Edib'den Bir Hikaye:Sen de Namazını Kazaya Bırakıver...

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


edib

Üyecik
Katılım
30 Ocak 2019
Mesajlar
5
Puanları
1
Kitapları satıyorum...Hem paraya ihtiyacım var,hem de kendime kızdığımdan...Bir sürü kitabım var; Bu ne hırs? Dedim kendi kendime,hepsini okuyacak mısın? Oysa ilim amaç değil araçtır...İlimden maksat sâlih amel işlemektir. Rasulullah (S.A.V.) ne buyurdu: "İlmi ile amel edene,Allah (C.C) bilmediğini de öğretir." Al sana müjde!.. İlmini arttırmanın yolu sâlih amel işlemektir yoksa, sadece okumak değil. Sâlih amel işlemezsen Allah muhafaza "kitap yüklü eşekler" den farkın kalmaz... Öyle olunca ben de kitaplarımı derecelendirdim; Elzem olanlar, lâzım olanlar, ileride lâzım olabilecek olanlar... Meslek icâbı öğretmenken,üniversitede okurken çokça kitap almışım.Ancak şimdi durum değişti... Neyse ben de elzem olan kitapları ve lâzım olan kitapların bir kısmını ayırdım,diğerlerini sattım...

Âbim geldi...

- Yol parası çıktı. Dedim.

- Kitapları sattın mı? Dedi.

- Bir kısmını... Dedim.

- Keşke bendekileri de satsaydık. Dedi.

Kızdım. "Sanki kaç tane kitabın var! Onlar da sana veya çocuklara lâzım olur." Dedim kendi kendime... Kızdığımı anladı,ısrar etmedi... Kaç para tuttuğunu da sormadı...



***



Otogardayız... İşler hayal ettiğimiz gibi gitmedi... Bunda da bir hayr var. Saat 19.00' a 10 dk. var,firmalardan birine yaklaştık:

- Âbi! Biz Bursa'ya gideceğiz. Kaçta otobüs var?

- Saat 19.00'da ...

- Kaç para?

- 30 Tl..

- Tamam. İki kişilik bilet alalım.

Firmacı biletleri kesti,verdi. Ben de parayı verdim. O sırada akşam ezanı okundu,aceleden ezanı düşünememiştik. Otobüste yolda mola vermez çünkü mesâfe yakın ama akşam vakti de yolda geçer. Firmacıya:

- Âbi biz akşam namazını kılsak otobüs 5-10 dk bekler mi? Dedim.

- Yok kardeşim,saati gelince kalkarız. Dedi.

Firmacının yanında ayakta duran adam(40-50 yaşlarında) söze karıştı:

- Sen de namazını kazâya bırakıver. Sonra kılarsın hem ben bilirim bu işleri, hacıya gittim.Dedi.

Şaşırdım. Adamı süzdüm.. Sinekkaydı traş... Gömleğinin düğmeleri yarıya kadar açık,sivri burun ayakkabılar... Tam berduş tipi...

- Sen! Dedim. Turistik amaçlı gitmişsin. Hacı olsan derdimizi anlarsın. Hem namazı kazâya bırakmanın şartları var. Dedim.

Adam kızdı. Yandaki firmacılar da birer-ikişer yanımıza gelmeye başladı.

- İşine gelirse kardeşim. Dedi. Ben de:

- O zaman bileti bir sonraki otobüsle değiştirin. Dedim.

- Olmaz... Dedi. Herhalde işi inada bindirdi. Biriken firmacılar homurdanmaya başladı. Ben de:

- O zaman bilet paralarımızı geri verin. Dedim. Adamdan önce biriken firmacılar konuştu:

- Olmaz öyle şey... Biz âbimle diyoruz:

- Nasıl olmaz?...

Ortalık kızıştı, sesler yükseldi,firmacılar kalabalıklaştı... İçlerinden iriyarı genç biri el kol hareketleri yapmaya başladı... Bu muhitte sakallıları pek sevmezler,üstüne bir de şalvarlı(âbim)... Ne yapalım algı operasyonu... Biz zoraki alttan alıyoruz,adamlar kalabalık,neredeyse kavga çıkacak... Gürültüye güvenlik görevlisi de geldi,firmacıları haklı buldu.

Saat 19.00 ... Otobüs kalkıyor... Biz üzgünüz... Kızgınız... Mescide gittik,namazlarımızı kıldık...Kenara çekildik... Âbim cam kenarına oturdu,kızgındı. Yüzünü karartmış. Dışarıya baktım; hava yavaş yavaş kararıyor.Sanki âbim yüzünü kararttığı için hava da ondan kararmış gibi geldi o an. Çünkü âbime değer verirdim. Allah'ın (C.C.) sâlih bir kuluydu. Allah (C.C.) da her şeyi gören ve bilendir.Âbimin gözleri dalmıştı. Herhalde "Ne yapacağız? Paramız da yok! Bursa'ya nasıl gideriz?"Diye düşünüyordu.Ben de:

- Âbi! Hadi kalk gidelim. Bilet alalım. Dedim.

-Nasıl? Dedi.

- Ben de para var. Dedim.

- Yaa! Dedi. Yüzünün karartısı biraz gitti.

Firmacıların olduğu bölüme gittik.Başka bir firmadan bilet aldık.Ben yürürken, el kol hareketi yapan gence sertçe baktım, o da bana baktı.Ama anlamıştır ne demek istediğimi... Binadan çıktık,otobüsün önüne gidip kalkmasını beklemeye başladık. Âbim düşünceli,bir sigara yaktı. Ben de:

- Sâmi âbim demişti; ...'dan adam çıkmaz. Adamın nâmusuna bile yan gözle bakıyorlar,gerisini sen düşün... Âbim haklıymış, dedim. Gerçi annem,babam buralıydı ama olsun.

Otobüse bindik,otobüs kalkarken firmacılara pencereden nefretle baktım "Elbet görüşürüz" dedim içimden... "Ya Rabbi zulme uğradık,hesabımızı ahiretten önce bu dünyada almayı nasib et!" diye duâ ettim...

Otobüs,Bursa'ya sevdiklerimize doğru yavaştan ilerliyordu... SON
 
Üst
stat counter