Din Batı'yı yenme aracı mıdır?

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


|SeYYaH|

Rektör
Katılım
12 Mar 2011
Mesajlar
13,731
Puanları
113
Konum
HeNdeK
Din Batı'yı yenme aracı mıdır?


O da İslam, Şark’ın Batı’yla hesaplaşması ya da onu alt etmesi için kullanılacak bir araç mıdır? Yoksa bütün insanlığa Allah’ın varlığının ve birliğinin anlatılacağı, onların da Allah’ı tanımalarının sağlanacağı bir öğreti midir?

Maalesef bugün Şark’ta öyle yanlış bir anlayış var ki; İslam sanki sadece daha önce Müslüman olan halklara gelmiştir ve onların ‘dünyalık siyasi amaçları’ için diğer dünya ile mücadelesinde kullandığı bir araçtır. Oysa İngilizler, Yahudiler, Fransızlar, Ruslar bir Müslüman’ın peşin peşin düşmanı olamaz. Devletlerin, ulusların siyasi hesapları, mücadeleleri başka bir şeydir, İslam’ın evrenselliği, bütün insanlığa gelmişliği ve bütün insanlığı muhatap almışlığı başka bir şeydir. Biz Müslümanlar bazen bu iki şeyi birbirine karıştırıyor, birbirine bulamaç ediyoruz.

Son yüzyılda halkı Müslüman olan ülkelerin Batı tarafından işgal edilmesi ve onların da özgürlük mücadelesinde İslam’a sarılması, İslam dini külliyen Batılı olan her millete karşıymış gibi bir algının oluşmasına neden oldu. Oysa dinin, sadece inançsızlığa –ki bu Araplar içinde de, Türkler içinde de, Hintler içinde de olabilir– karşı duran, onları yok etmek isteyen değil, Allah’ın varlığına ikna etmek isteyen bir anlayış içinde olması gerekmez mi?

Her neyse konumuz bu değil ama Şark’ın, kendi iç dünyasında 20. yüzyıldaki siyasi olaylardan kaynaklanan bu anlayış ile yani İslam’ın Batı karşıtı olduğu ön yargısıyla hesaplaşmasını yapması gerekir. Bu hesaplaşma, onun dünyadaki imajını düzeltmeye de büyük yardımcı olacaktır.

Bugün İslam, kabul etsek de etmesek de dünyada terör, katliam, intihar saldırılarıyla birlikte anılıyor. Bu imajın oluşmasında İslam düşmanlarının çok büyük gayret ve çabalarının olduğu muhakkak, ancak onları tartışmadan Müslümanların kendi içinde tartışması gereken çok temel meselelerin olduğu kanaatindeyim. Müslüman ülkelerin yöneticilerinin ya da ekonomik olarak büyük paralara tasarruf edenlerin, ismi Müslüman olan insanların karıştığı terör olayları karşısında, İslam’ın gerçek mesajının şiddet sarmalı altında yok edilmesi karşısında sadece ‘İslam bir barış dinidir, İslam terörle anılamaz’ tarzı demeç vermekten öteye bir şey yapmadıklarını görüyoruz.

Ekonomik olarak yüz milyonlarca doların kullanılmasına tasarruf edenler, son derece lüks evlere, konaklara milyonlarca dolar verenler, Batılıların ürettiği lüks yatlarda, arabalarda gün geçirenler, İslam’ın imajı söz konusu olunca ‘İslam barış dinidir, terörle anılamaz’ sözünden öteye giden bir harekette neden bulunmaz? İslam’ın mesajının doğru anlatılmasında, O’nun terör örgütlerinin pençesinden kurtarılmasında, çağın getirdiği araçların kullanılması için hiçbir çaba gösterilmemesini, ekonomik ve insan kaynaklarının bu yöne sevk edilmemesini anlamak hakikaten çok zor.

Bu kadar ekonomik sermayesi olan, bu kadar insan kaynağı bulunan bir dinin mensuplarının, o dinin ruhunun daha doğru anlatılması için çağdaş araçlar konusunda daha çok gayret göstermesi gerekmez mi? Arap çöllerine kayak merkezleri kurmak için oluk oluk para akıtılırken, silahlı mücadelelere dünyalarca paralar gönderilirken İslam’ı anlatacak ve bütün dünyanın ilgisini çekecek prodüksiyonlara niçin beş kuruş para harcanmaz? Fabrikalara, sosyal tesislere, evlere, ticarete yüz milyonlarca doları gözünü kırpmadan harcayanların kanaat oluşturacak araçlardan şiddetle uzak durmaları nedendir?

Bu yapı böyle sürdüğü müddetçe İslam terörle anılmaya devam edecek. Biz de dünyada, kesinlikle uzak durulması gereken insanlar olarak kalacağız. Elinde kılıç, sürekli adam kesmek isteyen insanların filmini yaptığımız müddetçe de korkarım ki terör ve intihar saldırılarına eleman gönderilmesinin önüne geçemeyeceğiz.


KaynaK
 

engin_er

Asistan
Katılım
7 May 2007
Mesajlar
469
Puanları
18
Hayır değildir,
batıda yaşayanların da bir çoğu tanrıyı biliyor ve inanıyorlar.
ne zamanki teknolojik üretime başlarız ve elektirik doğalgaz akaryakıt gibi şeylerde bağımsız oluruz ancak o zaman batıyı dize getirebiliriz. Biliyorsunuzki başlıca enerjilerimizin çoğunluğunu dışarı ülkelerden alıyoruz, en basitinden elektrik şalterlerini indirsinler, hayat felç olur pompalar çalışmadığı için su, doğalgaz, ve akaryakıt ihtiyaçlarımızı bile karşılayAmayız fırınlarda ekmek çıkmaz.
bu örnekleri çoğaltabiliriz ama kısacası bu.
 

-Hewal-

Dekan
Katılım
27 Haz 2008
Mesajlar
5,209
Puanları
0
Müslüman ülkeler arasındaki ulus devleti yapısı bitmediği sürece bir halt olmaz .Ulus Devlet fikri zaten yapı olarak hastalık li bir fikir toplumları milyonlarca parçaya bölen ve onları aç köpeklerin önüne atan hastalıklı zihniyetin ürünü .Artı ulus Devlet toplumları birbirinden ayrıştırıp toplumsal güdüklestirme şeklidir. Kültürel ve dini etkileşimleri sıfıra indiren o etkinlikte bulunmak isteyenlerden para kazanan bir yapı yani Müslüman bir insanla dini veya kültürel etkinlige girmek istersen o carka oluk oluk para akıtmak zorundasın .Artı Müslüman toplumunda ulus Devletlestirme batıl ideolojileri Insanlarin ilah edinmeleri gibi hastalıklı toplumsal yapılanmayi beraberinde getiriyor .Ulus Devlet ler diğer ulus devletlerin toplumundaki Insanları aynı Din, kültür, köken den gelmiş olsalar bile diğer ulus devletletlerinde ki bireyler le etkileşime girmeleri kendi varlıkları için düşman olarak görür .Bu etkileşimi önlemek için maddi, sosyolojik ,tarihsel carpitmalar la,nefret söylemi gibi yöntemlere basvurarak kendi yapısını korumaya çalışır .Artı bu söylemleri korunması için ayrıca yasalar çıkarırlar.
 
Üst
stat counter