Hatırlıyor musun sevgili?

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


*SiRiNe*

Dekan
Katılım
22 Kas 2007
Mesajlar
5,345
Puanları
0
Antalya Akdeniz Üniversitesi’nden öğrencilerle bir aradaydık geçenlerde...
Son dönemde olup biteni bir de onlardan dinledim.
“Akdeniz Üniversitesi’nde birbirimizle hiç ayrımcı sosyal ilişkiler sürdürmedik. Her politik görüşten arkadaşı bir arada barındırabilecek çağdaşlıkta bir üniversite olmayı başardık. Hukukumuz yerindeydi” dediler.
Son olay patlayınca yurtta kalan öğrencilerin yarısı odasını boşaltmış, bazı aileler çocuklarını okuldan almış. Ama, kurulduğu günden bu yana hiçbir ciddi çatışmaya tanık olmayan üniversite, karıştığı hızla yatışmış.
* * *
Üniversite dışından gelen bazı tiplerin öğrencilere ateş açarken görüntüleri basına yansıyınca 1980 öncesini bilenler, “Eyvah! Yine o yıllara dönüyoruz” diye feryat etmişlerdi.
Korkular anlaşılır olsa da yersizdi; çünkü ne ülke o ülkeydi, ne de gençlik o gençlik...
Dünya konjonktürü de gençlerin politik tansiyonu da buna elvermiyordu.
12 Eylül öncesi gözlenen silahlı kutuplaşmalar kalmamıştı pek... Mazide yaşananların neye hizmet ettiğini öğrenenler daha sağduyuluydu. O konularla hiç ilgilenmeyen apolitikler ise “(Okul) bitse de (yurtdışına) gitsek” havasındaydı zaten...
* * *
Peki olan neydi?
Teşhis hatasını 12 Eylül öncesinde de çok yaptık.
Olanları “sağ-sol çatışması” sandık.
“Karşıt görüşten gençler birbirleriyle çatışıyor” diye yansıttık.
Şimdilerde 1970’lerin sonundaki tuzakları ekrana getiren “Hatırla Sevgili” dizisini izleyenler, aslında iki cenahın nasıl ve ne amaçla birbirine kırdırıldığını, 30 yıl sonra daha soğukkanlı bir bakış açısıyla değerlendirebiliyorlar.
Bu bilgiyle, yeniden aynı tuzaklara düşmek mümkün mü?
Antalya’da yaşanan “sağ-sol çatışması” değildi.
“Türk-Kürt husumeti” de değildi. Çatışma, “kız meselesi”ne indirgenemezdi.
Denenen şey, açıkça bir provokasyondu. Üniversite güvenliğinin zaafından cesaret bulmuştu.
Gençlerin sağduyusu, basının yoğun ilgisi sayesinde püskürtüldü. Doğrusu MHP’nin saldırganları sahiplenmeyip sahiplenenleri ihraç etmesi de işin yatışmasına yardımcı oldu.
* * *
Antalya deneyimi bize üniversiteyi karıştırmanın kolay olduğunu, ama 80 öncesini yeniden inşa etmenin sanıldığı kadar kolay olamayacağını gösterdi.
Geçenlerde bir öğretim üyesi de türbanda anayasa değişikliği için gösteri yapan öğrencilerin AKP’nin kapatma davasından sonra aniden üniversite kapısından çekildiklerine dikkat çekiyordu.
Bunlar “kontrollü tırmanış denemeleri...”
Provokasyonlara karşı uyanıklığı sürdürmek, hepimizin ve ülkenin çıkarınadır.
* * *
Şimdi yeni bir gerilim, 1 Mayıs için, bizzat hükümet tarafından tetikleniyor.
Başbakan, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyen sendikalarla soğukkanlı bir anlaşma zemini aramak yerine onları çileden çıkaracak bir üslupla adeta yangına benzin döküyor.
Kriz, bağıra çağıra geliyor; hükümet aldırmıyor.
Ben pek dizi düşkünü değilim, ama Başbakan’a bir boş kaldığında “Hatırla Sevgili”nin 1 Mayıs 1977’nin canlandırıldığı geçen haftaki bölümünü izlemesini tavsiye ederim.
Orada yine bir provokasyonla pimi çekilen bombanın, ülkeyi nasıl adım adım 12 Eylül’e sürüklediğini iyi bilmek ve aynı tuzaklara yeniden düşmemek lazım.


Can DÜNDAR

 
Üst
stat counter