“Evlendirme” rezaletleri

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)

Katılım
12 Mar 2011
Mesajlar
13,474
Beğeniler
1,592
Puanları
113
Konum
HeNdeK
#1
“Evlendirme” rezaletleri


Sevgili okuyucularım, televizyon seyreden bir insan değilim. Bütün gün zaten haberlerin içinde yaşadığımız için, televizyon haberlerini izlemem. Aynı şeyleri tekrar tekrar duymak benim açımdan zaman kaybıdır.
Tartışma programlarını da izlemem, bir takım kerameti kendinden menkul kişilerin abuk sabuk yorumlarından ve tartışmalarından öğrenecek bir şeyim yok!

Maçlara, spor haberlerine, konserlere, özellikle de belgesellere bakarım.
Yerli veya yabancı güzel bir film yakalarsam onu izlerim.
Ama bir de sık sık izlediklerim vardır:
“Evlendirme programları”
Yayınlanmasına nasıl göz yumulduğunu bir türlü anlamadığım yüz kızartıcı programlar.
* * *
Al birini vur öbürüne!.. Hepsinin formatı aynı.
Evlendirme numarasıyla insanları toplayacaksın bir araya, onlara gaz vereceksin, daha önceden ekibin tarafından hazırlanmış mizansenler ve senaryolar doğrultusunda
güya evlenme adaylarını canlı yayında kapıştırıp kavga ettireceksin.
Karşılıklı hakaretler birbirini kovalıyor…
İş yumruklaşma aşamasına gelince sunucu hanımlar yayını geçici olarak durduruyor!
* * *
Evlendirme programları yeni yayın dönemine eylül ayında başladı. Hepsini tıklayarak inadına izlediğim için geçen yayın döneminde oraya oturtulan tiplerin suratını çok iyi biliyorum…
Aaaa, bir de baktım ki katılan adaylar geçen yayın döneminde katılanlarla aynı!
Aynı tipler, aynı suratlar, aynı vıcık vıcık, bitmez tükenmez kavgalar ve aynı senaryolar… Kaldıkları yerden devam etme talimatı almışlar.
* * *
Geçen yıl medyada yer bulmuştu. Bu programları hazırlayıp sunan hanımlardan bazıları günde 60 bin ile 100 bin lira arasında kazanıyormuş... Çünkü reklam gelirleri çok iyi.
Sunucu hanımlar işin cambazı.
Kimde bir pırıltı görseler hemen tartışmayı ve kavgayı bilinçli olarak kızıştırıyorlar! İş uzadıkça uzuyor, kavga ve hakaretler başlıyor.
Sonra hakaretler ‘bip'lenip (suç olmasın diye ses sıfırlanıp) yayına verilmiyor.
* * *
Çok önemli bir ana unsur, yaratılan sahte aşklar! Senaryolar önceden yazıldığı için kavgalar gibi aşkların tamamı da sahte.
“Ahmet, şimdi sen Ayşe'ye aşık olmuş olacaksın. İşler önce iyi gidecek ama sonra kavga etmeye başlayacaksınız. Sizin aşkınız bizi bir hafta idare edecek!.. Sakın bozuntuya vermeyin.”
Bu arada neler oluyor neler! Bazı dokunaklı ve acıklı sahneler yaratılıyor, stüdyoda bulunanlara direktif veriliyor:
Mümkünse ağlar gibi yapın!”
Bu kez ekrana ağlama sahneleri geliyor, birileri ağlama pozuna yatıyor.
Fakat gelin görün ki gerçek ağlayan yok. Herkes kendi rolünü oynamaya çalışıyor.
* * *
Evlendirme programlarına katılan ve yıllardan beri aynı tiplerden oluşan kadrolar genelde genç. Yaşlılar zaten arka planda kalıyor çünkü onlara rol yaptırmak daha zor.
Katılanların büyük çoğunluğu şöyle:
Kentlerin varoşlarından gelen unutulmuş, ezik, bir baltaya sap olamamış, umudunu yitirmiş insanlar. Ekonomik durumları iyi değil. Kendilerini kurtaracak bir eş arıyorlar.
Pek çoğu evlenmiş ayrılmış, çocukları var.

Hepsinin umutları yoğun… Ekranda göründükçe tanınıyorlar. Günün birinde bir yapımcı belki kendilerine dizide falan rol verir, kendilerini kurtarıp şöhret basamaklarını tırmanırlar!
Önemli bir bölümü işsiz güçsüz… Otel beleş, bazıları maaşa bağlanmış. Hayatlarının çoğu stüdyoda geçiyor. Bir bölümü kanallar arasında transfer yapıyor!

Bazıları ise programa soytarılık yapmak için çağrılıyor. Onların saflığını keşfeden yapımcılar ve sunucular soytarılık yapma görevini onlara özellikle veriyor.
* * *
Kendilerine figüranlık veya başrol oyunculuğu görevi verilen özellikle gençler için üzülüyorum.
Onlar bu kadar mı onursuz?
Dul kadın programda iki ayrı erkeği idare ediyor. Çocuğu var, ailesi var ve aylardan beri programda…
Hiç mi utanmıyor?
Kızla oğlan arasında günlerce sürüp giden vıcık vıcık, mide bulandırıcı tartışmalar…Rol icabı!
Sonra onların anne ve babalarının stüdyoya getirilip kavgaya karıştırılması…
* * *
Bu evlendirme programlarını düzenleyenler aslında hem katılanlara, hem de izleyenlere resmen saygısızlık ediyor, alay ediyor. İzleyiciye geri zekalı muamelesi yapıyor. Evlilik, saygı, sevgi, onur kavramları ayakları altında çiğneniyor.

Programlar insan sirki gösterisine dönüşmüş durumda.
Sunucu kadınlar ve yapımcılar malı götürürken kendilerinin nasıl sömürüldüğünün farkına varmak istemeyen, ucuz şöhret peşinde koşan sözde evlenmeye gelmiş figüranlar…
Bazıları iki yıldan beri orada oturup güya kısmetini bekliyor.
* * *
Programa çökenlerin bir bölümü dizilere figüran bulan ajanslardan sağlanıyor. Programda iki ana kesim var.
İlki başrol oyuncuları. Ağzı iyi laf yapan cazgır güzellerden ve yakışıklılardan seçiliyor. Görevleri bıktırıcı ve sahte aşklarda oynayıp kavga etmek! Ekranda hep onlar ve aşkları (!) var. Biri bitiyor öbürü başlıyor.
İkincisi ise figüranlar! Onlar her gün stüdyoda arka planda oturuyor, lafa fazla karışmalarına izin verilmiyor. Yövmiyeleri çok düşük.

Her yayının temelinde kavga, hakaret, iftira, suçlama ve yalanlar var. Sunucu kadınlar bu olanları zevkle izliyor çünkü senaryo ona göre kurgulanmış, programlar bu sayede sürüp gidiyor.
Televizyon izleyicilerinin çoğu ise dönen bu dümenlerin farkında bile değil. Olanları gerçek zannediyor!
* * *
Başımızda güya “Muhafazakâr (!)” bir iktidar var. RTÜK'e bu evlendirme programları için binlerce şikayet yağıyor, hiçbir şey yapılmıyor…

İktidar ise evlilik kavramını ayaklar altına alan, töre ve geleneklerimize, insanlık onuruna, ahlak kurallarına böylesine ters düşen bu büyük rezalet için kılını bile kıpırdatmıyor…



Emin ÇÖLAŞAN
 
Katılım
30 Eyl 2013
Mesajlar
3,814
Beğeniler
1,168
Puanları
113
Konum
Balıkesir
#2
Bu sahte yarışma ve formatlar a.b.d patlak verdi zamanında doğal olarak heryere yayıldı izlendiği için devam da edicektir yapıcak birşey yok çoğu sahte sadece bu programlar değil çoğu yarışma ve içindekilerde sahte çok gördük bunları milleti kandırıyorlar evet ama millet de kanmaya çok meraklı kimse kusura bakmasın :) butür yayınlar toplumun ince ayarları ile oynuyor sadece böleleri değil dizilerde aynı yok amcan kaynıma daldı kaynım dayıma kafa attı ayağım kaydı kaynıma girdim cart curt saçma sapan diziler bizim TV sektörü zaten rezalet durumda .
 

mazruf

Guru
Onursal Üye
Katılım
30 Tem 2009
Mesajlar
23,119
Beğeniler
1,086
Puanları
113
Konum
Türkiye
#3
Bu tip programlar, izleyenlerde uyuşturucu etkisi yapar. Tepkisiz, sessiz, gündemden uzak kalabalıklar....
 
Katılım
13 Eki 2008
Mesajlar
6,374
Beğeniler
234
Puanları
63
Konum
İstanbul
#4
arz talep meselesi. insanlar survivor programında 10 dk yarışma, 30 dk birbirleri hakkında yaptıkları dedikoduyu izliyor.

bunları izleyen 50-80 neslinin aldığı eğitim ortada. 2 darbe yaşamışlar. fakirlik, ambargo, kısmı iç savaş görmüşler.
bu şartlarda aldıkları eğitim bilimsel değil ideolojik olmuş.

bu ülkede herkese istiklal marşını, andımızı, gençliğe hitabeyi ezberlettiler ama kimseye periyodik tabloyu, ingilizce fiillerin hallerini veya 2. seviye denklem formüllerini ezberletmediler.

bu halde eğitim almış bir bireyin üniversitesine devam etmedikçe bilimle ilgili bir yapımı izlemesi mümkün mü.
ilgili yaştakilere çevirin sorun denklem nedir, bilgisayarın çalışma prensibi nedir diye cevap verebilecek mi.
bu temeller olmadan nasıl izlesin bilim kurguyu.

zaten siyasetten de bıkmışlar 50 yıldır yerinde sayan bir devletiz.

bu insanlar da dedikoduya vurmuşlar kendilerini. zaten türkiyede izlenen yapımların konuları belli.
insan ilişkileri ve komedi.
 

CiiixXx

Profesör
Katılım
21 Nis 2008
Mesajlar
1,372
Beğeniler
27
Puanları
48
#6
Arz talep meselesi eyvallah da, insanlar her şeyin kurgu olduğunu bilmeden izliyor.
Filmler, diziler de birer kurgu ama bunların kurgu olduğunu bilerek izliyorlar. Arada ciddi fark var.

Şuna bakın bir. Haberde şaibe demiş ama ne şaibesi düpedüz yalan söylemişler.
Kanal D’nin yarışmasında büyük şaibe - MEDYAGÜNDEM

Bu çift 2 defa ben bilmem eşim bilir de yarıştı. 2. yarışmada ''sözde'' araba kazandılar. Kız daha sonra sörvayvır da yarışmış gibi yaptı.

Bunu anlattığım ve gösterdiğim bir çok kişi ''kandırıldık'', ''aptal gibi oturup izledik bide'' gibi tepkiler verdi ve bildiğim kadarıyla çoğu izlemiyor artık.

Eee RTÜK niye var peki, gizli reklamları mı kovalayacak sadece, saçma sapan şeylere ceza keseceğine bu kurguları ortaya çıkarıp ceza kessin halkı bilgilendirsin nasıl kandırıldıkları konusunda...

Ben kelime oyunu dışında hiç birini izlemiyordum zaten.
 

SONG JOONG KI

Koreli Reyiz
Yönetici
Moderatör
Katılım
16 Eyl 2016
Mesajlar
8,135
Beğeniler
2,701
Puanları
113
Konum
İzmir
#10
Bu programları izleyen kesim zaten yaşlı işsiz güçsüz kesim. Bu insanları etkisi altına alırlarsa zaten en kolay kısım da başlar. Bizde bir söz vardır:"su küçüğün söz büyüğün." İşte olay buna döndüğü için gençler de müdahale etmedikleri için boş bir toplum yetişiyor...
 

Eto3401

Profesör
Katılım
30 Ocak 2016
Mesajlar
1,682
Beğeniler
480
Puanları
83
Konum
Ankara
#16
Izleyenler zaten ayrı komedi.Kuzenlerim evde yapacak iş yok diye ve dedikodu için izliyorlar.Acıyorum onlara.Biri öbürüne bağırıyor "kız kalk Zuhal Başlamış ona bi bakıyım"Sonra izliyorlar.Halbuki ellerinde olan imkanlarla araştırma yapsalar uyanacaklar.Bir de yaz dizileri var.Osu var şusu var.Millet adeta uyuyor.Olan bitenin kimse farkında değil.
 
Katılım
25 Tem 2015
Mesajlar
222
Beğeniler
26
Puanları
18
#18
Vay (A.nlamadığım M.eseleyi K.estiremiyorum) her şey rütük'te bitiyor eskiden 70 lik amcalar kahveye giderdi şimdi izdivaça gidiyolar.Birde genç kız arıyor "desek ki amcaya çıkar masanın üstün koy... koyamaz" en acı tarafı da hepsinin senaryo olması amcam w.c ye gidemez daha ama kız aramaya gider.
 
Üst
stat counter