Gelin Avrupa'yı batıralım!

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


|SeYYaH|

Rektör
Katılım
12 Mar 2011
Mesajlar
13,676
Puanları
113
Konum
HeNdeK
Gelin Avrupa'yı batıralım!


Bugün tatil. Güne uygun bir fikrim var; keyifli mi keyifli. Zahmetsiz de. Yattığımız yerden yaparız. Üç aşağı beş yukarı tahmin etmişsinizdir; oyunun adı: Avrupa battı!

Nasıl? Çok basit değil mi? Günün tadını çıkartan cinsi. Her gün bir ülke ya da kıtayı batırıyoruz nasıl olsa. Avrupa’yı da batırıverelim olsun bitsin! Hem günümüz renklenir, hem zahmetsiz ve de masrafsız tarafından eğlenmiş oluruz.

Hazırsanız başlayalım. Sizin fikriniz nedir bilmiyorum ama bendeniz işe ‘güneyden başlayalım’ istiyorum. Yunanistan, İspanya, Portekiz, Güney İtalya ve hatta Güney Fransa’dan. Bu ülkelerin yer aldığı Güney Avrupa son krizle zaten yan yatmış vaziyette. Şöyle bir dokunduk mu “hop” batar?

Batırmasına batıracağız da batırmadan önce idam mahkûmuna son arzusunu sorma misali; ülkelerin durumuna şöyle bir bakalım isterseniz: Güney Avrupa ülkesi dediğimiz bu ülkeler neticede birer Akdeniz ülkesi. Sıcakkanlı ve cana yakın insanların ülkesi yani. Kuzey Avrupalı güneye “Siesta Ülkesi” der. Gülüp oynamayı sevdikleri, gölgede vakit geçirdikleri ve yiyip içmekten başka bildikleri bir şey olmadığı için söylüyorlar bunu. Biraz kınama, biraz azarlama ve biraz da kıskançlık vardır aslında bu sözde.

Haksız da sayılmazlar hani. Kuzeydekiler sabahın köründe kalkıp geç vakitlere kadar çalışırken, güneydekiler “ağustos böceği” misali gününü gün ediyor.

Bugüne kadar nasıl geldiler, bir de ona bakalım isterseniz. Güney Avrupa ülkelerinin hepsi denizci. Kökleri korsanlığa dayanıyor. Sömürgeci yani. 1900’lü yıllarda tarımdan sanayileşmeye geçişi de başarıyla tamamlamış ve hatta tasarım ve modada dünyada çok iddialı hale gelmişlerdi. Bilhassa İtalya ve Fransa bu konuda müstesna bir yere sahipti. Fransa modanın, İtalya markanın merkezi oldu. Yunanistan ise "armatörleriyle" nam saldı. Ayrıca turizm ülkesi bu ülkelerin her birisi.

İngiltere, Hollanda, Almanya, İsviçre, İskandinav ülkeleri ile Kuzey Fransa ve İtalya gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde durum çok daha farklı. Onlar “karınca” misali çalışmayı yeğ tutmuşlar. Gülüp oynamak, vakti eğlenceyle geçirmek yok onların dünyasında. Disiplinliler. Sanayi, teknoloji ve bilgi çağını başlatan ve yaşatan ülkeler bunlar. Zengin olmuşlar tabii. Onların tek handikabı sosyal güvenlik. Nüfusları yaşlandı; bakım ve sağlık harcamaları arttı. Sosyal güvenlik sistemi çöktü çökmek üzere.

Bütün bu risklere rağmen Avrupa’nın içinde bulunduğu krizin hepsi geçici. Kişi başına düşen milli gelirleri bizim 3-5 katımız. Avrupa kendini tasarım, moda ve ar-ge merkezine dönüştürüyor. Avrupa’da tasarlayıp Hindistan ve Çin gibi ülkelerde üretip keyfine bakacaklar. Dünya para rezervini de Avrupa bankaları yönetiyor. Doğu’daki yatırımların çoğu onların. Dolayısıyla, onların battığını sanmak; vehimden öte bir anlam taşımıyor. “Avrupa yeniden yapılanıyor” demek daha doğru.

Son söz: Başka ülkelerle uğraşmak bize bir fayda sağlamıyor. Onları batırmak için harcadığımız zaman ve enerjiyi kendi ülkemizin kalkınmasına harcasak; daha doğru bir iş yapmış oluruz ama yapamıyoruz bunu bir türlü!


 
Üst
stat counter