Etiketli Kullanıcı Listesi

+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen Sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Ben Nuşirevan’dan daha adilim!

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi forumunda Ben Nuşirevan’dan daha adilim! konusunu incelemektesiniz.

Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Şam valisi olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşlarından olan Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmek ister. Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. ...

  1. #1
    AliA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    29-06-2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    64.824

    Standart Ben Nuşirevan’dan daha adilim!

    Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Şam valisi olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşlarından olan Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmek ister.

    Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, camiye bitişik olan arsasını satmak istemez. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir.

    Arsasını kaybeden Yahudi, komşusu olan bir Müslüman’a derdini anlatır. Sızlanır. Bana zulmedildi, der.Müslüman vatandaş da kendisine, Medine’ye git. Orada halife Hz. Ömer vardır. Derdini anlat. Ömer,son derece adildir, elbette seni dinler, der. Şamlı Yahudi Medine’nin yolunu tutar. Yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye ulaşır. Halifeyi sorar. Vatandaşlar bir hurma ağacının gölgesinde dinlenen halifeyi gösterirler. İşte halife bu zattır, derler. Adam Hz. Ömer’in yanına gider. Selam verip yanına oturur. Derdini anlatır. Hz. Ömer adamı dinler. Sonra bulduğu bir deri veya kemik parçasının üzerine şu cümleyi yazar: “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.” Kısa ve özlü bir cümle.

    Yahudi bu yazıyı alıp ayrılır. Ama yolda giderken de kendi kendine şöyle konuşur: “Şam’daki idarecilerin giyim,kuşam ve oturdukları yerdeki ihtişam ve debdebe nerde, Medine’deki halifede bulunan tevazu nerde.Şam’dakiler şu mütevazı halifeyi ciddiye alırlar mı? Hiç sanmıyorum.” Kendi kendine böyle konuşur.Sonunda Şam’a varır. Doğrusu valiye gitmek de istemez. Çünkü sonuç alamayacağı kanaatindedir. Bununla beraber, mademki yorulup da oralara kadar gittim, bari halifenin şu yazdığı cümleyi valiye vereyim, der. Valinin huzuruna çıkar ve deri parçasını uzatır.

    Medine’deki halifenin size mesajıdır, der. Vali bu cümleyi okuyunca, sapsarı kesilir. Uzun müddet başını yerden kaldıramaz. Sonra endişe içinde, başını kaldırıp şöyle der; arsanız size geri verilmiştir.

    Yahudi vatandaş hayret eder. Şaşırır. Bir tek cümlenin valiyi bu kadar sarsacağını hiç tahmin edememişti. Merak ve dehşet içinde sorar. Lütfen bana bu cümlenin neden sizi bu kadar dehşete düşürdüğünü anlatır mısınız der.

    Şam valisi Hz. Sad, bak der, sana bu cümlenin hikayesini anlatayım. O zaman benim neden bu kadar ürperdiğimi anlarsın:

    İslam’dan önce ben ve bugün halife olan Hz. Ömer İran taraflarına ticaret için gittik. Yanımıza 200 deve almıştık. İran’a vardık. Orada cirit oynayan gençleri seyrederken, birileri zorla elimizdeki develere el koydular. Çok kalabalık bir çete grubuydu, bir şey yapamadık. Elimizde para da kalmamıştı. Üzgün bir şekilde, geceleyeceğimiz bir eski han bulduk. Hanın sahibine de sıkıntımızı anlattık. Adam iyi biriydi.Bize yardım etti. Sonra da; gidip krala durumunuzu anlatın, o adil bir adamdır, mutlaka size yardım eder, dedi. Biz de sabahleyin kralın huzuruna çıkıp durumu anlattık. Şikayetimizi bir mütercim krala tercüme etti. Kral Nuşirevan dikkatle dinledikten sonra her birimize birer kese altın verdi ve olayı inceleteceğinisöyledi. Bize de, memleketinize dönün, dedi.

    Biz tekrar Han’a döndük. Ama doğrusu sonuçtan çok da memnun olmamıştık. Hancı sonucu öğrenince son derece üzüldü ve burada bir hata var, dedi. Gelin beraberce gidelim, ben size tercümanlık yapayım,teklifinde bulundu. Biz de gittik. Huzura çıktık.

    Hancı durumu Nuşirevan’a anlattı. Develerimize el koyan kişilerin kıyafetini, halini, olayın geçtiği yerianlattı. Dikkat ettik, Nuşirevan’ın yüzü sapsarı kesildi.

    Bir gün önceki mütercimi çağırttı. Ona sorular sordu. Sonra ayağa kalktı, her birimize 2 şer kese altın verdi, akşama kadar develeriniz gelecek, develeri alın ve sabahleyin burayı terk edin dedi. Ama giderken biriniz doğu kapısından, diğeriniz de batı kapısından çıkın, talimatını verdi. Bizler de bir şey anlamadan huzurundan çıktık.

    Akşamleyin 200 devemiz kapıya geldi. Durumu anlamak için hancıya sorduk. Neler oluyor dedik. Hancı şöyle dedi: Sizin develerinize el koyan kişi Nuşirevan’ın büyük oğlu ile veziridir.

    Bunlar bir çete kurmuşlar. Garibanların mallarına el koyuyorlar. Siz ilk gittiğinizde, mütercim bunu anlamış. Ama sizin sözlerinizi Nuşirevan’a yanlış tercüme etmiş. Böylece kralın oğlunu ve veziri korumuş. Ben sizinle gidip durumu anlatınca Nuşirevan bu oyunu anladı. Ama neden ayrı kapılardan gidin, dedi, ben de anlayamadım. Hele yarın olsun anlarız, dedi. Hz. Sad, anlatmaya devam ediyor: Ertesi gün ben doğu kapısından çıktım. Kapının çıkışında iki kişinin darağacına asılı olduğunu gördüm.

    Halk toplanmış seyrediyordu. Sordum kim bunlar ve suçları ne, diye. Dediler ki, bunlardan biri Nuşirevan’ın büyük oğlu diğeri de veziridir. Bunlar, buraya gelen iki Arap’ı soymuşlar. Ceza olarak Nuşirevan ikisini de asarak idam etmiştir. Nuşirevan kendi öz oğlunu idam etmişti.

    Hz. Ömer’in çıktığı kapıda ise bizim şikayetlerimizi yanlış tercüme ederek, kralın oğlunu korumaya çalışan kişinin asılı olduğunu gördük.

    İşte Hz. Ömer senin eline verdiği deri parçasının üzerine “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim” sözüyle bana bunu hatırlatıyor. Halkına zulmedersen seni darağacına çekerim diyor.

    Senin gözyaşlarına bakmam, tıpkı Nuşirevan’ın öz oğlunun gözyaşına bakmadığı gibi. Şimdi anladın mı neden benim benzim sarardı?

    Bu hadiseyi bire bir yaşayan Yahudi vatandaş, hem arsasını hibe etti ve hem de İslam’a girdi.

    Fazla söze gerek var mı sizce? Bence hayır. Bir yerlere adam seçerken, birilerine yetki verirken, kul hakkı söz konusu olduğunda, ceza ve mükafat dağıtırken, acaba Hz. Ömer gibi kılı kırk yarabiliyor muyuz? Sözüm elbette sadece yetkililere değil, herkese ama başta kendi nefsim olmak üzere herkese.

    SORALIM ÖĞRENELİM

    Japonya’daki Tsunami ve diğer felaketler kıyametin belirtisi mi? (Alişan Yıldız - Ankara)

    Hz. Peygamber (s.a.v.) hadislerinde kıyametten önce olacak belirtileri sayarken: su baskınlarını, yer çökmelerini, ilmin azalacağını, zinanın yaygınlaşacağını, binaların yükseleceğini, işin uzmanı dışındakilerin bina yapacaklarını, depremlerin çoğalacağını, savaşların çoğalacağını, yaygın hastalıkların ve toplu ölümlerin fazlalaşacağını, evin hizmetçisinin evin sahibini doğuracağını, yalın ayak ve düşük seviyedeki insanların yükseleceğini, şer insanların itibar göreceğini, camilerin çoğalıp içindekilerin azalacağını ve benzeri birçok belirtiyi sıralar. Ancak uzak dönemlerden bu yana İslam alimleri hep bu alametlerin gerçekleştiğini söylerler. Doğrusunu Allah bilir. Ama dünyanın ömrünün geçmişe göre azaldığını rahatça söyleyebiliriz. Son olaylar, kıyamet günü kapıdadır gibi değerlendirilmemelidir. Zamanını elbette ki Rabbim bilir. O, Ol dedi mi, her iş bir anda olur.

    Bir kadın birer hafta aralıkla regl olabilir mi? (Şule Arar - İstanbul)

    Hayır. Bir kadının regl halinden sonra, yani temizlendikten sonra ikinci kez regl olabilmesi için 15 gün temizlik süresi geçirmesi gerekir. Yani 15 günlük temizlikten önce görülen ikinci kanama adet sayılmaz.

    Geceleyin ölü gömülebilir mi? Cenaze namazı kılınır mı? (Rıdvan Civelek - Çorum)

    Cenaze namazının yasaklandığı bir vakit yoktur. Kerahat vakti olarak anılan ‘güneş doğarken, ortada iken ve batarken’ hariç olmak üzere her vakit kılınabilir. Cenaze namazı yukarıda saydığım mekruh vakitlerde kılınırsa kılınan cenaze namazı geçerli olur ama mekruh hoş olmayan bir iş sayılır. Ölü gece gömülebilir. Gece gömülmesini mekruh sayan alimler var, ama zaruret halinde bunun sakıncası olmaz.

    Nihat Hatipoğlu

  2. #2

    Üyelik Tarihi
    02-11-2008
    Mesajlar
    9.253

    Standart

    Bu olayı duymuştum, internette ararken burada da olduğunu gördüm.
    Herkesin, özellikle yöneticilerin ve yöneticilerimizin ibretle okuması ve ders alması gereken bir mevzu...

  3. #3
    SDN Okuru

    Standart nuşirevan

    Bu olay ibretlik bir olaydır. Ancak olayda belirtilen kişiler arasında geçmediği muhakkaktır. Zira H. Ömer ve Sad B. Ebi Vakkas daha doğmadan Nuşirevan M.579 tarihinde ölmüştür. Böyle bir olayın başka kişiler arasında olup olmadığı meçhul. Ayrıca Sad. B. Ebi Vakkas islamiyet geldiğinde daha 16 yaşındadır. Bu yaşta bir çocuğun irana ticarete gitme ihtimali düşüktür.

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 11-02-2010, 02:46
  2. AKPM’den Kıbrıs’ta daha fazla çaba çağrısı
    Nemesis - forum Gündem (Dünya/Türkiye)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15-09-2008, 22:59
  3. Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 09-09-2008, 20:10
  4. Rock’n Coke’da daha fazla kamp kurulacak
    warkortali - forum Konserler ve Haberler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16-07-2007, 21:55

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •