User Tag List

1. Sayfa - Toplam 5 Sayfa var 123 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 46

Bir lâhza 'huzur'

Diğer forumunda Bir lâhza 'huzur' konusunu incelemektesiniz.

Üreticiler, şemsiye kumaşlarını tek kişilik biçmeye başladıklarından beri yağmur değil, yalnızlıktır artık yağan... --- Mesaj Güncellendi --- Yönetici arkadaşlarımın hoşgörüsüne sığınarak uzun soluklu bir başlık daha açmak istedim. Siyasetten, kargaşadan ...

  1. #1
    |SeYYaH| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    1.638

    Standart Bir lâhza 'huzur'



    Üreticiler, şemsiye kumaşlarını tek kişilik biçmeye
    başladıklarından beri yağmur değil, yalnızlıktır artık yağan...


    --- Mesaj Güncellendi ---

    Yönetici arkadaşlarımın hoşgörüsüne sığınarak uzun soluklu bir başlık daha açmak istedim. Siyasetten, kargaşadan tamamen uzak, huzur veren resimlere huzur veren sözler ilave ederek oluşturulmuş bir konu diyelim.

  2. #2
    |SeYYaH| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    1.638

    Standart


    Ayrılıklar her zaman acı verir.
    Kimi zaman gitmesini bileceksin
    ...ARKANA BAKMADAN...
    Kimi zaman da onu sevdigini söyleyeceksin
    .....GEÇ KALMADAN.....
    Konu Darknes$ tarafından (08-01-2012 Saat 01:13 ) değiştirilmiştir.
    cgrszone bunu beğendi.

  3. #3
    neguvon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.260

    Standart

    Gitme lütfen son lez bak yüzüme gör içimdeki yangını ,dönme arkani bana gitme ne olur.
    |SeYYaH| bunu beğendi.

  4. #4
    |SeYYaH| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    1.638

    Standart


    Her yıl yapılan "en iyi buğday" yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı
    soruldu. Çiftçi: "Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta
    yatıyor." dedi. "Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden
    böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda, "Neden olmasın" dedi çiftçi.
    -"Bilmediğiniz birşey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan
    tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün
    kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam,
    komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor."

    DERS:Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik,
    nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.
    TeRaZi ve breakdancewar bunu beğendiler.

  5. #5
    |SeYYaH| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    1.638

    Standart


    Büyük velilerden Şakik Belhi bir kıtlık senesinde, herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda, zengin bir adamın kölesinin şakır şakır oynadığına şahit oldu.
    Yanına yaklaştı ve sordu:
    "Herkes kıtlıkla, açlıkla karşı karşıya olmaktan inler dururken sen neye güvenerek böyle oynayabiliyorsun?"

    Köle cevap verdi:
    "Herkesten bana ne? Benim için bir tehlike söz konusu değil. Benim efendimin 7-8 tane köyü var, her ihtiyacımız o köylerden sağlanıyor."

    Bu açıklama Şakik'i adeta bir şamar gibi sarstı. Çünkü kendisi de kıtlıktan dolayı endişe içindeydi. Ama köle onu uyandırdı ve kendi kendine şöyle dedi.
    "Hey Şakik, kendine gel! Şu köle nihayet bir insan olan efendisine bunca güveniyor, kendini emniyet içinde hissediyor. Sen ki bütün canlıların rızkını garanti eden ALLAH'a inanıyor, tevekkül ediyorsun. Bu nice tevekküldür ki rızık endişesi içindesin?"

    TeRaZi ve breakdancewar bunu beğendiler.

  6. #6
    |SeYYaH| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    1.638

    Standart

    Kim gâvur?

    Alman asıllı Muhammed Abdullah, Müslüman olmadan önce, papaz olarak vazife yapıyordu. Şimdi Hamburg'taki Türkler'e Türkçe vaaz veriyor.

    Müslüman olduktan sonra, Balıkesir'li bir Türk kızı ile de evlenen Abdullah'ın yolu bir gün, Türkiye'de bir bankaya düşer. Bankadaki görevli, yanındaki diğer memur arkadaşına Muhammed Abdullah'ın sarı saçları, sakalı ve Alman tipini kastederek,

    "Gâvura bak! herhalde döviz bozduracak?" diye seslenir.

    Çok iyi Türkçe bildiği için memurun söylediklerine bozulan Abdullah, memura;
    "Gâvur olduğum benim alnımda mı yazıyor?" diye sorarak, cebinden küçük bir Kur'an-ı Kerim çıkarır.
    Memura uzatarak, okumasını ister. Memur, -şaşkın vaziyette- okumasını bilmediği için okuyamayacağını belirtir.

    Bunun üzerine Muhammed Abdullah, Kur'an-ı Kerim'i hem okur, hem de manasını oracıkta verir. Görevli memura da son olarak şöyle der:

    "Sen ne biçim Müslümansın? Kur'anı-ı Kerim'i yüzünden okumasını bile bilmiyorsun. Şimdi söyle bakalım, sen mi gâvursun yoksa ben mi?!"

    TeRaZi ve breakdancewar bunu beğendiler.

  7. #7
    |SeYYaH| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    1.638

    Standart



    ...........

    Âdem de güçlü ve güzeldi.

    Yapılı AMA narindi.

    Zarif fakat heybetliydi.

    İnce AMA derindi.

    Toprağı dünyadan, suyu cennettendi.
    Bu yüzden gölgesi vardı.
    Farklıydı yani.



    Cennet sakinlerine göre bambaşka güzellikle güzeldi.
    Demem o ki, cennetin cem’i cümlesi

    ondan daha güzelinin olmayacağından neredeyse emindi.


    Tâ ki Havva yaratılıncaya kadar…


  8. #8
    |SeYYaH| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    1.638

    Standart



    Kendi halinde bir tüccardı. Bir gün kumaşları gemiye yükledi. Endonezya'ya gitti, oraya yerleşti. İşini orada devam ettirdi. Kumaşları kaliteliydi. Tam da halkın aradığı cinstendi. Kendisi de kanaat sahibi bir insandı. Kazancı az olsun, temiz olsun düşüncesindeydi. Bir gün geç geldi iş yerine. Eleman iyi bir kâr elde etmişti sattığı mallardan. Merak etti, sordu:

    - Hangi kumaştan sattın?
    -Şu kumaştan efendim.
    -Metresini kaça verdin?
    -On akçeye.
    -Nasıl olur?"
    diye hayret etti,
    -Beş akçelik kumaşı on akçeye nasıl satarsın? Bize hakkı geçmiş adamcağızın. Görsen tanır mısın onu?

    Eleman gitti, müşteriyi buldu, getirdi. Dükkân sahibi müşteriyi karşısında görür görmez, helâllik istedi ve fazla parayı müşteriye uzattı. Müşteri şaşırmıştı. Böyle bir durumla ilk defa karşılaşıyordu.

    -Ne demekti hakkını helâl et?

    Olay kısa sürede dilden dile dolaştı. Çok geçmeden kralın kulağına kadar vardı. Sonunda kral kumaş tüccarını saraya çağırdı. Kral sordu:
    -Sizin yaptığınız bu davranışı daha önce biz ne duyduk, ne de gördük. Bunun aslı nedir?
    -Ben, dedi tüccar, bir Müslüman'ım. İslâm dini böyle emreder. Müşterinin bana hakkı geçmişti. Dolayısıyla kazancıma haram girmişti. Ben sadece bir yanlışı düzelttim.
    Kral,
    -İslâm nedir, Müslümanlık nedir? Gibi peş peşe sorular sordu. Birer birer sorularını cevapladı. Kral ilk defa duyuyordu böyle bir dinin varlığını. Fazla zaman geçirmeden İslâm'ı kabul etti. Daha sonra kısa süre içinde de halk Müslüman oldu.

    250 milyonluk nüfusa sahip olan bugünkü Endonezya'nın Müslümanlığı kabul etmesindeki sır sadece beş akçelik kumaştı. Yapılan tek şey vardı sadece: İnandığı gibi yaşamak, sahip olduğu güzellikleri çevresiyle paylaşmaktı. Efendimizin müjdesi herkese açık: "Doğru ve güvenilir tüccar, kıyamet gününde peygamberler, Sıddıklar (doğrular) ve şehitlerle beraberdir." Yani, asıl etkili olan söz dili değil, hal diliydi. Konuşmaktan çok yaşamaktı. Anlatmaktan ziyade davranış dilinin devreye girmesiydi.
    breakdancewar bunu beğendi.

  9. #9
    |SeYYaH| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    1.638

    Standart

    yardım eden kuş gibi...

    ibrahim edhem'in arkadaşı Şakik belhi hayatını
    kazanmak için ticaret yapmaya karar verir. bunun
    için de uzaklara, başka şehirlere gitmesi gereklidir.
    ayrılmadan önce, herkesin sevgi ve saygı gösterdiği,
    kendisine güvendiği hocası ibrahim edhem'e uğrar.
    konuşup helâlleşir ve sonra vedâ ederek yola koyulur.
    ancak daha uzun bir süre görülemeyeceği zannedilen
    Şakik'i camide görünce, hayretle "niçin çabuk döndün?"
    diye sordu. Şakik belhi: "yolculuğumda çok acaip birşey
    gördüm, ondan döndüm"
    dedi... ibrahim edhem,
    "hayırdır inşa Allah, ne gördün anlat bakalım?" deyince de,
    şöyle anlatır şakik:

    "yolculuk esnasında, dinlenmek için kenar bir yere
    çekilmiştim. orada kör ve topal bir kuş gördüm. kendi
    kendime, bu kuş bu uzak yerde yalnız başına nasıl
    yaşıyor diye düşünürken, az sonra, ağzında yiyecek
    taşıyan bir başka kuş çıkageldi. bu böyle bir kaç defa
    oldu. bunun üzerine ben, "bu kuşu bu ıssız yerde
    rızıklandıran ALLAH, elbet beni de rızıklandırır. O'nun
    buna gücü yeter"
    dedim ve döndüm."


    bunun üzerine ibrahim edhem şöyle dedi:
    "şaşarım sana ey Şakik, niçin başkasının yardımıyla
    yaşıyan kötürüm bir kuş gibi olmağa râzı oldun da,
    hem kendisi için çalışan, hem de diğer düşkünlere
    yardıma koşan kuş gibi olmayı düşünmedin?"


    bu sözler üzerine Şakik, çok mahçup oldu. kalktı,
    ibrahim edhem'in elini öptü ve "sen bizim üstadımızsın
    ey ibrahim edhem"
    dedi ve sonra da terkettiği yola,
    ticaret yapmak üzre dönüverdi...
    breakdancewar bunu beğendi.

  10. #10
    |SeYYaH| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    1.638

    Standart



    Tam ortasındayım hayatın.

    Hem Siyah'a hem Beyaz'a yakın.

    Ara sıra mahşer, bazen de dünya işte!

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Bir tatlı huzur...
    Rqn Ltntp - forum Konu Dışı
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 30-11-2009, 19:09
  2. Bir hata varmı acaba?
    tonce - forum Forum Hakkında
    Cevaplar: 38
    Son Mesaj: 05-02-2008, 21:06
  3. Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 16-06-2007, 06:31
  4. Bir Sorum Olacaktı?
    RuNaL - forum SDN'e Önerileriniz
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 09-05-2007, 19:15

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

vBulletin Optimisation by vB Optimise.