde kyk kredisi ödemek oluyor :)
Hocaların egosunun, senin hangi bilimsel araştırmaları yapmana, kendini geliştirmene engel olduğu üzerine bilimsel bir makaleni bekliyoruz.

Sen KYK’yı ödeyeceksin ki senden sonraki öğrenciler KYK ile öğrenciliklerini devam ettirebilsinler.

Ailem fakir olduğu için KYK kredisi ile okudum.
Ailemden gelemeyen para oradan geldi.

Mezun olduktan sonra işr girdim seve seve ödedim.
Biliyorum ki benim ödediğim para ile benim geçmiş durumumdaki başka bir öğrenci eğitimini sağlayabiliyor.
 
Katılım
1 May 2017
Mesajlar
94
Beğeniler
19
Puanları
8
#29
Hocaların egosunun, senin hangi bilimsel araştırmaları yapmana, kendini geliştirmene engel olduğu üzerine bilimsel bir makaleni bekliyoruz.

Sen KYK’yı ödeyeceksin ki senden sonraki öğrenciler KYK ile öğrenciliklerini devam ettirebilsinler.

Ailem fakir olduğu için KYK kredisi ile okudum.
Ailemden gelemeyen para oradan geldi.

Mezun olduktan sonra işr girdim seve seve ödedim.
Biliyorum ki benim ödediğim para ile benim geçmiş durumumdaki başka bir öğrenci eğitimini sağlayabiliyor.
Mezun olunca iş bulunca ödenir elbet amacım bazı imalarda bulunmaktı.
Egoist hocalar için bilimsel makaleye gerek yok. Derslere girip incelemek yeterlidir.
Bilimsel çalışma yapabilmem için bir şeyleri öğrenmek gerekir. Sadece bir kaç dalda tek başına gelişebiliyorken bilgi sahibi olabilmemiz için farklı dallarda dersler görüyoruz. Kimi hoca slayt okumaya çalışıyor. Kimi boş muhabbet yaparak 15 20 dk geçirip mola adı altında 30 35 dk kafasına göre takılıyor. Ders anlatan hocaların bir kısmı derste anlattığını irdeleyip hatasını bulup doğrusunu öğrenmeye çalışınca saçma sapan bahaneler ile kendi hatasını örtmeye çalışan hatta ve hatta bu hatasını kabul etmeyip sınavda kendi uydurma yöntemlerini yapmazsak puan alamadığımız. Ve en beteri son 5 yılda aynı soru ve cevap anahtarını paylaşıp tarihini bile değiştirmeden soran hocanın sınavlarında en yüksek notun 40 olması gibi kusurlu hocalar gördüm. Sizce hocaların meslekten soğutma ihtimalleri yok mu ? Veya akademisyen misiniz ? :) Çünkü hocalar konusundaki mevzudan şikayetçi onca öğrenci grupları olduğu halde itiraz etmeniz garip geldi. Bu arada şikayette bulunun diyebilirsiniz. Sadece dekanlık ve rektörlükten değil. Bimer cimer gibi yerlere şikayetler yapıldığı halde tek gördüğümüz karşılık daha saçma sapan hareketler oldu. Dersten geçen öğrenci sayıları bir elin parmağını geçmeyecek kadar azaldı. Ne kadar ilgimiz merakımız varsa kursagimizda kalıyor. Ve daha giriş kısımlarını bilmeden ne kadar sağlıklı araştırma yapılabilir ?
 
Katılım
22 Şub 2008
Mesajlar
11,674
Beğeniler
1,076
Puanları
113
#30
Mezun olunca iş bulunca ödenir elbet amacım bazı imalarda bulunmaktı.
Egoist hocalar için bilimsel makaleye gerek yok. Derslere girip incelemek yeterlidir.
Bilimsel çalışma yapabilmem için bir şeyleri öğrenmek gerekir. Sadece bir kaç dalda tek başına gelişebiliyorken bilgi sahibi olabilmemiz için farklı dallarda dersler görüyoruz. Kimi hoca slayt okumaya çalışıyor. Kimi boş muhabbet yaparak 15 20 dk geçirip mola adı altında 30 35 dk kafasına göre takılıyor. Ders anlatan hocaların bir kısmı derste anlattığını irdeleyip hatasını bulup doğrusunu öğrenmeye çalışınca saçma sapan bahaneler ile kendi hatasını örtmeye çalışan hatta ve hatta bu hatasını kabul etmeyip sınavda kendi uydurma yöntemlerini yapmazsak puan alamadığımız. Ve en beteri son 5 yılda aynı soru ve cevap anahtarını paylaşıp tarihini bile değiştirmeden soran hocanın sınavlarında en yüksek notun 40 olması gibi kusurlu hocalar gördüm. Sizce hocaların meslekten soğutma ihtimalleri yok mu ? Veya akademisyen misiniz ? :) Çünkü hocalar konusundaki mevzudan şikayetçi onca öğrenci grupları olduğu halde itiraz etmeniz garip geldi. Bu arada şikayette bulunun diyebilirsiniz. Sadece dekanlık ve rektörlükten değil. Bimer cimer gibi yerlere şikayetler yapıldığı halde tek gördüğümüz karşılık daha saçma sapan hareketler oldu. Dersten geçen öğrenci sayıları bir elin parmağını geçmeyecek kadar azaldı. Ne kadar ilgimiz merakımız varsa kursagimizda kalıyor. Ve daha giriş kısımlarını bilmeden ne kadar sağlıklı araştırma yapılabilir ?
Bu mesele derin.
Günün, 10, 20, 30 yılın meselesi değil.

Üniversitede akademisyen olmak ne yazık ki farklı ilişkiler içerisinden geçmekten geçiyor.

Yıllarca al gülüm ver gülüm alla beni pulla beni yağlayayım seni tarzında ilişkiler üniversite akademisyeni olmanın yolu haline gelmiş.

Ancak bu öğrencilerin bahanesi olmamalı...

Ülkemizde berbat sistemin içinden pırıl pırıl gençler çok iyi şekilde kendini geliştirip çılabiliyor.

Tamam hocaları, sistemi eleştirelim de.
Peki ya öğrenciler gerçekten ne kadar eğitim derdinde?

Yüzdeye vurmak belki yanlış ama öğrencilerin büyük kısmı üniversiteye eğitim almak için gelmiyor.

En büyük kitle diploma almaya geliyor. Bir diplomam olsun bir sıfatım olsun.

Diğer büyük kitle ise kendini geliştirmek, geleceğe bakmak desen sana “salak abicim bu ya” bakışı atacaktır.
Bu kitlenin derdi sayılı zaman tez geçer, ünv bitene kadar nerde yatsam orda kalksam, kaç tane kişiyi altıma alsam, her gün içsem içsem kafayı bulsam mantığı içindeler.

Hocalar berbat diyelim.

Öğrencilere bir bak.

Öğrencilerin muhabbetlerine bak.

Üniversite hayatı dediğinde akıllara, kampüs yaşamı, kütüphane, labaratuvar, araştırma, deney, üretim, proje gelmiyor.

Kaç kızı götürdüm, kaç çocuğu parmağımda oynattım geliyor.

Sıkıntı büyük çözülmesi ise mümkün görünmüyor.
 
Katılım
1 May 2017
Mesajlar
94
Beğeniler
19
Puanları
8
#31
Bu mesele derin.
Günün, 10, 20, 30 yılın meselesi değil.

Üniversitede akademisyen olmak ne yazık ki farklı ilişkiler içerisinden geçmekten geçiyor.

Yıllarca al gülüm ver gülüm alla beni pulla beni yağlayayım seni tarzında ilişkiler üniversite akademisyeni olmanın yolu haline gelmiş.

Ancak bu öğrencilerin bahanesi olmamalı...

Ülkemizde berbat sistemin içinden pırıl pırıl gençler çok iyi şekilde kendini geliştirip çılabiliyor.

Tamam hocaları, sistemi eleştirelim de.
Peki ya öğrenciler gerçekten ne kadar eğitim derdinde?

Yüzdeye vurmak belki yanlış ama öğrencilerin büyük kısmı üniversiteye eğitim almak için gelmiyor.

En büyük kitle diploma almaya geliyor. Bir diplomam olsun bir sıfatım olsun.

Diğer büyük kitle ise kendini geliştirmek, geleceğe bakmak desen sana “salak abicim bu ya” bakışı atacaktır.
Bu kitlenin derdi sayılı zaman tez geçer, ünv bitene kadar nerde yatsam orda kalksam, kaç tane kişiyi altıma alsam, her gün içsem içsem kafayı bulsam mantığı içindeler.

Hocalar berbat diyelim.

Öğrencilere bir bak.

Öğrencilerin muhabbetlerine bak.

Üniversite hayatı dediğinde akıllara, kampüs yaşamı, kütüphane, labaratuvar, araştırma, deney, üretim, proje gelmiyor.

Kaç kızı götürdüm, kaç çocuğu parmağımda oynattım geliyor.

Sıkıntı büyük çözülmesi ise mümkün görünmüyor.
Ceza almışsınız ama yarın birgün açılırsa diye söylemek isterim. Dediğiniz doğru. Söylediğiniz tipte öğrenci doludur elbet. Bu işte kendimiz gördüğümüz kısma göre yüzdelik verirsek yaşadığımız bölge ve ortama göre değişecektir. Mesela dediğiniz öğrenci tiplerinden çok insan gördüm bende. Ancak benim bahsettiğim eğitmen tipinden de çok fazla gördüm oran vericek olursak herhalde %70-80 olurdu. Ama işin şu boyutuda var. Öğretmen eğitim verdiği kurum sınırları içerisinde değerlendirilirken öğrenci neden özel hayatına göre değerlendiriliyor ? Düşünce ve fikir özgürlüğüne göre bir öğrenci de bir öğretmende eğitim sınırları içerisinde değerlendirilmeli. Dışarıdaki hayatlarında da birbirlerine saygılı olmalı ancak istediklerini yapabilmeliler. Herkes askeri disiplin içerisinde yaşamak istemeyebilir. Veya başkasının değil , kendi yöresinin kültürüyle yaşamak isteyebilir. İlk mesajım imalı olduğu için yanlış anlamış olabilirsiniz niyetimi. Benim amacım öğrenciler mükemmel öğretmenler berbat demek değildi. Öğrenci olarak hayatta karşılaştığım zorlukları yazdım. Burada bir akademisyen gelipte öğrencilerinden çektiklerinide yazabilirdi.
 
Üst
stat counter