Dedim-dedi...

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


AliA

Guru
Onursal Üye
Katılım
29 Haz 2007
Mesajlar
64,944
Puanları
0
Gönülden anlayan, salihlerden, derinlikli ve bilge bir misafirim ile oturuyorduk. Çok değer verdiğim, bir zamanlar ihsanını görüp nimetiyle perverde olduğum, mevki makam sahibi bir dost da apansız ziyaretime gelivermişti.

İzzet ü ikram, sohbet-i kiram derken üçümüz, üç saat kadar ortak dostluktan lezzet aldık, dimağımıza işledi. Dostumu uğurladıktan sonra misafirime biraz ondan bahsettim. Sevgim ve minnetdarlığım sözlerime de yansımış olmalı ki kalb gözüyle gören misafirim şöyle dedi:

“Medhiyenin bu derecesi, sözlerin bu denli mübalağası ancak peygamberlere veya Allah’ın veli kullarına layıktır. Nur için söylenecek cümleleri toprak için söylememelisiniz!”

Nur derken peygamberlerin ve evliyanın Hakk’ın nuru olduklarını ve toprak derken de sıradan insanları kast ettiğini biliyordum.

Dedim: “Kişinin mahluka yönelttiği bütün övgüler hakikatte Allah’a ve kudretine değil midir?”

Dedi: “Eğer kişi doğrulardan ise azdır bile, hatta yüz binde birdir. Amma Hakk’ın nurundan uzak olanlar için yalnızca mübalağa ve yalandır.”

Dedim: “Yoksa sen benim dostumu içi hırs ve kin ile dolu, gaflet şarabıyla sarhoş, ehl-i dünya ile karıştırmış olmayasın? O ki zahirde seninle benimledir ama batında Huda ile aşkbazlık eder.”

Dedi: “Eğer dediğiniz gibi ise Hakk’ın nurunu övmek bizzat Hakk’ı övmek sayıldığından sözüm yoktur. İlla ki övenin gözü neye bakarsa onu över. Maddesine bakarsa manasından uzak övgüler sıralar. Bu durumda övenin de, övülenin de, hatta bizzat övgünün de değeri saman çöpünü geçmez.”

İçimi yokladım. Dostum’un iyiliklerini yeniden hatırladım. Misafirimin beni ve onu bir saman çöpü derekesine indirmesi sinirime dokundu.

Dedim: “Biz onu medhettikse körü körüne medhetmedik. Onun kalbinde ve ruhunda öyle güneşler doğar ki ışığı yurdun dört bir yanındaki sinelerde parlamaktadır. Onun himmetleri sayesinde öyle bir altın nesil yetişmiştir ki her biri canlara ve gönüllere hükmeder!”

Dedi: “Kızmayınız, insanlardaki nur bizzat Hak’tan gelir. Nuru olmayan mal, mülk, servet, para, bilgi hep boştur. Kendi nurundan gafil olan kişi, yüce sanatkarın sanatını anlayamaz. Gözleri yalnızca cisimleri görür ve maddeye bağlanıp kalır. Oysa insan ona derler ki nazarında nurdan başkası yoktur.”

Dedim: “Kendini gizleyen öyle seçkin yiğitler tanırım ki…

Cümlemi tamamlayan kelimeleri o dedi: “Hani bulut altında saklanan ay gibi…”

Dedim: “Zerrede güneş, katrede umman gizler gibi…”

Dedi: “Gözlüyü gözsüzden ayıran gözler gibi…

Dedim: …

Dedi: …

Berceste

Ey hâce tutuldu nefesin kabre de girdin

Bu âleme sığmam der idin şimdi ne dersin

Samî (ö. 1733)

A efendi! Sonunda nefesin tutuldu ve kabre de girdin. Evvelce “Bu âleme sığmam!” diye böbürlenerek geziyordun; (merak ediyorum, acaba) şimdi (içinde bulunduğun hâle) ne diyorsun?!..

VAR SAYALIM Kİ...

Dünyada yaptığımız şeylerin ölülerimiz tarafından bilindiğini var sayın. Dünyadan göçmüş ruhların bir yerden bizi izlediklerini veya meleklerin onlara bizim yaptıklarımızı haber verdiklerini düşünün. Eğer güzel ve hayırlı bir şeyler yapmışsak mesele yok, hatta ölenlerimizin ruhlarını sevindirdiğimiz için biz de mutlu olabiliriz. İyi de, çirkin, kötü ve hayırsız amellerimizin, söz gelimi ölen annemize veya babamıza, teyze ve halalarımıza, dünyadan göçmüş yakın dostlarımıza, bilemediniz sevgilimize, hatta Sevgililer Sevgilisi’ne gösterildiğini, anlatıldığını, malum edildiğini bir düşünün. Güzel amellerimiz ile bir bir takdir alırken kötü amellerle sakın başımız yere eğilivermesin…

Dikkat!.. İyi veya kötü, yaptığımız şeylerin ölülerimize bildirildiğine dair hadis-i şerifler mevcuttur. Bu hadislerden biri okunduğu vakit ashab-ı kiramın seçkinlerinden Ebü’d-Derda Hazretleri şöyle yakarmış:

“Rabb’im! Ben Sana sığındım o amelden ki yarın huzur-ı azametinde mahşer halkının içinde ve bilhassa Peygamberimiz’in ve peygamberlerin, ashab-ı kiramın ve bilhassa yakın dostum Abdullah b. Revaha’nın önünde beni mahcup etmenden zat-ı uluhiyyetine sığınıyorum!”

Şimdi düşünme vakti!

En yakın arkadaşlarımıza, dostlarımıza, sevdiklerimize karşı utanç içinde, yüzlerine bakamayacak durumda olmayı ister miyiz? Eğer istemiyorsak, sevdiğimiz ölülere izah edemeyeceğimiz işlerimizi gözden geçirme vaktidir. Hatta belki dualarımız arasına bir cümle daha ilave etme vaktidir:

“Ölülerimizi kötü amellerimizle rüsvay ve mahcup etmekten koru bizi Allah’ım!..”

İskender Pala / Zaman
 

|SeYYaH|

Rektör
Katılım
12 Mar 2011
Mesajlar
13,666
Puanları
113
Konum
HeNdeK
İskender PALA bambaşka bir adam yav, gerçek bir gönül adamı...
insanın ruhunu okşuyor adeta, gönlünün hücrelerine kadar işliyor insanın.
Diyanet İşleri Başkanlığı ilk ramazan hutbesiyle, akabinde gelen ikinci cumanın hutbesini de iskender pala'ya yazdırmıştı.
çok farklıydı gerçekten, hele ki ilk ramazan hutbesinde çoğu kişi gözyaşlarını tutamamıştı.

bu yazısı da öyle, ibret alınası bir güzellikte...

sağolasın AliA, teşekkür ederim.
 

hamza5806

Profesör
Katılım
17 Ağu 2012
Mesajlar
3,673
Puanları
38
İskender Pala adamın dibisin Barboros kitabını aldım ama daha okuyamadım kusura bakma kitabın tipinden bile 10 numara olduğu anlaşılıyor:)
 

AliA

Guru
Onursal Üye
Katılım
29 Haz 2007
Mesajlar
64,944
Puanları
0
İskender PALA bambaşka bir adam yav, gerçek bir gönül adamı...
insanın ruhunu okşuyor adeta, gönlünün hücrelerine kadar işliyor insanın.
Diyanet İşleri Başkanlığı ilk ramazan hutbesiyle, akabinde gelen ikinci cumanın hutbesini de iskender pala'ya yazdırmıştı.
çok farklıydı gerçekten, hele ki ilk ramazan hutbesinde çoğu kişi gözyaşlarını tutamamıştı.

bu yazısı da öyle, ibret alınası bir güzellikte...

sağolasın @AliA, teşekkür ederim.
Eyvallah. :)
 
Üst
stat counter