Adalet

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)

Katılım
16 Şub 2016
Mesajlar
1,639
Beğeniler
389
Puanları
83
Konum
41.677025, 26.559539
#1
Adalet - Necmettin Batırel

Türkiye 27 çeyrekten beri aralıksız büyüyor.. Yaşanan olağanüstü olaylarla ve yurt içi-yurt dışı teröre rağmen tüketim artıyor. Uluslararası kredi kuruluşlarının 15 Temmuz darbe girişimini bahane ederek, not kırma yarışına girmeleri üzerine hükûmet sistem değiştirdi. Krediyle büyüme yerine tasarruflarla büyüme yolu tercih edildi. Böylece Türkiye ekonomide tam bağımsız hareket etmek için ilk hamlede zorunluluk bireysel emeklilik uygulaması hayata geçirildi. Varlık fonu, kıdem tazminat fonu, çeyiz hesabı, konut hesabı ısrarla teşvik ediliyor. Böylece hem tasarrufların artması amaçlanıyor. Biliyorsunuz, bir ülkede en sağlıklı yatırım tasarruflarla yapılandır. Eğer o ülkede tasarruf yeterli düzeyde değilse yabancı sermaye ile karşılanır. Bu durumda cari açık artar. Türkiye’de halen tasarruf oranı %15 seviyesinde.. Gelişmekte olan ülkelerin ortalaması yüzde 30. Çin’de bu oran %50.. Her yıl yüzde 5 büyümek için, millî gelirin %20’si kadar yatırım yapmamız gerekiyor. Bununla birlikte faizlerin mümkün olduğu kadar aşağı çekilerek, maliyetlerin düşürülmesi ve yatırımların arttırılması gerekiyor. Bu da yapılıyor. Buraya kadar tamam...
Hükûmet kredi kartı borçlarını yeniden yapılandırıyor, taksit imkânını arttırıyor, yani özetle halka tüketimi çoğaltın, diyor.. Peki tüketim artarken, halk nasıl tasarruf yapacak? Bir taraftan harca diyorsunuz, diğer yandan biriktir!.. Tasarruf, gelirin tüketimden arta kalan kısmıdır. Tasarrufu zengin yapar, fakir zaten ayın sonunu zor getiriyor.. Zengin gereksiz, lüks harcamasını kısarsa tasarruf artar. Bu kadar basit. Hane halkının bugün itibarıyla 300 milyar lira tüketici kredisi, 95 milyar lira kredi kartı borcu var. Toplam 400 milyar lira.. Bunlar yeniden yapılandırıldı. Ama taksitleri yine bizim halkımız ödeyecek. Reel gelirler artmadan bu ödeme nasıl gerçekleşecek? Asıl problem ne biliyor musunuz, Gelir ve Kurumlar Vergisi gibi dolaysız vergiler değil; KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin %70’leri aşan oranda uygulanması. Yani vergiyi mali açıdan güçlü olan değil, tam tersi dar gelirli ödüyor. Daha doğrusu zengin de aynı tüketim malı için %18 KDV veriyor, fakir de.. Zengin daha çok, fakir daha az vergi ödeyecek. Sosyal adalet böyle sağlanır...
KİM KAZANIR?-Amerikan başkan adaylarının en önemli tartışma konusunu hiç merak ettiniz mi? Hemen söyleyelim. Amerikan başkan adaylarının en önemli tartışma konusu zenginlerden alınacak vergiler. Eğer toplumun en zengin yüzde 1’lik kesiminin vergileri 1 puan artırılıp gelir vergisinin son dilimi için uygulanan oran yüzde 40 olursa Amerikan Hazinesi yıllık 157 milyar dolar ilave vergi geliri elde edecek. Son vergi dilimine uygulanan oran yüzde 45’e yükseltilirse bu defa Amerikan Hazinesi yıllık 276 milyar dolar ilave vergi geliri elde edecek. Böylece düşük gelir grupları ve orta gelirliler bu tutar kadar daha az vergi ödeyecekler. Bir de ilave vergi geliriyle öğrencilere daha fazla burs verilebilecek. Dolayısıyla Amerikan dar gelirlilerinin refahı artacak.
Siz karar verin: Zenginlerin vergisi artırılsın diyen başkan adayı mı seçimi kazanır, vergiler aynı kalsın diyen mi?

tg.com.tr
 

Benzer Konular

Üst
stat counter