Baykalın saltanatı 32 padişahı geçti...

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


PcMaSTeR

Profesör
Katılım
18 Ağu 2006
Mesajlar
3,511
Puanları
38
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk her ne kadar saltanatı kaldırmış olsa da, CHP lideri Deniz Baykal’ın saltanat süresi 32 Osmanlı padişahını çoktan geride bıraktı. Hem de tuhaf bir rekorla. İktidarda değil, muhalefet liderliğinde geçirilen süre ile.

Hafta sonu CHP’nin 32. Kurultayı var. Bugüne kadar yapılan 13 olağanüstü kurultay da eklendiğinde sayı 45’e ulaşıyor. Bir partinin 85 yıllık tarihinde 45 kurultay, 34 yıllık tarihinde 23 kurultay yapması bir dünya rekorudur.

12 Eylül darbesinden sonra kapatılan CHP’nin 1992 de yeniden açılmasından bugüne kadar geçen süre içinde yapılan 9 kurultaya Deniz Baykal genel başkan adayı olarak katıldı.

Şimdi sıkı durun. Saltanatla idare edilen Osmanlı Devleti’nde hükümdar olan 36 Osmanlı padişahının görev sürelerini tek tek inceledim. 36 padişahın görev süresi ortalama 17,3 yıl. CHP’nin 1992 de yeniden açılmasından bu yana Baykal’ın partinin başında geçirdiği süre bile 21 Osmanlı padişahından daha uzun…

Dahası, bu süreyi Baykal’ın aktif siyaset içinde olduğu günleri dâhil ederek hesap edersek, örneğin ilk defa bakan olarak görev yaptığı 1973 yılından itibaren başlatırsak, 36 Osmanlı padişahından 32’sini geride bırakmış oluyor.

Deniz Baykal, Atatürk'ün 15 yıllık, İnönü'nün 34 yıllık görev sürelerinden sonra en uzun CHP Genel Başkanlığı yapan üçüncü lider. Baykal'ı 8 yılla Bülent Ecevit, 16 ayla Altan Öymen ve 7 ayla Hikmet Çetin takip etti.

Baykal’ın CHP’de tanık ve taraf olduğu kurultay sayısı, 1923’ten 1973’e 50 yıl CHP’nin tepesinde görev yapan İsmet İnönü’den daha fazla…

14 Aralık 1974’te toplanan 22. Kurultay’da partinin Genel Sekreter Yardımcısı olan Baykal, partinin son 34 yılına damgasını vurdu. Nerden baksanız, Türkiye Cumhuriyeti’nin ömrünün neredeyse yarısına denk bir süre… Baykal ne darbeler, ne fırtınalar gördü geçirdi ama aslanlar (!) gibi yoluna devam etti.

Baykal’lı CHP gün yüzü görmedi…

CHP 1950 yılından bu yana tam 58 yıldır tek başına iktidar yüzü göremiyor. Bu 58 yılın 35 yılında Baykal parti içinde hep önemli görevlerde oldu. CHP’nin yeniden açıldığı 1992 yılından sonraki durum ise malum. Baykal’lı CHP hiçbir seçime iktidarın favori adayı olarak giremedi.

Üstelik Baykal her genel seçim veya kurultay öncesi siyasi ömrünü uzatacak kurnazlıklara da imza attı durdu. Siyasetin A Takımını oluşturacağı iddiasıyla kamuoyunun tanıdığı isimlerden birkaçını her defasında vitrine koydu. Seçim veya kurultay geride kaldıktan sonraki süreçte ise her defasında ilk işi bu tür isimleri yeniden vitrinden alaşağı etmek oldu. Hangi birini sayayım, sütunumuz yetmez.

Deniz Baykal 3 Kasım 2002 seçimlerinden önceki günlerde 15 Ağustos 2002'de şunları söylemiş: Toplumun tüm kesimlerinden önde gelen temsilcileri CHP'de görme anlayışındayız. Siyasetin milli takımını oluşturuyoruz. CHP'nin otobüsü yarın saat 05.00'te Hacıbektaş'a hareket edecek. Saat 05.00'e kadar arkadaşlarımız kararlarını alsınlar, CHP'nin önünden kalkacak otobüse gelsinler, yerleri hazırdır.” Binenler bindi binmesine de, dönüşte (yani seçim sonrasında) hepsi otobüsten indirilerek yarı yolda bırakıldılar.

Baykal ne Yeltsin olabildi, ne de Putin…

CHP’de genel başkan olmak isteyenlerin karşısına çıkan en büyük engellerden biri de, kurultay salonunda delegelerin asgari yüzde 20’sinin imzasıyla aday gösterilmek. Bunu ilk kim nasıl düşünmüşse, Bizans entrikalarına bile taş çıkartacak kadar sinsi bir yöntem. Delegeler sırf sıkıştırılmış zaman diliminde kuyrukta beklememek ve orada ulu orta imza atarak renklerini (yani kimden yana tavır aldıklarını) belli etmemek için bile imza atmaya yanaşmayabilirler.

Ama CHP geleneğinde Demokrat Parti’yi durdurmak için açık oy gizli tasnif sistemi olduğu için, parti içindeki iktidar mücadelesini kaybetmemek için bile şeytana taş çıkartan bu yöntemi benimsemişler.

Hatırlanacağı gibi, 2000 yılına girmeye saatler kala, tüm dikkatler Rusya'dan gelen bir habere kilitlenmişti. "Yeni bin yıla yeni yüzlerle girmek lâzım" diyen Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, görevini Vladimir Putin'e devrettiğini duyurmuştu.

Putin o tarihten sonra çok başarılı bir devlet başkanlığı süresi geçirdi. Anayasa’ya göre 2 dönemden fazla başkan seçilemediği için yapılan son seçimde aday olmadı. Putin Rusya’da o kadar seviliyor ki, istese ömür boyu Kremlin’de kalacak hukuki düzenlemeyi Meclis’ten geçirmekte zorlanmazdı. Putin 7 Mayıs'ta Kremlin Sarayı'ndan ayrılarak, 8 yıldır kullandığı devlet başkanlığı yetkisini Medvedev'e devredecek.

3 yıl önce bir CHP kurultay öncesi yazdığımız bir yazıya “Baykal'ın Putin'i kim olacak?” başlığını koymuşuz. Hayret, Baykal’ı o kadar yakından tanıdığımız halde ne kadar iyimser bir başlık atmışız. Şimdi ise, Baykal’ın “Medvedev'i kim olacak?” başlıklı bir yazı yazmayı aklımızın ucundan bile geçiremiyoruz.

Baykal son nefesine kadar CHP lideri kalacak gibi görünüyor. Ne diyelim, her şeye rağmen ülkeye yine de hayırlı olsun.

Saltanatta iktidar babadan oğula geçiyor. Şu ilginçliğe bakın ki, CHP’de Baykal’dan yine Baykal’a geçiyor. Baykal her defasında kendisine siyasi rakip olabilecek kardeşlerini yiyor. Dünyanın nereye gittiği çok da umurlarında değil... Baykal herşeye rağmen devam ediyor...

Komik ama gerçek…

Sahi, Atatürk saltanatı kaldırmamış mıydı?

 
Üst
stat counter