Sarnıç

Dağın eteğine beyaz minareleriyle sarılmış bu şehrin lisesin­de biz herhangi bir sınıftık. Herhangi bir son sınıf olduk. Bir gün ardımıza dönüp bakmadan başkalarına bıraktık…Biz ne kadar seviniyorduk!..
Sanıyorduk ki, önümüzde hayat… Her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz… Birbirimizi liseden beri bırakma­yan dört arkadaş, evlenmiştik ve aynı mahallede oturuyorduk… Çevremizde her şey aynı idi. Bazen iki arkadaş bir araya geldiği­mizde okuldaki eski günlerimizi konuşurduk…
Harp zamanında idik… Anam bir sabah ekmeğin üstüne bel­li belirsiz tereyağ sürmüştü. Bütün ömrümce bolca tereyağlar sürülmüş ekmekler yedim, ancak o günkü lezzeti bir türlü unu­tamam… Gün geldi halkla aram bir uçurum gibi açıldı. Öyle lo­kantalarda yemek yedim ki, bir öğlen yemeği parasına beş kişi bir hafta doyardı. Etrafımda lavanta kokan beyaz kadınlar vardı. Herkes, her şey pırıl pırıldı. Ama neden her zaman küçük, mütavazi köşeler aradım? Dostlarımı, en sevdiklerimi bu çarşı içlerinin kara çocuklarından seçtim… Bir tezgâhta tülbent doku­yan narin bir kıza aşık oldum… Bir keçi kokusu sarmış ağıllarda çobanlarla arkadaş oldum.
Köylülerle beraber demir parmaklıklara asılıp içkili belediye bahçesinin içinden saz dinledim… Mahalle kahvesinde yirmi lira maaşlı posta dağıtıcıları, balıkçılar, dostsuz emeklilerle, altı kol İskambil oynadım. Dünya benimdi!
Mütamadiyen sual sorup hiçbir cevap alamadan evime dön­düğüm akşamların birimde karımı oturmuş ağlar buldum. “Kart, ocağın mı yanmaz? Çorban mı tütmez? Hasta mısın?” “Efendi, sayende hiçbir eksiğim, gediğim yok. Ne açım, ne açığım, halime şükrederim. Yalnız anamı, babamı özledim..”
Karım, hali vakti oldukça yerinde İstanbullu babasını gör­meye gideli neredeyse bir yıl oldu. Dönmedi. Babası bana birkaç satır yazdı:
“Muhterem Damadım,
Rızam olmaksızın sana varan sevgili kızım bana avdet etti. Çektiği sefaleti anlattı… Şimdilik karım göndermiyorum. Boşanmak istersen avukatım gelip seni görecektir. İstemezsen ben gelip seni göreceğim. Baki selam.”
Onun beni görmemesi için, dünyada yapmayacağım hiçbir şey yoktur.

Sait Faik Abasıyanık