Agorafobi

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


RadoN

Dekan
Katılım
30 Eki 2007
Mesajlar
6,212
Puanları
0
1 Mayıs’ta göstericileri kovalayan polis, Cihangir’de bir kahvede oturanların üzerine biber gazı sıktı. Kaçıştılar;

acıyla gözleri yandı. Polisin göstericileri dövüşüne tanık oldular.

Yavuz Bingöl de oradaydı. Gazın etkisiyle öksürük nöbetindeyken cep telefonu çaldı.

Arayan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’dı.

Cannes film festivalinde “En iyi erkek oyuncu” ödülüne aday gösterilen Bingöl’ü kutluyordu.

Bingöl bir yandan biber gazıyla dolan gözlerini silerken bir yandan cevap verdi:

“Şuradan sağ kurtulabilirsem Cannes’a gideceğim Sayın Bakanım…”



* * *



Cehennemle cennetin buluştuğu “cehen-net” burası…

Bir ayakla sevdanın, öbürüyle nefretin toprağına basılabilen sıra dışı hudut noktası…

Coşkuyla zulmün, cezayla ödülün, cenazeyle düğünün kolkola gezdiği diyar…

Bağrından sanatçılar doğuran, doğurduğu sanatçılara acımadan kıyan alacakaranlık bir kuyu…

Hiç umut kesmeden yattığımız müebbet…

Sevgimizin de şiddeti kadar orantısız olduğu memleket…



* * *



1 Mayıs’ta Selanik’teydim.

Orada meydanlara hakim olan bayram havası ve hoşgörü ile Türkiye’den dünya TV’lerine yansıyan insafsızlığı kıyaslayınca üzülüyor insan…

Bu nihayetsiz anlayışsızlığa, gözü dönmüş saldırganlığa, orantısız hoyratlığa akıl sır erdiremiyor.

İnsanlar için yapılmış meydanların insansızlaştırılmasına anlam veremiyor.



* * *



Antik Batı kültüründe, şehir halkının buluştuğu meydanlara “Agora” deniyor.

Şehir orada insancıllaşıyor. “Kentlilik” duygusu orada oluşuyor. Kitleler orada bir araya gelip tavırlarını, itirazlarını dillendiriyor.

Her şeyde olduğu gibi kentleşmede de Batılı anlayışı benimseyen Cumhuriyet büyük şehirleri büyük meydanlarla donatıyor. Ermeni mezarlığının bulunduğu Taksim, dev bir meydana dönüştürülüyor; Ankara’ya Kızılay kuruluyor; her ikisinin de ortasına yine Batılı tarzda heykeller konduruluyor.



* * *



Gel gör ki Batı’nın kentleşme kültürünü içselleştirmek, kentlerini kopyalamak kadar kolay olmuyor.

İktidarda “agorafobi” yani “açık alan, büyük meydan korkusu” baş gösteriyor.

“Hemşehrilerin” meydanlarda buluşması, bir araya gelip görüş alışverişinde bulunması tehdit sayılıyor.

Taksim yasaklanıyor. Ankara’nın bütün meydanları binalarla, kavşaklarla yok ediliyor. Yayalara zincirle kapatılan alanlar, otolara tahsis ediliyor.

Herkesi evinden tek tek toplamak kolay çünkü; oysa insanlar bir araya gelip büyük meydanları doldurabildiklerini fark edince kendilerine güvenleri artıyor; sorgulamaya, hesap sormaya, değişim istemeye başlıyorlar; iktidar için tehlikeye dönüşüyorlar.

Taksim’i yasaklayan, kentleri meydansızlaştıran zihniyetin ardında bu korkular yatıyor.



* * *



Ama tarihten biliyoruz ki, gün geliyor, insanoğlu bendinden taşıyor, meydanlara giden setleri yıkıyor.

Zorbalığa son verince nefretin sınırlarından, hoşgörünün sularına geçiyor.

Dün dayak yiyenler, saraylarda karşılanıyor.

Biz de bayramlarımızı copla kutlayarak, biber gazlarıyla tebrik telefonlarını aynı anda alarak, bu ülkeyi hem alabildiğine sevip hem öfkeyle hınçlanarak, ama hiç umudu kesmeden bekliyoruz, meydanları kendimize açacağımız, tam bir bayram gibi kutlayacağımız 1 Mayıs’ları…

Can Dündar

Kaynak
 
Üst
stat counter